top of page

EZİLENLERİN PENCERESİNDEN BAKABİLMEK

Güncelleme tarihi: 27 Ara 2020


Devlet, iktidar kavramı üzerine düşünmek,aynı zamanda, egemenlik kavramı üzerine düşünmektir. Bizdeki sol fikirle bakışta iktidar politik olan tahakküm ilişkilerin üst yapısal sorun olarak bakar böyle politik okuma yaparız.


Sınıflar ortadan kaldırıldığında politik olanın adı alt yapıdaki yereldeki demokrasidir. Bizim ülkemizde çoğunluk meselelere duygusal etnise, devletçi noktadan bakmayı temel alır. Siyasal sınıfsal bakan anlayış ise meseleye toplumcu ve toplumsal bakmayı temel alır. Günümüzde ise meselelere yerelden bakmayı, çevreden insandan bakmayı yerinden yönetim üzerinden değerlendirir.


Bizde demokrasi denilen Türklerin sunni Müslümanlara demokrasi, diğer kesimlere anti demokrasidir. Demokrasiye nasıl ulaşacağız, bütün mesele sormamız gereken soru cevaplaması gereken burasıdır.


Nasıl kendi savunması kendini öz savunmasını yapmayan toplumlar, baştan kaybetmiştirler.

Özlemlerimizin umutlarımızın sınırı yoktur. Umudu büyütmek ve bunu pratiğe dökmek bireyin kendisinde başlamasıdır. En büyük engel ise bireyin kendisidir.


Burada ahlak buradaki namus, yeter ki toplumcu us'la aşkla ortaya koyulsun. Sistemin penceresinden devletin erkin penceresine bakmak oradan bir şey beklemek zaten meseleye yenik başlamışız demektir. Duyulan ihtiyaç kollektif ve özgür yaşamın kapısından içeri girebilme ve kendimiz olabilme mücadelesinde tufandan cıkmış gibi davranmalı, kendimiz olabilmeyi diyalogun temeli almalıyız.


Eski dünyanın kapısında büyük bir şekilde kendin ol yazar. Kendimiz olabilmeyi ortaklaşa yaşamı özgürlük anlayışıyla, bilgiyi aklı toplumcu anlayış üzerinden diyalogcu tarzla başlamalıyız. Sistemin modernizmin eğitimini müfredatını ezenler anlayışı olduğunu, içi doldurulmuş moderniteye yarayacak kendisi olmayan bilgileri bu sistemin karşısına “özgür konuşan hakkını arayan özgürleşmeyi, konuşmada, diyalogda gören anlayıştan hareket ederek doğaya canlılara bakarak maskeleri sistemin maskelerini çıkartarak siyasal politik bir noktaya özgürlüğe kendinize gelmesini bilmelidir.


İnsanlık tarihine şöyle bir göz gezdirdiğimizde “İbrahimin Nemrutlardan “Musanın Firavunlardan,”İsanın “Roma imparatoruna karşı “Hz Muhammedin cehaletten kaçması misali kapitalist moderniteye karşı cıkılması gerekmektedir.

Kapitalist sisteme onun bürokratik aygıtına onun devletine eğitim sistemine karşı durmadan insanlığın özgürleşmesi toplumsallaşması sağlanamaz. Meselelere insan cevre sınıfsallığın belirlediği ezen ezilen penceresinden bakarak doğada hiç bir canlının işşiz olduğunu gördünüz mü? Bir karınca bir serçenin işşizliğini hiç gördünüz mü?

İnsanın sömürülmesi çevrenin kirletilmesi sömürü yağma asker, polis, bürokratik baskı aygıtı tamamı kapitalist modernist anlayışının sonucudur.Üst sınıfın elindedir.Ona karşı mücadele mücadele...


30 Kasım 2017


veysel.saka@hotmail.com

9 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör