top of page
1/1094

Nasıl Ölümse?


Beğenince bir benzerlik ararsın;

aynı burçtandık.


Onun anne babası Amerika'da küçük işlerde çalışan birer proleter, benim anne babamsa, Anadolu'da ne kadar olursa o kadar "küçük burjuva..."

Sahi, burjuvası ne zaman doğdu bu ülkenin? Ya emekten başka kutsallık, HAKtan başka Tanrı bilmeyen proleteri...


Neyse konuyu dağıtmayalım...


1935'te doğmuştu.


Ben doğmamıştım, ne doğması, düş gücü en yüksek bir kalkınma planında yer almayan, hayal bile edilemeyen bir varsayım,

O ise halesini oldurmaya çalışan bir yıldız;


Ben bebektim,

O listeleri altüst eden bir şarkıcı;


Ben çocuktum,

O oynadığı her role hakkını veren bir aktör;


Ben ilkyazımı yaşıyordum, "filizkıranların" yuva yaptığı bir acemilikle,

O ise 'Rock'n Roll'un Kralı', tek başına bir kültür olan dev, büyük oyuncu 'Elvis The Pelvis', asıl adıyla Elvis Presley olmayı başarmıştı bile.


1977'de öldüğünde çok gençti. Yeryüzünde dünya kadar hayranına " O ölmedi, bir yerlerde saklanıyor," dedirtecek kadar genç; 42 yaşındaydı.


Bense üniversiteye devam eden "aşkı bilmeden" ülke kurtarmaya soyunmuş bir küçük burjuva... Levis, Vrangler giyen, pos bıyıklı , üniversiteli türedi proleterlerin Marksist terminolojisiyle "çizmelerimin burjuvası..."


Onu üniversitede tanımıştım.

"Çocukken gerçek anlamda hayaller kuruyordum. Çizgi roman okur, kendimi çizgi kahramanı hayal ederdim. Film seyreder, filmdeki kahramanla kendimi özdeşleştirdim... " diyordu.

Ne kadar da bana, bize benziyordu...


Şimdi 87 yaşında olacaktı. Her gün öz sermayeden tüketen, zor yürüyen, görkemli dönemlerini bile anımsamakta zorluk çeken bir adam belki de...


Nasıl bir talihtir o ölüm?..


Ben şimdi yaşlanmaya döndüm.

Her gün rüşvet diyerek yemlediğim sokak köpekleri bile tanımazken beni,

O ise, her gün daha genç, hala en ünlü...




36 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

BABAMA MEKTUP

Comments


1/2