top of page
1/1097

ARTIK FACE'DE GÖRÜNMEYECEĞİM


1967 OCAK .İstanbul.Türkiye'nin en büyük ikinci sineması (birincisi Diyarbakır Dilan) FİTAŞ (Beyoğlu) Ümit Yaşar Oğuzcan'ın 25.Sanat Jübilesi yapılacak. Sunucu Türkan Şoray. Günler öncesinden biletimi almışım.Heyecanla jübileyi bekliyorum.

Ümit Yaşar kekeme birisiydi, şiirlerinde de özgeçmişinde de bunu yazar. Ne var ki şiir okudu mu ne kekemelik kalırdı ne tutukluk. Şiiristan, Adak, Bir Gün Anlarsın adlı şiirlerini okuduğunda salon alkıştan yıkılayazdı. Türkan Şoray ise olanca güzelliği ve çekiciliğine rağmen şiirlerin gölgesinde kalmıştı. Ve orada "Görünmeyen Adam" başlıklı andante şiirini okudu.

Şiir okumanın,karşı cinsten birine aşık olmanın bir yaşı çağı vardır. Ve bu yaş şüphesiz hormonların zirve yaptığı evrelerdir. Yoksa yaş yetmiş, iş bitmiş zamanında değil. Hayalini bile kuramazsın. Dürtüler ayvayı yemiş çünkü.

Bütün bu yaşamın acımasız kurallarına ve dayatmalarına rağmen, şimdilerde millet Face sayfalarında iki satır çiziktirilmiş yazıları okuyor. Yazan şair, okuyan da duygulu oluyor da öyle mi? Ritm yok, ahenk yok, duygu zaten yok. Kafiye, ölçü desen bilmediklerini, beceriksizliklerini örtmek için Modern Şiirde bunlar yoktur diyorlar. On-on beş kişi zor zoraki ağam beğendi diye adamda bir böbürlenme, bir caka fiyaka ki sorma gitsin. Bir diğeri işe girerim, işimi yaptırırım saikiyle bir partiye bilmem ne yardımcısı olarak yamanıyor. Eleştiriye açık, yoruma açık ve doğrulatmaya muhtaç ve sırf kendine paye çıkarmak adına paylaşımda bulunuyor. Öyle değil de böyledir dedin mi kızılca kıyamet kopuyor.

Yaşı da içi de geçmiş zatı muhterem bir takım satırlar yazıyor şiir adına.. Ama şiirin kaliteli ve iyi okunmasını katletmek için Soğudca, Akadca, Latince, Farsça ölü arkaik kelimeler patlatıyor.Tabii okuyucunun bunları, anlamasına, bilmesine imkan yok. Zaten kendisi de bunun bilincinde olaraktan dipnot düşerek o kelimeleri açıklıyor. Şimdi düşünün bir şiir okuyor veya dinliyorsunuz. Birçok kelimenin anlamını bilemiyorsunuz. İp kopuyor ama siz, "bi dakka hemşerim ben bir dipnotu okuyayım da bu şiiri anlayayım" mı diyeceksiniz. Ne cinlik ama. Elinde android telefonla iki resim çekip bir de başlık patlattı mı oluyor sana gazeteci.Onlara zaten dokunamazsın bile. Eh bütün bu herc ü merç içinde benim gibi kalem efendisi boğulur, darlanır.

Yaşar Kemal Ağrı Dağı Efsanesini yazarken Doğubeyazıt'a ve Iğdır'a gelmiştir. Ama Küp Gölünü görmemiştir. Şayet görseydi o su birikintisinde (köylüler Göl diyorlar) Gülbahar'ı boğdurtmazdı. Zira derinliği dizi bulmaz, dahası yazın ise kurur. Çapı ise on metre bile değildir. Orhan Kemal KAÇAK adlı romancığında ağayı öldürüp devrimci olmak modasına uygun olarak dul ve güzel Hacer'in evine sığınır. Birkaç gün sonra Hacer banyo yaparken çatı arasından Habip görür, dikizler. Sonra birlikte olurlar. Ve yazar 76 sayfa bu konuyu anlatır. Erotik kitapların ünlü yazarı Henry Miller'e taş çıkartır.

Fakir Baykurt, Yaşar Kemal ile başlayan ağa öldürme geleneğini sürdürür. Devrimcilik önce ağaya isyan ve öldürme zırvalığığıyla başlar yani.Tırpan'da, köyün körpe güzeli Musdı Ağaya zorla verilir. Musdı Ağa düğünde o günlerin ABD aleyhtarlığına gönderme yapılacak ya, Smith Wessonunu çeker, aArt arda ateş eder. Sonra şarjörü değiştirir. O yıllarda Türk köylülerinde Smith Wesson yoktur. Nagant (Rus toplusu) ve revolver (İngiliz toplusu) vardır. Ayrıca Smith Wesson topludur. Yedek şarjörü de olamaz. Çok sonraki yıllarda şarjörlü üretime geçildi.

En ünlü solcu gazeteci yazar Çetin Altan'ın çocuklarının adı Ahmet, Mehmet; Aziz Nesin'in oğlunun adı Ali. Ne tuhaf bir paradoks. Bir siyasetçi ile konuşuyorum. Bir arkadaşının paylaşımını rica ediyorum, olmaz diyor. Özelmiş, gizliymiş. Ah güzelim, herkese açık ve on binlerce kişinin görüp bildiği bir yazının özeli gizlisi nasıl olur ki?

İki gündür haberlerde TSK Irak'ta harekatlarına devam ediyor, deyip duruyorlar. Harekat zaten çoğuldur. Ya harekat diyeceksin ya hareketler. Spikeri kınayamıyorum bile. Davutoğlu başbakanken defaatlerce dedik gibisinden cümle kurduktan sonra. Malum Prof kendisi... Veya Ce Ha Pa diyerek Türkçeyi katletmeleri.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ABD Başkanı Trump ile 15 dakika telefon görüşmesi gerçekleştirdiler diye Külliye'den açıklama geliyor.İki başkan telefonla görüştüler deseler olmaz. Bir tür veda yazısı olduğu için derdimi kısa anlatamıyorum.Zira kısa yazmak uzun vakit alır ve pek zordur. Dünyanın en matrak ve en ünlü ressamlarından birisi Picasso'dur.Esas adı şöyledir; Pablo Diego José Francisco de Paula Juan Nepomuceno María de los Remedios Cipriano de la Santísima Trinidad Ruiz y Picasso. Kim aklında tutacak veya söyleyebilecek. Annesi babası dahil.

5 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
1/2