BİR ZAMANLAR MAZİYE BAK
- Nurten B. AKSOY

- 3 gün önce
- 2 dakikada okunur

Nurten B. AKSOY
*
Nerde Benim Çocukluğum
"İstanbul deyince aklıma martı gelir
Yarısı gümüş, yarısı köpük
Yarısı balık, yarısı kuş
İstanbul deyince aklıma bir masal gelir
Bir varmış, bir yokmuş" (B.Rahmi Eyüboğlu)
Bugün yolculuğumun ikinci günü. Kapalıçarşı'nın Nur-ı Osmaniye kapısından girip Beyazıt kapısına geldiğimde karşımda sanki "gel" dercesine bana göz kırpan Sahaflar Çarşısı’nı görüyorum ve ayaklarım gayri ihtiyari o yöne götürüyor beni.
Sahaflar Çarşısı; öğrencilik yıllarımızın en güzel anlarını geçirdiğimiz yerlerden biriydi. Bazen sırf gezmek için, bazen de yeni kitap almaya paramız yetmediğinde veya Osmanlıca derslerimiz için eski yazılı kitaplar gerektiğinde koşardık sahaflara. O eski, küçücük dükkanların loş, kitap ve rutubet kokan sandıklarında, raflarında bulmaya çalışırdık aradığımız kitapları ve bulduğumuzda dünyalar bizim olurdu. O küçük dükkanların gönlü kocaman, çelebi ruhlu sahipleri gülümseyerek, o bizim için çok değerli kitapları azıcık paralara verirlerdi bize.

Dün o küçük dükkanları aradım yine ama, tıpkı Bâb-Âli yokuşundaki kitapçılar gibi artık onlar da test kitapları ya da cicili bicili levhalar, hatıralık eşyalar satmaya başlamışlardı. Yani sahaflar gitmiş sadece adı kalmıştı sanki. Ama bu çarşının yüzümü güldüren tek tarafı kitapların üstüne pervasızca yayılmış onlarca kedi yavrusuydu ve çarşı esnafı neyse ki severek bakıyorlardı yavrulara.
Beyazıt Meydanına doğru yol alıyorum, bir zamanlar arkadaşlarımla altında oturup çaylarımızı yudumlarken edebiyat sohbetleri ettiğimiz Çınaraltı kahvesi yok olmuş, yine bir yumruk gelip oturuyor boğazıma. Oysa o kahvedeki çınarın altında ne vatanlar kurtarmış, ne şiirler yazmıştık bir zamanlar.
Yoluma devam ediyorum ve geliyorum o anlı şanlı İstanbul Üniversitesinin yani okulumuzun önüne. Sanki arkadaşlarım o kapıdan çıkıp yanıma geleceklermiş gibi heyecanlanıyorum. Şimdi önümde iki seçenek var; ya fakülteye gidip derse girmeliyim ya da Beyazıt'tan aşağı doğru inip çocukluğumu ve ilk gençliğimi geçirdiğim eve gitmeliyim.
"hani hüznünde yıkardın yüzünü
her şafak söktüğünde
sabah ezanlarının?
o ezanlarda hâlâ senin /duaların…
ah can,
ah canım,
sevdalım,
bu şehr-i İstanbul gibi karışığım,
ne vazgeçebildiğim,
ne yaşadığım…" (Ceyda Görk)
Beyazıt'ı Kumkapı'ya bağlayan yokuşun ortasındaydı evimiz, Köşklü Hamam Sokağı'nda... Eski İstanbul'un güzide semtlerindendi bizim mahalle. Beyazıt'tan aşağı doğru yürümeye başlıyorum… Soğanağa Camii'nin köşesine geldiğimde eski ahşap bir evin camından İsmail Dümbüllü * gülümsüyor bana, yokuşu inmeye devam ediyorum...

1960'lı yıllarda İstanbul'un en yüksek ahşap binası olan ve bir ramazan gecesi korkunç bir yangında kül olan Kuleli Konağın ve o gece, onun da yanmaması için çok çaba sarf edilen Vali konağının silueti beliriyor karşımda. Gözyaşlarımı zor tutuyorum ve o üç katlı, bir zamanlar terasında koruklarını yüzümüzü buruşturarak yediğimiz üzüm çardağı olan sevimli, sıcacık evimize geliyorum.
Ama o da ne? O sokakta artık ne bir ev ne bir komşu kalmış, bütün evler iş yeri olmuş, önlerinde çöp yığınları ya da çöpe atılmış anılar yığını... Oysa o evde yaşamımın en güzel günlerini geçirmiştim, sevgili Hacı annem ve kuzenlerimle.
Küçücüktük ama okullarımıza yürüyerek giderdik; ne servisler vardı o zamanlar ne dershaneler ne de okullara giriş sınavı... Bakkal amcamız, komşu teyzelerimiz göz kulak olurlardı bize.
Ama buralarda biraz daha oyalanırsam geriye dönmem mümkün olmayacak. Oysa daha fakülteye gitmem lazım; arkadaşlarım bekler beni...
ÇOCUKLUK
Affan Dede'ye para saydım,
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşım var, ne adım;
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiçbir şey sorulmasın benden;
Haberim yok olan bitenden.
Bu bahar havası, bu bahçe;
Havuzda su şırıl şırıldır.
Uçurtmam bulutlardan yüce,
Zıpzıplarım pırıl pırıldır.
Ne güzel dönüyor çemberim;
Hiç bitmese horoz şekerim! (Cahit Sıtkı Tarancı)
*İsmail Dümbüllü, 1897-1973 yılları arasında yaşayan geleneksel Türk Tiyatrosu'nun son temsilcisi; bir orta oyunu ve tuluat ustası.























































Yorumlar