top of page

Sanat Bir Ülkenin Hikayesidir

Güncelleme tarihi: 25 Nis 2021



Sanatın bir tanımını yapın deseler değişik ortamlarda, her seferinde aynı cümlelerle aynı tanımı yapamazsınız; fakat yaptığınız tanım aşağı yukarı aynıdır. Çünkü sanat, hep yeni yeni şeyler üretmek, yeni şeyler söylemek demektir.


Sanat, pozitif bilimler gibi tek anlamlı değildir, olamaz da zaten! Sanat, edebiyat, resim heykel, müzik… çok anlamlıdır, zengin çağrışımlıdır; ucu bucağı yoktur. O, insanı, insanla doğayla anlatmak demektir. Bir fizikçinin, matematikçinin söyledikleri kişiden kişiye değişmez; iki kere ikinin dört ettiği herkes için aynıdır. Fizikte ivme deyince herkes aynı şeyi anlar. Bakın fizik alanında ülkemizin yüz akı Erdal İnönü ne diyor:


“ Fizikçiler, az sözle en çok şeyi anlatan insanlardır!”


Edebiyatçılar ise, bir karıncanın yürüyüşünden sayfalar tutan muhteşem bir eser ortaya çıkarabilir. Bu sanattır işte, insana dünyaya tek pencereden bakmamayı gösterir. Bir meslek icra eden kişi yaptığı şeyin sanat olduğunu söyler. Mesela kahvede çayı iyi demleyen ocakçı çay demlemenin bir sanat olduğunu söyler. Arabayı iyi kullanana, çayı iyi demleyene, bahçeyi iyi çapalayana, güzel kazak örene, güzel giyinenlere… Sanatçı demek mümkün mü? Balıkçı, balık satmanın sanat olduğunu söyler, sahi sanat mıdır, sanatta yalan dolan, aldatmak var mıdır, bu insanlara sanatçı denir mi?


Sanatçı, hem üretendir, hem yaratandır. O taklit etmez, taklit edilendir. Abidin Dino, Nazım Hikmet, Yaşar Kemal, Zeki Müren, Arif Sağ, Sabahat Akkiraz, Âşık Mansuni Şerif, Genco Erkal, Fazıl Say, idil Biret… Gerçek anlamda birer sanatçıdırlar, her alanda saygıyı fazlasıyla hak eden bu insanlar herkesin saygı duyduğu, evet işte bu dediği kişiler, hakiki sanatçıdır.


İki şarkı ezberleyip, iyi kıvıran, “el etek öpmekle dudak aşınmaz” deyip bütün siyasal iktidarların yardakçısı olanlara sanatçı denilebilir mi? Sanatçı bir ikbal uğuruna, üç kuruşluk menfaat uğruna gelene ağam, gidene paşam demez. Sanatçı erdemlidir, bir ikbali için kişiliğini heba etmez.... Ne demekte Fikret:


“Hak bildiğin yolda bir başına bile olsan yürüyeceksin!”


Selam olsun, hakikaten, sanatını üç kuruşluk menfaat için satmayan güzel insanlara!


Sanatçı, alnında ışığı ilk hissedendir, sanatçı baş eğmez, el etek öpmez. O muhaliftir, halkın yanında olandır, ikbali için bir zalime boyun eğmez! O nedenle, halkı bilgilendirme, aydınlatma adına ortaya koyduğu, tek olan, yegâne olan şey sanattır. Bir an için resmin, tiyatronun, sinemanın, romanın, şiirin, öykünün... Olmadığı bir ülkeyi gözlerimizi kapatarak düşleyelim: Kapkaranlık zehir gibi renksiz, tatsız tuzsuz…


“Çekilmez, içim karardı, boğulacak gibi oldum!”


Sanat, hayatın insanın yüreğinde açtığı yaraları edebiyatın, şiirin, güzelliği ile tedavi eder. Bir mecliste sanatçıları küçümseyen gözlerle bakan vekillere Yüce Atatürk’ün söyledikleri hayat dersi gibidir:


“Efendiler, vekil olabilirsiniz, fakat asla sanatkar olamazsınız!”


Sanatçı olmak, sevmeyi bilmek demektir, sanatçı olmak demek, yaratmayı bilmek demektir, sanatçı olmak demek emek vermek demektir, kula kul olmaya hayır diyebilmektir. Ol sebepten ötürü sanat gereklilikten çok zorunluluktur. Onsuz bir hayat karanlıktan öte bir şeydir.

Sanat, insanların dünyayı doğru algılamasına yardımcı olan yaşamak için olmazsa olmaz olandır. Bugüne kadar, bir kitabın kapağını açmayan, bir sayfa okumayan, bir kez bile tiyatroya, sinemaya gitmeyen, bir resmin renklerinin büyüsünün farkına varamayan, şiirdeki estetiği göremeyen sevmeyi bilmeyen birinden insana, doğaya, kadına, hayvanlara saygı bekleyebilir misiniz? Şöyle bir bakın yaşadığınız şehre, doğa tahrip edilmiş mi, bütün güzellikler bir rant uğruna yerle yeksan edilmiş mi?


Nur içinde yatsın anama bunu anlatsaydım, de diyeceğini adım gibi biliyorum: “Elleri kırılsın, teneşir tahtacıklarına gelsinler, eli kabaklılar yusun yüzlerini, sürüm sürüm sürünsünler…” derdi. Gerçekten sürüm sürüm sürünsünler. Bir rant uğruna, daha çok kazanç adına ülkenin bütün doğal güzelliklerini, yarınları düşünmeden, bir an bile gözlerini kırpmadan yok ediyorlar.


Sanat bir gerekliliktir, sanatçı gözlem yapar, gördüklerini, hissettiklerini, topluma, aktarır, bunu yaparken hiçbir şeklide kişisel bir kaygısı yoktur, onun kaygısı toplumsaldır. Bu ülkede sanatın ve sanatçının kıymeti Cumhuriyetle anlaşıldı. Devlet konservatuvarının kurulması, sanat eğitimine önem verilmesi, yurt dışına sanat eğitimine gönderilen sanatçılar…


Sanatçıların eserleri, onların haykırışlarıdır, bu haykırış “uyan ey halkım” demektir, bu haykırış “kula kul olma,” demektir, bu haykırış, kadın erkek eşitliğidir. Sanatçıların eserleri bir mutluluğun fısıldanmasıdır, doğa sevgisidir, insan sevgisidir, yaşamdan tat almaktır, estetiktir, ruh sağlığıdır, ömürdür. Sanat haz vericidir, duyguların arşı aleme çıkmasıdır.


İnsanlık için, gelecek için, sanatsız bir ülke, sanatsız bir Türkiye olamaz. Sanatı olmayan bir ülkenin dünü olmadığı gibi yarını da olamaz. Sanat bir toplumun hikâyesidir, hafızasıdır.

67 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

EROS İÇİN

AMİN MAALOUF