top of page

BEŞ GÜN ÖNCE BEŞ GÜN SONRA

Eğitimci-Yazar Nadir Gezer İle Söyleşi (1999)
Eğitimci-Yazar Nadir Gezer İle Söyleşi (1999)

Nadir GEZER'le SON KONUŞMA

*

DOĞAN SOYDAN

*

1950'li yıllarda tütün işçiliğinin ne denli zor olduğunu, tütün tüccarlarının çevirdiği dolapları, ben, “Hanife Nine'den Öyküler” kitabında okudum. "Hanife Nine'den Öyküler," Arifiye Köy Enstitüsü çıkışlı Nadir Gezer'in öykü kitabı... Bundan başka da çok sayıda kitapları olan Nadir Gezer ile sonraki yıllarda yakın arkadaş, dost olduk. Bursa’da sık sık buluşup söyleşirdik. Kendisi Edebiyat dünyasında tanınan, bilinen ve çok sayıda kitapları olan bir yazardı; benimse henüz bir öykü kitabım vardı o zamanlar. Bursa’nın ilçelerini birlikte gezdik, edebiyat etkinliklerine birlikte katıldık. Öykülerimi beğendiğini söyler, yazma konusunda beni yüreklendirmeye çalışırdı.

 

Günün birinde bir elinde fotoğraf makinesi bir elinde ses kayıt aygıtı ile evimize geldi, yazarlık yaşamımın ilk röportajını yaptı benimle. Kıyı Dergisinin iki sayfasını dolduran o söyleşi, yazma konusunda benim en büyük cesaret ve güven kaynağım oldu. Sonraki yıllarda kaleme aldığı uzun ve kapsamlı bir eleştiri yazısı da Dünya Gazetesi /Kitap ekinde çıktı, sevindim, gönendim. On yıldan fazla süren bu dostluk bağımız, benim 2004’te kent değiştirmemle birlikte gevşedi, giderek hepten koptu.

 

Aradan on altı yıl geçmiş. 05 Şubat 2020 sabahı… Gazetecilik yaptığım yıllarda telefon numaralarını kaydettiğim eski defter dikkatimi çekti; eskimiş, yıpranmış sayfalarıyla kitaplığın bir köşesinde durup duruyor. Aldım, sayfalarını bir bir çevirip baktım. Baktıkça eski dostları anımsadım; çoğu, onbeş yirmi yıl önceki halleriyle gözümde canlandılar. Bir süre -öylesine- karıştırıp durdum defteri. Telefon numaraları, isimler... adresler... Gördüğüm her numara her isim, elimdeki defterin yaprakları gibi beni de sarartıp solduran acımasız zamanın izi, görüntüsüydü sanki; hüzünlendim!


Derken, “Nadir Gezer” adı ve telefon numarası ilişti gözüme birden ve heyecanlandım. Bu, geçmişte yüzlerce kez, belki de en çok çevirdiğim telefon numarasıydı, biliyorum. "Nadir Gezer..." Acaba yaşıyor muydu?

Sonra yaşam öyküsünü bulup bir kez daha okudum: “19 Mayıs 1930, Eymir köyü, İnegöl doğumlu. Eymir Köyü İlkokulu, Arifiye Köy Enstitüsü, Gazi Eğitim Enstitüsü sonra İngiltere’de iki yıl dil öğrenimi… Bursa'da öğretmenlik, yöneticilik yapmış. Öykü ve roman yazarı.  

Hanife Nine'den Öyküler, Yürüyen Gece, Puslu Hüzün, Kırılgan Umutlar, Boşluktaki Adam, Aydınlığa Yürüyenler.” Bunlar, adıma imzaladığı kitapları.

 

Tarih 05 Şubat 2020. Doksan yaşında olmalı. Derken, şansımı denemeye karar verdim. Telefonun tuşlarına dokunmamla birlikte bir kadının kulağıma çarpan genç sesini duydum; ikinci eşiymiş.

—Ben Nadir Bey'in arkadaşıyım kendisiyle görüşmek istiyorum, dedim. Duyacağım ilk sesi beklerken ürkek bir kuş gibi tedirgindim; acaba yaşıyor muydu? Az önce kulağıma gelen ses, sanki evin en uzak en dip noktasına bağırıyor gibiydi:

—Nadiiir! Arkadaşınmış, biri seni soruyor.


Telefonun gezgin ahizesi, Nadir Gezer öğretmenin bulunduğu odaya götürülüp eline verilinceye değin benim kuş tedirginliğim devam etti.

 Aaa! o da ne? On beş yıldan beri duymadığım bu ses, otuz yıl önce duyduğum, dinlediğim o sesten daha berrak daha güzel; sözcükler otuz yıl öncesi gibi arı duru Türkçe, otuz yıl öncesi gibi kibar ve saygılı bir ses:

Efendim kusura bakmayınız lütfen, kiminle görüşüyorum? dedi.

Nadir Bey merhaba, ben Doğan Soydan… Nasılsınız?

Doğan mı? Siz ne iş yapardınız? Hay Allah!

……………… 

Doğan beyciğim, ben küçükken bir gözümde hafif bir kusur vardı, o gözüm iyi görmüyordu. Annem babam bir doktora götürüp göstermediler, öyle idare ettim işte. Geçen gün oğlum doktora götürdü, doksan yaşımda görmeye başladım, biliyor musun? Hay Allah!

—Nadir Bey hani bir zamanlar sizinle öyküler yazıyor, öyküler okuyorduk. Mahmut Makal Bandırma’ya gelmişti de birlikte oraya gitmiştik, hatırladınız mı?

—Mahmut Makal mı? Hay allah!

Oysa Mahmut Makal en yakın dostu, arkadaşıydı.

Söylediklerimin hiçbirini anlamadığı, algılamadığı belliydi. Sesini duyduğuma sevindim, teşekkür ettim, uzun ömür diledim. Telefonu kapattım.

 ***

Bugün 10 Şubat 2020. Nadir Gezer ile görüşmemizin beşinci günüydü. Bursa’da yayıncı, yazar Fehmi Enginalp paylaşmış Nadir Gezer'in ölüm haberini:

"Köy Enstitüsü çıkışlı, Köy Enstitülerinin ve Aydınlanmanın ödünsüz savaşımcısı eğitimci, yazar Nadir Gezer öğretmenimizin ölümü bizleri acıya boğmuştur. Başımız sağolsun!" diye yazmış Fehmi Enginalp.

 ***

Beş gün sonra ne olacağını bilmeden beş gün önce aramak, görüşmek!.. Güzel bir rastlantıydı bu... İyi ki aramışım iyi ki konuşmuşum o güzel insanla!

Beş günde neler oluyor neler; beş gün önce konuştuğum Nadir Gezer beş gün sonra yoktu!


bottom of page