top of page
1/2

BURSA’NIN SİNEMA TARİHİ

Güncelleme tarihi: 27 Oca 2021

İlk sinema gösterisi İstanbul’da 1908 yılında Fransız Pathe firması tarafından bir birahanede yapılmış. O yıllarda henüz büyük salonlara ihtiyaç duyulmuyordu. Dört yıl sonra aynı Firma Bursa’da Setbaşı civarında Olimpos adıyla Nasuh Paşa Hamamı arkası veya civarında küçük bir yerde film göstermeye başlar.

1912 yılında Bursa’da Şark Tiyatrosu açıldı. Bu bina Yunan İşgali sırasında işgalcilerin ikinci karargâhı oldu. Bu yüzden halk arasında uğursuz bina olarak bilindi ve kaderi de öyle oldu.

Türk Ocakları Derneği Setbaşı’ndaki şimdi yerinde okul bulunan eski Ermeni Kilisesi’nde film gösterdiğini o dönemin yayınlarından biliyoruz.

İstanbul’daki sinema isimleri kısa sürede Anadolu’ya yayıldı. Dünya, Melek, Asri, Yıldız, Güneş gibi sinema isimlerine her şehirde rastlanılırdı.


Bursa’da Gösterilen İlk Film Ateşten Gömlek

Bursa’da ilk sinema 1920’lerde, Cumhuriyet’in ilanından bir iki yıl sonra açılmış: Adı Muallimler Birliği Sineması’ydı. Muallimler Birliği Sineması’nın bugünkü Setbaşı İlköğretim Okulu’nun bulunduğu yerde olduğunu (Eski Türk Ocakları Binası) 1921 Gemlik doğumlu, Bursa ve Sinema sevdalısı Murat Akgün, Murat Akgün tarafından ifade ediliyor. Akgün’ün Nihat Kayabaşı ile yaptığı söyleşide, “Setbaşı İlköğretim Okulu’nun olduğu yerde var olan ve kullanılmayan Ermeni Kilisesi boşaltılarak, sinemaya dönüştürülmüş. Altta, sandalyeden daha güzel, tek tek yapılmış, güzelce düzenlenmiş oturulacak yerleri, açılır kapanır kanepeleri vardı. Makinist yeni üst bölümdeydi.”


1929 yılının sonlarında gittikleri film için, sinemaya giriş ücreti için beşer kuruş toplamışlar ve öğrencilere sessiz bir film göstermişler. Gösterimdeki film, Halide Edip Adıvar’ın romanından uyarlanan ‘Ateşten Gömlek’ filmiymiş. (Kayabaşı Nahit, “Beyaz Perdede Zaman”, Bursa Defteri, Mart 1999, Sayı: 1, s. 94)


Muhsin Ertuğrul’un bir filmi savaşın hemen bitiminde 1923 yılında çekilmiş. Filmde, Bedia Muvahhit, Neyyire Neyir gibi Türk kadınları ilk defa rol almışlar. Murat Akgün; “işte biz çocuklara onları göstermek istiyorlardı anlaşılan. O zamanlar harpten yeni çıkılmış. Cumhuriyet ilan edilmiş… Yeni bir Türkiye var. Yeni bir anlayış, yeni bir eğitim verilmek isteniyor… Görgümüzü arttırmak, ufkumuzu genişletmek için götürmüşlerdi bizi oraya… İkinci filmi de Muallimler Sinemasında seyrettim. ‘Malek Harbe Gidiyor’ diye bir filmdi. Bir komiğin filmiydi”.

Daha sonra Saray Caddesi’nde bugünkü İskender Kebapçısının olduğu yerde eski tütün depolarının düzenlenerek 1932 yılında Milli Sinema açıldı. Aile sineması olarak ünlenen bu sinema 1940 yılında kapandı. 1951 yılında yeniden açıldı.


Nazım ve Bursa


Nazım hikmet çok sayıda senaryo yazdı ve küçük bir ekiple İpek Film hesabına üç kısa film çekti. Düğün Gecesi/Kanlı Nigar (1933) İstanbul Senfonisi (1934), Bursa Senfonisi (1934). Maalesef bu filmler kayıptır. Nazım Hikmet 1937 yılında tek uzun metrajlı filmini çeker, “Güneşe Doğru”. Filmin başrollerinde Arif Dino, Ferdi Tayfur, Mediha ve Reşit Baran oynamıştır.

Aysel Bataklı Damın kızı, Söz bir Allah Bir, Düğün Gecesi/Kanlı Nigar, Tosun Paşa, Leblebici Horhor Ağa, Kahveci Güzeli, Balıkçı Güzeli, İstiklal Madalyası ve Kızılırmak Karakoyun Nazım Hikmet’in yazdığı senaryolardan filme alınmıştır.

Dış sahneleri Bursa ve Samsun’daki Yörükler arasında çekilen Kızılırmak Karakoyun iki defa filme alınır. 1947’de Muhsin Ertuğrul ve 1967’de Yılmaz Güney. Nazım Hikmet, takma ad olarak Ercüment Er ve Mümtaz Osman isimlerini kullanmıştır.


Nazım Hikmet’in 1934 yılında “Bursa Senfonisi” adında bir kısa film çevirdiğini Giovanni Scogomillo’nun Türk Sinema Tarihi kitabından öğreniyoruz.

Bursa’da çekilen en eski film Haber 7. Com sitesinde 18.02.2013 tarihinde haber olmuştu. “Dünyanın çeşitli yerlerinde 1896 yılından bu yana çekim yapan Fransız Gaumont Pathe Firması arşivinden çıkan filmlerin 20'nci Yüzyıl başlarında, Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit döneminde çekildiği tahmin ediliyor. Sessiz filmlerden 'Eski Osmanlı Başkenti Bursa' ismini taşıyan ilkinde, kentten genel görüntülerin yanı sıra, Göksu Vadisi, hamamlar ve Muradiye'nin bahçelerine yer veriliyor. 'Anadolu'nun Yollarında' isimli diğer filmde ise, yakıcı güneş altında Bursa'ya seyahat anlatılıyor. Yolda verilen molanın yanı sıra tarihi Abdal Köprüsü'nden geçişin yanı sıra o dönem seyahatlerde kullanılan bineklerin önemi vurgulanıyor.”


HALKEVİ ve SİNEMA KÜLTÜRÜNÜN OLUŞMASI


Cumhuriyet döneminde sağlık–ulaşım–tarım–hayvancılık–sanayi alanlarının yanı sıra büyük bir çağdaşlaşma hamlesi başlatıldı. Art arda yapılan ölçü, kılık–kıyafet, medeni kanun, Latin harflerine geçildi. Bu devrimlerinden sonra “eğitmenler” yoluyla okuma–yazma seferine girişildi. Bu seferberlik kurulan Halk Evleriyle taçlandırıldı.

Bursa ve ilçelerinde kurulan Halkevleri, yaptıkları tiyatro–edebiyat faaliyetleri ve sinema gösterileriyle kültürel seviyeyi yükseltmek için büyük çaba harcamışlardır. Bursa’da sinema kültürünün yayılmasında Bursa Halkevi’nin katkısı göz ardı edilemez. 1933 yılında kendi salonlarında Almanya’dan getirilen faydalı belgesellerle başlayan bu süreç filmlerle devam etmiştir.


Bursa Halkevinin Sinema Alanındaki Faaliyetleri

Bursa Halkevi, ağırlıklı olarak tiyatro faaliyeti yapmıştır. Sinema yoluyla da kültürel seviyenin yükselmesi için çalışmışlar ve bu amaçla belgesel film oynatmışlardır. Halkevi tiyatro ve film ile yetinmemiş, kukla, orta oyunu ve karagöz gösterileri düzenlemiştir. (Dr. Mine Akkuş, Bursa Halkevi ve Uludağ Dergisi, s:130-131, Bursa 2011)

Almanya’dan sağlık, sosyal, ahlak konulu filmler getirilmiş, bu filmler Türkçeye çevrilmiştir. 1933 – 34 yıllarında Almanya’dan getirilen siyah-beyaz filmler Bursa merkez ve köylerinde gösterilmiştir. Bu amaçla biri seyyar 2 adet projeksiyon makinesi satın alınmıştır. [Dr. Mine Akkuş, Bursa Halkevi ve Uludağ Dergisi, Bursa 2010]

Haydarpaşa öğretmenlerinden Cemal Yener tarafından, “Türkiye’de Hayal ve Karagöz” konulu bir konferans verilmiş, gösterinin ardından Karagöz ve film gösterileri yapılmıştır.


Halkevi, 1943 yılında da kültürel amaçlı belgesel gösterilerine devam etmiştir. Halkevi tiyatro kolundaki bazı kişiler, “Büyük İtiraf” adlı filmde Cahit Irgat’la birlikte oynamışlardır.


Halkevi, Ulucami yanındaki eski bir medreseyi sinemaya çevrilmiş ve burası, “İstanbul Sineması” adıyla işletmeye açılmıştır. Halkevi temsil komitesi, halkı sinema konusunda bilinçlendirmek için, 19 Mayıs 1947 yılında Bursa’ya gelen yazar ve rejisör Vedat Örfi Bergü’den, “Filmcilik ve Bir Film Nasıl Yapılır” konulu bir konferans talep etmiştir.

Ancak bu sinema yangın geçirip, harap olunca Halkevi salon sıkıntısına girmiştir. Temsillere ara verilmiş, sinemaların fazla kira istemesi, salonları iki gün önceden vermek istememeleri temsil komitesini başka bir çare aramaya itmiştir. İngiliz kültür heyetinden alınan filmler halkevinin 16mm’lik sinema makinesiyle, her ayın 15 ve 18. günleri halka ücretsiz film gösterisi yapılmıştır.


Ünlü caddedeki Milli Sinema bu amaçla kullanılmış ve önemli sayıda insana ulaşmıştır. Matbuat Genel Müdürlüğü’nün propaganda amacıyla çektiği ve illere gönderdiği, “İnönü Kampı” ve “Sümerbank’a ait sanayi kuruluşları”nı anlatan kısa metrajlı filmler, okullarda ve haftanın belli gecelerinde halka izlettirilmiştir. 1945 yılında Ankara Stadyumu’nda yapılan, 19 Mayıs Gençlik Bayramı ve Bursa Merinos fabrikası önünde çekilen Kılıç – Kalkan oyununun filmi, halkevinde gösterilmiştir.


Bursa Halkevi de 1941 yılında sinema gösterilerini sunmuş ve 6 bin 600 kişi gösterilen filmleri izlemiştir. 1941 Mayıs ayında 11 film gösterilmiş, ayrıca hükümet meydanında (Heykel önü) portatif perde ile kurulan Meydan Sineması faaliyetini sürdürmüştür.


Halkevi salonunda 1941 Temmuz’unda, 16 sinema gösterisi yapılmış, Meydan Sineması gösterilerine devam etmiş ve bu defa 27 bin kişi film izlemiştir. Halkevi, salonunda belgeseller gösterilmeye devam etmiş; “Atatürk’ün nutku, cenaze töreni, Hatay’ın kurtuluşu ve Kara Dev” belgeselleri gösterime sunulmuştur. Halkevi’nin gösterdiği filmler, CHP Genel Merkezi ve Milli Eğitim Bakanlığı’nca gönderiliyordu. Halkevi Meydan sinemasında film göstermeye devam etmiştir.

*

Şinasi Çelikkol (25 Temmuz 2015); “Elli yılların başında Atatürk Cadde’sinde iki doktor muayenehanesi ve evi bulunuyordu. Diş doktoru Şadi Bey’in evinin duvarı yüksekti, 2,5-3 metre vardı. Bu duvara perde çekilir ve film oynatılırdı. Film makinesi Belediye tarafındaydı. Gece yoldan pek araç geçmezdi, Bursa’da çok az motorlu taşıt bulunuyordu. Kaldırıma oturup, oynayan filmleri seyrederdik.


Belediyenin karşısında Romans çay bahçesinin yanında Dağcılık kulübü bulunuyordu. Kardeşim Erdinç Çelikkol ilk defa burada sahneye çıkıp, şarkı söyledi. 1952 veya 1953 yılında Müzeyyen Senar ve Recep Birgit burada bir konser verdiler. Babamın ricasıyla kardeşim Erdinç Çelikkol sahneye çıkıp, “Bakmıyor Çeşmi Siyahım” şarkısını söyledi. O zaman 14 yaşındaydı. Şimdi tiyatro olan bina Halkevi olduğu zaman, terasında düğün yapılıyormuş”.


CUMHURİYETİN İLK YILLARINDA BURSA’DA SİNEMA

1923-1950 yıllarında Bursa’da sinema salonları

Okur yazar oranının güçlükle yüzde on-on beşlere zar zor yükseldiği yıllar (Ülkemizde okur yazar oranı 1980’li yılların başında %51’i geçti). Üstüne üstlük 6 yıl süren İkinci Dünya Savaşı yılları…Günde birkaç saat yayın yapan telsiz (radyo) ve zar-zor ulaşılan gazeteler…

Eğlence olarak meddah, cambaz, karagözcüler ve sinema…

Sinema okur yazar olmayan kitlelerin eğlendiği, dış dünyayı gördüğü, tanıdığı bilinçlendiği bir dünyaydı.

Ülkemizde bu yıllarda güçlü ve dış dünyaya yönelik bir sinema sektörünün doğmamasının sebebi sinema salonlarının ve doğal olarak seyircinin azlığıdır.

Doğal olarak sinemayı tiyatrocular başlattılar.

Bu işin öncüsü Moskova’ya sinema eğitimi almaya gönderilen Muhsin Ertuğrul oldu. Dönemin sinema anlayışının Nazım Hikmet tarafından zorlandığını görüyoruz.

Bursa’da dört kapalı ve üç yazlık sinemanın dışında Merinos ve Suğni İpek ve Karacabey Harasında sinema salonları vardı.

Doğal olarak Bursa’nın gözü bu sinemaların üzerindedir. İstanbul’dan gelen tiyatrolar, sihirbaz ve komikler burada program yapar, Sanatçılar burada konser verirlerdi

Sinema aynı zamanda sosyalleşme yeriydi. Şehrin kenar mahallelerindeki yazlık sinemalar gençlerin kavga yeriydi. O dönem kavganın da bir eğlence olduğunu unutmayalım. Mahalle gençleri sinemaya gelen bir başka mahalle gençleriyle kavga etmeye gelirlerdi. Karaborsa bu yıllarda da vardır.

Sinemalardaki asayiş olayları gazetelerde (gazetelerin dört sayfa olduğu düşünülürse) geniş bir yer bulurdu.

Bursa doğal güzellikleri, büyük çiftlikleri, Uludağ’ı, tarihi hamamları ve Çelik Palas oteli ile filmler için doğal plato olma özelliğini sürdürmüştür. Senaryosunu Nazım Hikmet’in yaptığı Bataklı Dam’ın Kızı Aysel’le başlayan süreç günümüze kadar sürmüştür.

Şark Sineması

Hem tiyatro hem de sinema olarak kullanılan Şark Tiyatrosu; Mustafa Kemal Atatürk’ün Bursa’ya yaptığı birinci ve ikinci gezilerinde gerçekleştireceği iki önemli konuşmaya da tanıklık edecektir. Şark Tiyatrosu, Cumhuriyet sonrasında çoğunlukla “Şafak Sineması” adıyla, sinema olarak kullanılmıştır.​​

Türk Ocağı Tiyatrosu ve sineması

1926 yılında Setbaşı İpekçilik yokuşundaki Ermeni Kilisesi tiyatroya dönüştürülmüştür. Burada Muallimler Birliği Sineması adıyla sinema gösterimleri yapılmıştır. Darülbedayi’nin Bursa turnelerinde Türk Ocağı Tiyatrosu’nu kullanmıştır.

Vasfi Rıza (Zobu) Darülbedayi’nin birçok oyun sahnelediği salonun yerini şöyle tasvir ediyor.

“Hükümet meydanından Yeşil camiine gitmek için Setbaşı denilen yerde bir köprüden geçilir…Köprünün öbür başında sağ tarafa tesadüf eden kısmında eski bir kilise, etrafında da odalar vardır. Burasını Türk Ocağı’na vermişler. Ocak da bu metruk kilisenin içine bir sahne yaparak tiyatro salonu haline koymuş.”

Milli Sinema

Milli Sinema, Ünlü Caddede tütün deposundan bozma ama bir binadır. Kısa sürede Bursa’nın en gözde sineması olur. Sonra işletmecisi değişir, yeni işletmeci eski kaliteyi yakalayamayınca gözden düşer kapanır. Daha sonra yerine 11 Aralık 1953 yılında “Yeni Sinema” açıldı. Bu sinema yıkılacağı 70’li yılların ortasına değin varlığını sürdürdü.

Tayyare Sineması

Ünlü mimar Arif Hikmet Koyunoğlu´nun projesi doğrultusunda Tayyare Cemiyeti (Türk Hava Kurumu) tarafından yaptırılmış ve 1932 yılında hizmete açılmıştır. 1945 yılında Bursa Belediyesi tarafından satın alınan bina, uzun yıllar sinema ve hizmet binası olarak kullanılmıştır.

Tayyare Sineması’nın otuzlu yıllarda Bursa kültür hayatındaki yerini en güzel aşağıdaki ilan anlatır:

23 Nisan 1935, Bursa Sesleri gazetesi, Tayyare Sineması ilanı:

“Tayyare Sinemasının ses makinesi tamamen değiştirilmiş ve en son model teçhizatla mükemmel bir hale konulmuştur.

Bayram Haftası Programı

1- Paganini​​

Mümessilleri: İvan Petrovçi, Eliza Illiard

Büyük Napileon’un hemşiresinin aşkını gösterir filimdir. Büyük müzisyen olan (Paganini) filmini mutlak görmeği tavsiye ederiz.

2- İki gönül bir olunca

Mümessilleri: Klodet Koliret, Klark Gagle

Bu yepyeni temaşanın size vereceği aşk macerası, zengin dekorlarla vaktinizi pek güzel geçireceksiniz.

3- Maceralar Kralı

Mümessilleri: Yok Jons

Beyaz Atlı namile maruf meşhur artist Yok Jont tarafından çevrilen ve hakikaten dünya sinema meraklılarını heyecandan heyecana sürükleyen bu film dahi Bayram münasebetiyle yüksek fedakârlıklarla programa dahil edilmiştir.

4- Harp Kahramanları

Harbi Umumî esnasında Fransa’da çarpışan Alman ve Amerikan muharebelerinden sahneler vardır. Aynı zamanda Amerika’nın hali hazır vaziyetinde makinenin yükseldiğini ve buna mukabil sefaletlerin arttığını göstermektedir.

İlâveten Gösterilecek Filimler:

5- Kuleli mektebi 1935 senesi mezunları münasebetiyle tören

6- Almanca müzikli komedi

7- Kâbe’den Kudüs’e kadar seyahat

8- Kadın Avcısı

Fiyatlar: Loca: 150, Hususi: 30, Balkon: 25, Duhuliye: 20

Gündüz seanslarında öğretmen ve okurlara Hususî ve Balkon: 20, Duhuliye: 10 kr.

Matineler: Pazar günleri saat 1, 3 --- (2 Matine)

Suareler her gece tam saat (8,30) da

Kışlık sinemalar, daha doğrusu kapalı sinemaların programları ANT gazetesinde yer alır.

Sinemalarda sadece film oynamaz, güreş de yapılır.


Yerel gazete haberlerinden 1950 yılı öncesinde Altıparmak İpek, Lale, Nilüfer, Setbaşı ve İnci yazlık sinemalarının olduğunu öğreniyoruz. Bunların dışında seyyar sinemacıların arttığını görüyoruz.

Bunlardan birisinin kadın olması ilginç olmalı.

KAYNAKÇA

Abisel, Nilgün, Türk Sineması Üzerine Yazılar, Ankara-2005

Akkuş, Mine, Bursa Halkevi ve Uludağ Dergisi, Bursa-2011

Bütün C. Günay, R.N., Şahin M.M. “Merinos”, Ocak 2015, Bursa

Çalıkuşu, N.- Kemankaş, İ., Kapılar, Ağustos 2013 olay TV

Kayabaşı Nahit, “Beyaz Perdede Zaman”, Bursa Defteri, Mart 1999, Sayı: 1, s. 94

Lüleci, Yalçın, Erken Cumhuriyet Döneminde Atatürk ve CHP’nin Sinema Politikaları, Türkiye İletişim Araştırmaları Dergisi, 2018, sayı:31, s,222-248

Menteş, Niyazi, Bir Sinemacının Künyesi, Söyleşi: Bursa Defteri Sayı Ağustos 1999, sayı:4, s.34

Peker, Ekrem Hayri, Benim Sinemalarım, Bursa Araştırmaları Dergisi s:38

Scogomillo, Giovanni, Türk Sinema Tarihi, İstanbul-2014

Yayın, Deniz, Perdeye Vuran Bursa, Bursa’da Yaşam, Bursa, Kasım-2012

Gazeteler:

Ant

Bursa Hakimiyet

Haber

Hâkimiyet Milletindir

Milliyet

Olay

Yeni ANT

83 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör