top of page

ANNİBAL


Hannibal veya Annibal

( MÖ 247 – MÖ 183/181) yılları arasında yaşamış Sâmî ırkından gelen Kartacalı politikacı ve general.


Tüm zamanların en büyük askerî dehalarından biri olarak kabul edilen Hannibal, Scipio ve Philopoemen ile birlikte çağının üç büyük generalinden biriydi. Scipio onu şimdiye kadar yaşamış en büyük generallerden biri olarak kabul eder, Epir kralı Pirus'u ikinci sıraya yerleştirir, kendisini de üçüncü olarak kabul eder. Aynı sıralama Hannibal'a sorulduğunda o, Büyük İskender'in en büyük general olduğunu söyler. İkinci olarak Pirus'u gösterir, kendisini de üçüncü sıraya koyar Askerî tarihçi Theodore Ayrault Dodge Hannibal'ı "Stratejinin Babası" olarak nitelendirir ve en büyük düşmanı olan Roma'nın bile onu yine kendi taktikleriyle alt ettiğini belirtir.


Roma'nın en büyük düşmanı olarak II. Pön Savaşı'ndaki başarılarıyla tanınmıştır. Filleri içeren ordusuyla İber Yarımadası, Pireneler ve Alpler'den kuzey İtalya'ya girmiş ve Romalıları birkaç önemli savaşta yenmiştir.


Adının kökeni

Hannibal, Kartaca'da yaygın bir kişisel addı. Kartaca kaynaklarında ḥnbʿl olarak kaydedilmiştir. Bu, bilinen Kartaca erkek adı Hanno ile Kuzeybatı Semitik Kenanlı tanrı Baal'ın ("lord") bir kombinasyonudur. Kesin seslendirmesi tartışma konusu olmaya devam ediyor. Önerilen okumalar arasında Ḥannobaʿal, Ḥannibaʿl veya Ḥannibaʿal yer alır. Yunan tarihçileri adı Anníbas olarak yorumlarlar.


Kartacalılar kalıtsal soyadlarını kullanmazlardı, ancak tipik olarak aynı adı taşıyanlar diğerlerinden soyadı veya lakaplar kullanılarak ayırt edilirdi. Barca "şimşek" veya "yıldırım" anlamına gelen bir Semitik isimdir, Hamilcar'ın saldırılarının çabukluğu ve vahşiliği nedeniyle edindiği bir soyadıdır.


Yaşamı

İlk yılları



MÖ 247'de Kartaca'da dünyaya geldi. Birinci Pön Savaşı'nın ünlü kahramanı Kartacalı komutan Hamilcar Barca'ın oğludur. Bugünkü kuzey Tunus'ta doğdu. Birkaç kız kardeşi ve iki erkek kardeşi vardı. Küçük yaşlarda babası ile savaşlara katılmaya başladı. Babasının isteğiyle, Roma'ya karşı her zaman kin duyacağına dair ant içti. Kısa bir süre sonra babasının ölümünü müteakiben, eniştesi ve kardeşinin yardımıyla asker oldu.


Birinci Pön Savaşı'nda Kartaca'nın yenilgisinden sonra Hamilcar, ailesinin ve Kartaca'nın şanını düzeltmek için yola çıktı. Bunu göz önünde bulunduran ve Gades tarafından desteklenen Hamilcar, İber Yarımadası'ndaki kabilelere boyun eğdirmeye başladı. O zamanlar Kartaca o kadar kötü bir durumdaydı ki, ordusunu taşıyabilecek bir donanmadan yoksundu; bunun yerine, Hamilcar kuvvetlerini Numidia boyunca Herkül Sütunları'na doğru ilerletmek ve ardından Cebelitarık Boğazı'nı geçmek zorunda kaldı.


Polybius'a göre Hannibal, babasının yanına gelerek onunla gitmek için yalvardı, Hamilcar oğluna yaşadığı sürece asla Roma'nın bir arkadaşı olmayacağına yemin etmesini söylediği vakit gelmesine izin vereceğini söyledi. Hatta çok genç yaşta (9 yaşında) babasına onu denizaşırı bir savaşa götürmesi için yalvaran bir tarihi kaydı bile vardır.


Hannibal'in babası Hispania'nın fethi sırasında ölmüştür, Hannibal'in kayınbiraderi Hasdrubal, Hannibal'in (o zamanlar 18 yaşındaydı) emrinde subay olarak hizmet vermesiyle ordu komutasını aldı. Hasdrubal, Kartaca'nın İberya çıkarlarını birleştirme politikası izledi, hatta Roma ile bir antlaşma imzaladı.


MÖ 221'de Hasdrubal'ın öldürülmesi üzerine, Hannibal (26 yaşında iken) ordu tarafından başkomutan ilan edildi. Romalı bilim insanı Livius, Hannibal'in Kartaca ile yakın ittifak kuran güçlü bir İspanyol şehri olan Castulo'lu bir kadınla evlendiğini kaydeder.



Hannibal, komutayı devraldıktan sonra iki yılını mülklerini pekiştirmek ve Ebro'nun güneyinde Hispania'nın fethini tamamlamak için harcadı. Hannibal ilk seferinde Olcades'in en güçlü merkezi Alithia'ya saldırdı ve baskın yaptı, bu da derhal teslim olmalarına yol açtı. MÖ 220'deki bir sonraki seferi batıdaki Vaccaei'ye karşıydı ve burada Helmantice ve Arbucala'nın Vaccaen kalelerine saldırdı. Eve döndüğünde birçok ganimete sahipti.


Carpetani önderliğinde saldırıya uğradı ve Hannibal, ilk büyük savaş alanı başarısını kazandı ve Tagus Nehri savaşında taktik becerilerini sergiledi. Bununla birlikte, İberya'daki Hannibal'in artan gücünden korkan Roma, Ebro Nehri'nin oldukça güneyinde uzanan ve şehri himayesi altına alan Saguntum şehri ile bir ittifak yaptı. Hannibal bunu sadece Hasdrubal ile imzalanan antlaşmanın ihlali olarak algılamakla kalmadı, zaten Roma'ya bir saldırı planladığı için savaşı başlatma yolu olarak gördü.


Askerî hayatı

MÖ 221 yılında Kartaca'nın İspanya ordusunun komutanı oldu. MÖ 221'den MÖ 219'a kadar Ebro'nun batısındaki topluluklar üzerine hâkimiyet kurdu.


Hannibal, I. Pön Savaşı'ndan sonra Roma ile ikinci bir savaşın kaçınılmaz olduğunu biliyor, ilk darbeyi kendisi vurmak istiyordu. İspanya'daki konumunu sağlamlaştırdığı iki yılın ardından MÖ 219'da Roma'nın müttefiki olan Saguntum şehrini (bugünkü Sagunto) kuşattı ve sekiz ay sonra da ele geçirdi. Saguntum Kuşatması olarak anılan bu olay, tarihin en çok tanınan muharebelerinden birisidir. Saguntum Kuşatması'nı Kartaca parlamentosu da onayladı ve Roma'nın savaş ilan etmesi ile İkinci Pön Savaşı başladı. Hannibal kardeşi Komutan Hasdrubal'ı İspanya'da bırakarak İtalya üzerine yürüdü.


Hannibal'in ordusunda yüz bin asker ve 37 fil vardı. Ordusuyla kuzeye doğru yürüyen Hannibal, Pirene Dağları'nı Keltiber kabileleri ile dövüşe dövüşe geçti ve onları karşılamak üzere gelen Roma ordusundan önce Rhône Vadisi'ne vardı. Bölgedeki Romalılar ve müttefiklerini atlatmak için “Ya yeni bir yol bulacağız, ya yeni bir yol yapacağız” diyen Hannibal, vadinin yukarısından bir yay çizip Alp Dağları'nı geçti. Bu geçişte Montegnevre Geçidi ya da Küçük St. Bernard geçitlerini kullandığı tahmin edilmektedir. Büyük bir ordu ve filler ile antik çağ koşullarında yapılan bu yolculuk, çok büyük bir başarı olarak kabul edilir.

ANİBAL'ın ALP DAĞLARINI GEÇİŞİ
ANİBAL'ın ALP DAĞLARINI GEÇİŞİ

Pireneler ve Alp Dağları'nı geçerken hava koşulları nedeniyle ordusunun bir kısmını kaybeden Hannibal, kalan güçleriyle Po Ovası'nda hızla ilerledi. Ordusuna Keltler'in 14 bin savaşçısı da katıldı. Hannibal'in güçleri, onları durdurmaya gelen bir Roma ordusunu Trebbia’da yok etti (MÖ 218) ve yürüyüşüne devam etti. MÖ 217’de Apenin Dağları’nı geçerek Roma kentine doğru ilerleyen Kartaca Ordusu, Trasimene Gölü Muharebesi'nde ana Roma ordusunu bozguna uğrattı.


Hannibal’in ilerleyişi, Romalılar’ın vur-kaç savaşına girmesi ile yavaşladı.

Hannibal, bu gelişme karşısında Roma’yı kuşatmak yerine güneye inmeyi ve Latin şehirlerini isyana kışkırtmayı planladı. Onu durdurmak üzere gönderilen son düzenli Roma ordusunu Cannae Muharebesi’nde yendi. Bu savaşta Kartaca ordusu, “Hilâl düzeni” denilen taktikle Roma ordusunu tuzağa çekmiş ve tamamen yenmişti.


Cannae zaferinden sonra Güney İtalya Hannibal’in tarafına geçmişti. Ancak Hannibal'in artan prestiji Kartaca senatosunu korkuttu ve ona yeterli desteği göndermediler. Cannae Savaşı ile Roma'dan kopan Capua kenti, yeni bir ordu kuran ve güçlerini toplamaya başlayan Roma tarafından MÖ 211’de tekrar ele geçirildi. Hannibal'in MÖ 207’de Roma'ya yaptığı baskın geri püskürtüldü. Kardeşi Hasdrubal, İspanya üzerinden bir yardım ordusu ile gelmeye çalışırken Kuzey İtalya'da öldürüldü.


İtalya’nın güneyindeki dağlara çekilen Hannibal, Scipio Africanus komutasındaki Roma ordusunun Afrika'ya çıkması üzerine başkenti korumak üzere MÖ 203'te Kartaca'ya çağrıldı. Roma ordusu ile yaptığı Zama Muharebesi’nde yenilgiye uğradı.


Kartaca, Roma ile şartları çok ağır bir barış antlaşması yapmak zorunda kalmıştı. Savaşın ardından “suffes” (Roma’daki “konsül”ün karşılığı) seçilen Hannibal maliyeti ve ekonomiyi düzeltmeyi başardı. Ancak Romalıların baskısı ile Kartaca senatosu onu görevden aldı.


Scipio, Hannibal'ı yendikten ve 2. Pön savaşı bittikten sonra Plutarkhos'un aktardığı rivayete göre Scipio ve Hannibal buluşmuşlardır. Scipio kendisine en büyük üç komutanı sorduğunda Hannibal 1. olarak Büyük İskender'i, 2. olarak Pirus'u, 3. olarak kendisini söylemiştir. Bu söylemiyle Scipio'nun yerini değerlendirmeyince Scipio, Hannibal'a "Eğer ben seni yenmeseydim herhalde kendini 1. sıraya koyardın" deyince Hannibal onaylamıştır. Günümüzde çoğu tarihçi bu hikâyeyi uydurma olarak değerlendirmektedir.


Sürgün ve ölümü

Kendine karşı yükselen muhalefet yüzünden gönüllü sürgüne giden Hannibal, önce Seleukos İmparatorluğu olmak üzere Ermenistan'a ve Bitinya'ya giderek buradaki saraylarda askerî danışmanlık yaptı.


Birçok kaynakta Bursa şehrinin kuruluşu Hannibal ile ilişkilendirilir. Bitinya Kralı Prusias'ın yanında iken Prusias'a bugünkü Bursa'nın olduğu yerde bir şehir kurmasını öğütlediği ve şehirdeki ilk içme suyu şebekesini kurduğu düşünülür.


MÖ 183 veya 182'de Bitinyalı yetkililer tarafından Romalılara teslim edileceğini anlayınca yüzüğünde taşıdığı bilinen zehiri içmek suretiyle bugünkü Gebze yakınlarındaki Libyssa'da intihar ederek yaşamına son verdi.

ANİBAL'ın GEBZE'deki MEZARI
ANİBAL'ın GEBZE'deki MEZARI

1935'lerin sonuna doğru Atatürk, Hannibal'ın mezarının yerinin tespit edilmesi için bazı kurumları görevlendirmiştir. Mezar bulunamamış olsa da Atatürk'ün dile getirmiş olduğu Hannibal'ın mezarının bulunması ve bir anıt yapılması isteği vasiyet kabul edilerek Gebze'de TÜBİTAK arazisi içindeki Hannibal Tepe'ye 1981'de anıtı yapılmıştır. Daha sonra Gebze yerleşkesine su getirme çalışmaları sırasında bulunan bir mezarın Hannibal'a ait olduğu zannedilmektedir.


Miras

Antik dünyaya miras

Hannibal, Roma toplumunda birçok kişiyi büyük sıkıntıya soktu. Öyle bir figür haline geldi ki, ne zaman bir felaket meydana gelse, Romalı senatörler korkularını veya endişelerini ifade etmek için "Hannibal ad portas" ("Hannibal kapıda!") diye haykırıyorlardı.


Hannibal hakkında tarihçilerin elindeki kaynakların çoğu Romalılara aittir. Onu Roma'nın karşılaştığı en büyük düşman olarak görüyorlardı. Livius, bize Hannibal'in son derece acımasız olduğu fikrini veriyor. Cicero bile Roma ve onun iki büyük düşmanından söz ederken, "onurlu" Pyrrhus ve "zalim" Hannibal derdi.


Etkileri

Hannibal Barca'nın savaş stratejilerinden bazıları (Atatürk tarafından) Türk Kurtuluş Savaşı'nda da Yunan kuvvetlerine karşı başarıyla kullanılmıştır. Savaş tarihçisi Theodore Ayrault Dodge, ona "askerî stratejinin babası" unvanını vermiştir; çünkü en büyük düşmanı olan Roma bile onun savaş taktiklerini kullanmıştır. Hannibal'ın yaşamı ve savaşları birçok belgesel, oyun ve filme konu olmuştur. Öldüğü yerde günümüzde faaliyet gösteren bir okula adı verilmiştir.



KARTACA

Kartaca, antik dönemde Fenikeliler tarafından kurulan ve Akdeniz'de önemli bir ticaret merkezi olan şehir devletidir. Sonradan bütün Akdeniz'i konrol edebilecek bir imparatorluğa dönüşmüşse de Roma İmparatorluğu ile yaptığı Pön Savaşları sonucunda yıkılmış, günümüzde Tunus sınırları içinde yer alan tarihi bir alandır.

Ünlü PÖN limanları ve Kartaca Yerleşimi,
Ünlü PÖN limanları ve Kartaca Yerleşimi,

ANTİK KARTACA

Kartaca İmparatorluğu veya daha bilinen şekilde Kartaca, Lübnan'daki SUR kentinin bir kolonisi olarak MÖ 814 yılında Tunus yarımadasında kurulmuş olan bir Fenike kolonisi ve şehir devletidir. Bu şehir devletinin siyasî etki alanı MÖ 7. yüzyıldan MÖ 3. yüzyıl kadarki dönemde Kuzey Afrika sahillerinin büyük bir kısmı ile İber Yarımadası'nın sahillerinin büyük bir kısmını ve batı Akdeniz adalarını ihtiva etmekte idi.

Kartaca şehrinin ismi, Fenike dilinde Kart-hadaşt yani "Yeni Şehir" anlamına gelmektedir. Kart Hadaşt, 22 sessiz harften oluşan Fenike alfabesiyle QRT-HDST olarak yazılmaktadır.

ANTİK KARTACA ve karşısında yer alan  Roma imparatorluğunun kurulduğu İTALYA
ANTİK KARTACA ve karşısında yer alan Roma imparatorluğunun kurulduğu İTALYA


FENİKELİLER


Fenikeliler, MÖ 1500-300 yılları arasında Akdeniz'in doğu kıyılarında yaşamış, denizcilik ve ticaretle öne çıkan bir Sami halkıydı. Şehir devletleri halinde örgütlenmişler, Kartaca gibi koloniler kurarak Akdeniz'de geniş bir ticaret ağı oluşturmuşlardır.


Fenike alfabesi, 22 harfli yapısıyla modern yazı sistemlerinin temelini oluşturmuş ve Yunan ile Latin alfabelerine aktarılmıştır. Ayrıca cam işleme, mor boya üretimi ve gemi yapımındaki teknikleriyle öne çıkmışlardır.


Ticaretleri sayesinde Doğu ile Batı arasında kültürel etkileşim sağlamışlar, antik medeniyetlerin gelişimine katkıda bulunmuşlardır


Yorumlar


bottom of page