top of page
1/1074

BİR BAYRAM ÖNCESİNDE GEÇMİŞE YOLCULUK

Nurten B. AKSOY

*

Bir zamanlar "Ah, nerede o eski günler, eski bayramlar" diyen büyüklerimize buruk bir gülümsemeyle bakar "Ne varmış canım bu eskilerde, ne bitmez bir özlemmiş bu böyle" diyerek sitem ederdim içimden.


Ama bu yıl bırakın o eski bayramları geçen yılki bayramı bile arar olduk. Neredeyse altı aydır ülkemizin üstüne bir kabus gibi çöken deprem felaketi, ardından esen seçim fırtınası, yaşanan hayal kırıklıkları ve yıllardır süren ekonomik koşulların yarattığı yoksulluk nedeniyle ne bayramın geldiğinin farkındayız ne de yaşadığımızın. Bir yandan ölümler, bir yandan yokluklar, bir yandan pahalılık derken bayram sevincini bile yaşayamaz olduk. İşte böyle düşünceler içinde kendimle baş başa bir yolculuğa yelken açarken Tv'de çalan "Ayrılık yaman kelime" şarkısı da eşlik ediyor bir yandan bana...

Çok uzaklara, çok eskilere yol alıyorum... İstanbul'un mütevazı semtlerinden birinde iki katlı, terasındaki çardağı, bahçesindeki kömürlüğü, pencerelerinin önündeki teneke saksılarda açan rengarenk çiçekleriyle şirin mi şirin bir ev... Ve bu evde yaşayan mutlu insanlar... İşte yola koyuldum, bu eve, hatırını soracağım, özlemle sarılıp koklayacağım sevdiklerimin yanına gidiyorum.

İnsanların henüz "köşe dönmeyi" bilmedikleri, alın teriyle kazandıkları helal lokmalarını huzurla yedikleri yıllar... Çocukların bir rugan pabuçla, bir basma elbiseyle en büyük mutluluğu yaşadıkları günler... Ve o günleri yaşayan biz mutlu çocuklar...

Bayramlar bir başka gelir, bir başka yaşanırdı o zamanlar. Günler öncesinden şehri terk edip, tatile kaçma planları değil, ziyaret edilip hatırları sorulacak akrabalar, büyükler düşünülürdü. Şimdiki gibi temizliğe birileri gelmezdi, evin anneleri kendisine yardım eden çocuklarıyla yaparlardı bayram temizliklerini güle oynaya. Pek bir marifetli anneler baklavalar açarken, o kadar da becerikli olmayanlar revani ya da kalbura bastıyla yetinirlerdi bizim evdeki gibi.

Günümüzde pek çoğumuzun sorguladığı kurban kesme ibadeti, çok eskilere dayanan bir inanç, bir gelenekti ama büyük bir saygıyla ve gerçekten inanarak yapılırdı o zamanlar. Kurban edilecek hayvan iki üç gün önceden alınır, adeta evde misafir edilir, severek okşayarak beslenirdi ve bayram sabahı tertemiz ve bembeyaz bir yemeniyle gözleri bağlanır dualar ve göz yaşlarıyla kurban edilirdi.

İnsanlar o yıllarda kurban kesmeyi dini bir vecibe olarak yerine getirirken, aynı zamanda kısıtlı geliri olan aileler özellikle çoluk çocuklarına hiç olmazsa bir iki hafta bolca et yedirme imkanı bulmuş olmanın huzurunu da duyarlardı.


Bayramı doya doya yaşadığım o çocukluk günlerinden bu günlere köprülerin altından çok sular geçti ve artık ben de o eskiye özlem duyulan yaşlara geldim, geçmişi özlüyorum, hem de çok özlüyorum, hele de bu yıl...


Çocukluğumun o riyasız, içten, sımsıcak insanlarını özlüyorum. Bir rugan pabucun heyecanıyla beklenen bayram sabahlarını özlüyorum. Evet, özellikle de o bayram sabahlarını ve öncesindeki bayram hazırlıklarını özlüyorum. Ama olsun varsın, biz yine de umudumuzu yitirmeyip gelecek güzel günleri bekleyelim. Her şeye rağmen sevdiklerimizle yaşayacağımız mutlu bayramlar için hep birlikte dua edelim...

35 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentarios


1/2