YABANCILAŞMA VE ÇIKIŞ YOLU

Kendi doğamıza, tarihselliğimize - toplumsallığımıza ve canlı çeşitliliğine karşı gün geçmiyor ki bir saldırı olmasın. Durumun daha beter olanı ise olup bitenlere karşı ‘olağan’ bir tavır sergilenmesidir. Kötülüğe karşı itirazlar elbette var. Ancak toplumun büyük çoğunluğu, örgütlü-örgütsüz kötülüğe karşı sıradan bir duyarsız olma halinde ve olan bitenleri bilmiyormuş gibi yapıyor. Bu durum da kötülüğün eylemlerini ve bulaşıcılığını daha bir yaygın hale getiriyor. Bulaşma alanı sürekli genişleyen kötülük hedefinde, bir bütün olarak ‘iyi’ler var diyebiliriz. Kötülük, insandan insana, insandan diğer canlı türleri olan hayvanlara, bitkilere ve çevreye karşı amansız bir saldırı halindedir.

Kısaca, tüm canlılığı içerisinde barındıran Ekolojik Sistem ciddi olarak, çok yönlü saldırıya maruz kalıyor ve tehdidin sınırları genişliyor. Kötülük kavramı burada soyut bir kavram olarak kullanılmıyor. Bu, yazının bütününde fark ediliyordur. Kavramın içeriğinde merkez ve çevre ilişkiler bütünü olan bir ideolojik aygıt var.


Verili koşullarda her türlü ilişki biçimi politiktir. Öyleyse hayata müdahale etme özelliği taşıyan tüm edimler politiktir; istendik bir yaşantının yeniden inşasının gerekleridir tüm yaşananlar.

Aşağıda yakın zamanda yaşanmış beş ayrı haber özeti var. Her biri de şüpheniz ayrı ayrı ve detaylıca irdelenmesi gereken olaylar bütünüdür. Bu yaşanan gerçekler bizleri hiç şaşırtmayacaktır. Çünkü bu türden yaşantılarla neredeyse gün aşırı olarak ya karşılaşıyoruz ya da işitiyoruz. Aşağıda birer temsil olarak seçtiğim bu olayları, haber olarak yazılı ve görsel basın ile birlikte sosyal medyada da hep beraber görüp işittiğimizden eminim.


Birinci haber kesitinde, 50 yaşlarında bir erkeğin ani yaşadığı bir kaza ya da sağlık sorunu için, yardım isteme gayesi ile tüm komşuların zilini çaldığını ve sonucu anlatılıyor. Komşuların hemen hepsi acil yardım için çalan zili duyuyor, kişiyi balkon ve pencerelerden görüyor. Ancak, yardım için kimse kılını kıpırdatmıyor.


İkinci haber kupüründe, köpekleri dövüştürme yoluyla birbirlerine ya da başkalarına zarar vermek için, saldırgan olarak yetiştirmiş birinin acımasızlığı haberi var. Türlü eziyetlerle saldırgan olarak yetiştirdiği köpekleri annesinin yanındaki yavru sıpaya saldırtıyor ve yavru sıpa ölüyor. Saldırtan ve cinayet işleyen kişi, bu vahşeti sosyal medyada video olarak gururla yayınlıyor. Ve ifade vermenin dışında hiçbir ceza almıyor.


Üçüncü haber ise yine çok bildik bir konu: Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri. Patriarkal egemen anlayış, kendi varlığı kanıtlamak ve arzu tatmini için kadına saldırmayı bir sosyal mertebe kazanımı olarak biliyor ve inanıyor. Çünkü toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ülkemizde vazgeçilmez bir gelenektir. Eğitim sistemi başta olma üzere, tüm algı araçlarıyla da sürekli beslenir.


Dördüncü haber: Eskişehir’de insan yaşamı, çevre ve tarımsal faaliyetler hiçe sayılarak acelece ÇED raporu onaylanıyor. Mahallenin dibine siyanür inşaatı barajına başlanıyor. Canlı yaşamının artık o mahallede mümkün olamayacağını biliyoruz.


Bu dört haberde ‘insan insanın kurdudur’ gerçeğini acı bir şekilde görüyoruz. Sözü geçen insan hangi insandır burada? Politik olarak, ‘biat etme, korkma, hafıza dondurma ve arzularını hizmet ettiği güç aracılığı ile giderme’ eğitiminden geçen insan. Yani, köle! Köle, dönüşünceye kadar efendilerinin hizmetinde olacaktır.

Efendileri merhametsizdir, adil değildir. Köle daha da merhametsiz olacaktır. Aristotoles’in ‘zoon politikon’ dediği insan tarihselliği içinde köle statüsündeyse ‘zoon politikon’ un ‘politikon’ bölümünün tanımındadır. Her kötülüğü gören yani tanık olan, yaşananlara seyirci kalıyorsa, kanıksayıp susuyorsa o, suçun ortağıdır. Ortaklık, fail olmaktır. Tarih bu failleri asla affetmeyecektir. Yargılayacaktır. İnsanın edimleriyle yarattığı tarih, dondurduğunu zannettiği hafızasını çözecektir ve ayna tutacaktır yüzlere. Vicdanı mutlaka uyandıracaktır, örgütlü kötülüğe karşı savaşanlar. Toplumsal bir varlık olan insan, özgürleşip özne olarak kitleselleştiğinde, onuruyla yaşayacağı koşullara kendi emeği ile erişebilecektir.


Beşinci haberde ‘beni sizin düzeniniz öldürecek” diye ‘kötülüğe’ meydan okuyan emekçi şoförün sesi, tek ses olduğunda aydınlığa, adil, özgür ve merhametli bir yaşama yol açılabilecektir.


İLGİLİ HABER ÖZETLERİ

“Zillere basarak yardım istedi ama...Antalya’da gece yarısı bir apartman girişindeki zillere basan kimliği belirsiz 50 yaşlarındaki erkek, vatandaşlardan yardım istedi. Tanımadıkları için yaralı adamla ilgilenmeyen apartman sakinleri bir süre sonra adamın öldüğünü fark etti.” (www.tv100.com/bursanin-iznik-ilcesinde-zillere-basarak-yardim-isteyen-adam-oldu-haber-496551)“





Ankara’nın Haymana İlçesi Boğazkaya köyünde, annesin yanındaki yavru eşeği, kangal köpeklerine saldırtarak öldüren ve bu anların görüntüleri sosyal medya hesabından paylaşan Berat Kaya sosyal medyadan gelen tepkiler üzerine jandarma ekipleri tarafından Haymana ilçesi Boğazkaya Mahallesi’nde yakalanarak gözaltına alındı.” (tele1.com.tr/kopeklerini-sipaya-saldirtan-kisi-tepkiler-uzerine-yeniden-gozaltina-alindi-159593/) Jandarmadaki işlemlerin ardından adliyeye sevk edilen Kaya, nöbetçi mahkemece serbest bırakıldı.



“Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınına karşı alınan önlemler kapsamında karantinanın başladığı ilk 10 günde, ev içinde 10 kadın cinayeti işlenmişti. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun Mart ayı raporuna göre; evden çıkmama çağrılarının yapıldığı 11 Mart’tan 31 Mart’a geçen 20 günlük süreçte 21 kadın öldürülmüştü.


NİSAN AYINDA ÖLÜM BİLANÇOSU DEĞİŞMEDİ

Nisan ayının raporu ise bugün paylaşıldı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun Nisan verileri de durumun vahametini ortaya koydu. 2020 Nisan Ayında Erkekler Tarafından 20 Kadın Öldürüldü, 20 Kadın Şüpheli Şekilde Ölü Bulundu. 14 kadının neden öldürüldüğü tespit edilemedi, 2’si ekonomik bahaneyle, 4’ü barışma isteğini reddetmek ve boşanmayı istemek gibi kendi hayatına dair karar almak isterken öldürüldü.” (www.haberturk.com/karantina-gunlerinde-evde-siddet-goren-20-kadin-hayatini-kaybetti-2666255


"Yangından mal kaçırır gibi onaylandı”

Çakırözer’in (CHP Eskişehir Milletvekili) ifadeleri şöyle:

“Kaymaz mahallemizin dibine salgın dönemi fırsat bilinerek devasa bir siyanür barajı inşasına başlandı. Köyün hemen çıkışına yapılacak bu baraj hem insanımıza, hem hayvanlarımıza, hem de havamıza, suyumuza, toprağımıza zarar verecek. Yüzlerce itiraz dilekçesi görmezden gelinerek ÇED raporu yangından mal kaçırır gibi onaylandı.

Tüm dünya ve Türkiye salgınla mücadeleye odaklanmışken devlet eliyle vatandaşı zehirlemenin acelesi niye? Bölge halkı, Büyükşehir Belediyemiz, sivil toplum örgütlerimiz bu baraja karşı. Eskişehir siyanüre karşı hukuk mücadelesi verecek.”(bianet.org/bianet/ekoloji/224107-eskisehir-de-siyanur-barajina-onay-koylulere-gozdagi)“



TIR şoförü Malik Yılmaz, yetkililerin vatandaşlara yönelik tedbir amaçlı 'evde kalın' uyarılarına cevap olarak çektiği videoda, "Evde kal Türkiye. Nasıl kalalım baba. Emekli, memur, zengin değilim. İşçiyim. TIR şoförüyüm. Çalışmasam ekmek yok. Elektriğimi, suyumu, kiramı ödeyemem" demişti. Para kazanmak için çalışmak zorunda olduğunu söyleyen şoför sosyal medyada yayınladığı videoda “Bunları ödememek ölmekten beter zaten. Ha senin lafınla evde kalarak açlıktan ölmüşüz ya da virüsten. Ama beni bu virüs öldürmez, senin düzenin öldürür” ifadesini kullanmıştı.(t24.com.tr/video/koronavirus-beni-bu-virus-degil-duzeniniz-oldurur-diyen-tir-soforu-kanunlara-uymamaya-tesvik-iddiasiyla-gozaltina-alindi,27101)









5 görüntüleme0 yorum
1s0l.gif

ŞAKASIZ;

artık

KIŞ!..

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

861536d39876bb9d5a5ca0fa97dddfb8.gif

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA