top of page
1/2

Ataol Behramoğlu

Güncelleme tarihi: 28 Nis

Nurten B. AKSOY

*


Bugün “Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var / Yaşadın mı büyük yaşayacaksın; ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına / Çünkü ömür dediğimiz şey hayata sunulmuş bir armağandır” diyen bir şair, yazar, çevirmen ve hocayı şiirleriyle anlatalım istedik. Ataol Behramoğlu “Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle /çünkü acılar da sevinçler gibi olgunlaştırır insanı./ Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına / dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı” dizelerinde dediği gibi yaşamı boyunca sevinci de kederi de bütün benliğiyle namusluca yaşamış ve ölümsüz eserleriyle edebiyat dünyamızda hak ettiği yeri almıştır.


AŞK

Hayatın hızıyla yaşadık o aşkı Her şey bir anda başladı Yaşandı Ve bitti… Yan yana gidip de bir süre Ayrı yönlerde uzaklaşan İki tren gibi


1942’de babasının askerlik görevini yaptığı Çatalca’da dünyaya geldi. Azerbaycan kökenli bir ailenin çocuğu olan Ataol Behramoğlu’nun babası yüksek ziraat mühendisi Haydar Behramoğlu, annesi ise İsmet Hanım’dır. İlkokul üçüncü sınıfa kadar Kars’ta öğrenim gördükten sonra ilk, orta ve lise öğrenimini babasının ziraat müdürü olarak görev yaptığı Çankırı’da tamamladı. İlk şiirleri, aile soyadı ile yani “Ataol Gürus” adıyla Yeni Çankırı, Yeşil Ilgaz, Çağrı gibi yerel gazete ve dergilerde yayınlandı.

BEBEKLERİN ULUSU YOK


İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu Bebeklerin ulusu yok Başlarını tutuşları aynı Bakarken gözlerinde aynı merak Ağlarken aynı seslerin tonu

Bebekler çiçeği insanlığımızın Güllerin en hası, en goncası Sarışın bir ışık parçası kimi Kimi kapkara üzüm tanesi

Babalar çıkarmayın onları akıldan Analar koruyun bebeklerinizi Susturun susturun söyletmeyin Savaştan yıkımdan söz ederse biri

Bırakalım sevdayla büyüsünler Serpilip gelişsinler fidan gibi

Senin benim hiç kimsenin değil Bütün bir yeryüzünündür onlar Bütün insanlığın gözbebeği

İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu Bebeklerin ulusu yok Bebekler, çiçeği insanlığımızın Ve geleceğimizin biricik umudu…

1960 yılında lise öğrenimini tamamlayan Ataol Behramoğlu, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Rus Dili ve Edebiyatı Bölümünden 1966 yılında mezun oldu. 1962’de üyesi olduğu Türkiye İşçi Partisinin (TiP) örgütlenme çalışmalarına katıldı. Yüksek öğrenimi sırasında Yapraklar, Dost, Evrim, Ataç gibi dergilerde çıkan şiirleriyle dikkat çekti. Bu dönemin şiirlerini bir araya getiren ilk şiir kitabı “Bir Ermeni General” 1965’te Ankara’da Toplum Yayınevince basıldı. Gençlik dönemi şiirlerinde Orhan Veli, Attilâ İlhan ve İkinci Yeni şiirinin ortak özellikleri etkindir.


MELANKOLİ

Ey sokaklarında yıllarca avare dolaştığım İçinde ilk aşkımı yaşadığım küçük şehir Umutsuz akşamlarımda sesini duyduğum lir Sihrinde ilk acıyı tattığım

Ey sarhoş akşamlarımın biricik tesellisi İlk şiirlerimdeki biricik dert ortağım fener Soğuk kış geceleri ısındığım kalorifer Gitgide uzaklaşan tren sesi

Ey en masum arzularımı gizleyen oda Yıldızlarla dost eden küçük pencere Her akşam gönlümün dilediği yere Götüren sihirli araba

Ey en içli, en yanık türkülerimi duymayan Rüzgârı saçlarımı dağıtan sokak Ve ey saçı ak, gönlü ak Anneciğim pencerede ağlayan

Ah biliyorum güç gelecek sizlere Ama artık gitmek geliyor içimden Bir sabah masmavi bir bulutun peşinden Dönüşü olmayan yerlere…

Gerçek şiir kimliği 1965-1971 yılları arasında Papirüs, Şiir Sanatı, Yeni Gerçek, Yeni Dergi ve Halkın Dostları’nda çıkan şiirleriyle oluştu. Halkın Dostları’nı İsmet Özel’le birlikte çıkarmaya başlamışlardır. Fakat dergi 12 Mart askeri muhtırasının ardından kapatıldı. Behramoğlu’nun 1960’lar ve 1970’lerin ilk yılları boyunca İsmet Özel’le yakın bir dostluğu olmuştur. Bu dönemde yazdığı şiirlerinde toplumcu, etkin bir edebiyat anlayışının örnekleri yer aldı. 1965’te yayımlanan “Bir Gün Mutlaka” adlı kitabı 60’lı yıllar toplumcu kuşağının manifestosu niteliğindeki şiirlerden oluşmaktaydı. Kitaplaşan ilk çevirisi “İvanov” (Anton Çehov) 1967’de basıldı. Mihail Yuryeviç Lermontov’dan ilk şiir çevirilerini de bu dönemde yaptı. Gerçekçi ve toplumcu şiir ilkelerine yönelerek şiirlerini yeni tema ve biçim arayışlarıyla besledi.


BU AŞK BURADA BİTER

Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim Yüreğimde bir çocuk, cebimde bir revolver Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim Ve ben çekip giderim, bir nehir akıp gider


Bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir Solarken albümlerde çocuklar ve askerler Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner Uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir

Yan yana uzanırdık ve ıslaktı çimenler Ne kadar güzeldin sen, nasıl eşsiz bir yazdı! Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler

Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim Yüreğimde bir çocuk, cebimde bir revolver Bu aşk burada biter, iyi günler sevgilim Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

1970 yılında siyasi nedenlerle yurt dışında çıkan Behramoğlu, 1972’ye kadar Londra ve Paris’te yaşadı. Sovyet Yazarlar Birliğinin davetlisi olarak 1972’de gittiği Moskova’da yaklaşık iki yıl kaldı. Bu dönemde Moskova Devlet Üniversitesinde stajyer olarak Rus Edebiyatı üzerine çalıştı. 1974’te af yasasından yararlanarak ülkeye dönen Behramoğlu, Muhsin Ertuğrul yönetimindeki İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrolarında dramaturg olarak çalışmaya başladı. 1975’te kardeşi Nihat Behram ile çıkardıkları edebiyat-kültür dergisi “Militan” büyük ilgi gördü. Bu dönemde Ataol Behramoğlu’nun “Ne Yağmur Ne Şiirler, Kuşatmada, Mustafa Suphi Destanı, Dörtlükler” adlı kitapları yayımlandı. 1979’da Türkiye Yazarlar Sendikası genel sekreteri oldu. Rus asıllı Ludmila Denisenko ile evliliğinden kızı Barış o yıl dünyaya geldi.


1980 darbesi sonrasında dramaturgluk görevinden ayrılmak zorunda kaldı. “Ne Yağmur Ne Şiirler” kitabının yeni basımının mahkemece toplatılması ve imhasına karar verilen Ataol Behramoğlu bir hafta göz hapsinde tutuldu; kitap daha sonra beraat etti. 1981’de “İyi Bir Yurttaş Aranıyor” başlığı altında topladığı şiirler Türkiye’de “siyasal kabare” türünün ilk örneklerinden biri olarak birçok kez izleyiciye sunuldu. Aynı yıl Yunanistan’da şiirlerinden seçmeler “Türkiye, Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum” adıyla yayımlandı. Dünya şairlerinden Rusça, İngilizce, Fransızcadan yaptığı çevirileri “Kardeş Türküler” adlı bir kitapta topladı. Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisinin ilk çalışmalarına başladı.


ESKİ NİSAN

Canımın yongası, sevdiğim, Birkaç gün çaldık ilkbahardan Geçtik yıllardır özlediğim Erguvan ışıklı kıyılardan

Aşkı sessizlik tanımlar Gençken tersini düşünürdüm Akşamla dönerken geriye dalgalar Yalnızlığı çırçıplak gördüm

Durduktu önünde Ege Denizi’nin Gözleri mayıs bulanığı, Kuytuluğunda eski evlerin Dolaştıktı Ayvalık’ı

Eski nisan, her şey gibi, Kalbim de, rüzgâr da eski Çırpınıp duruyor havada Yitik anıların kelebeği

1982’de Barış Derneği kurucu ve yöneticisi olarak tutuklandı, on ay tutuklu kaldı. Cezaevinde bulunduğu sırada, Asya-Afrika Yazarlar Birliği 1981 Lotus Ödülü’nü kazandı. 1983’te sekiz yıl hapse mahkum edildi. 1984’te ülkeden gizlice ayrılarak Fransa’ya gitti. Bir süre sonra pasaport verilmeyen ailesini de gizlice yurt dışına çıkardı. Hayatının 1989 yılına kadar süren bu döneminde Paris Sorbonne Üniversitesnde Rus edebiyatı ve karşılaştırmalı edebiyat konularında lisans üstü bir çalışma yaptı. 1986’da Paris’te ressam Yüksel Aslan ile birlikte Fransızca Türk edebiyatı dergisi “Anka”yı kurdu ve yönetti. Birçok ülkede katıldığı toplantılarda konuşmalar yaptı, şiirlerini okudu.


Türkiye’ye dönüşünden sonra kültür danışmanlığı ve editörlük yaptı. 90’lı yıllarda “Sevgilimsin, İki Ateş Arasında, Nâzım’a Bir Güz Çelengi, Mekanik Gözyaşları, Şiirin Dili-Ana Dil” adlı kitapları yayımlandı. Aziz Nesin ile ilgili anılarını “Aziz Nesinli Fotoğraflar”, yurt dışı gezi yazılarını “Başka Gökler Altında” adlı kitaplarda topladı. Vera Tulyakova’nın anılarından ve Nâzım Hikmet’in şiirlerinden oluşturduğu “Mutlu ol Nâzım” ile belgesel bir oyun çalışması olan “Lozan” adlı eserlerini yazdı.



GİZLİCE SEVGİLİM

Rüyalar bile geceleri bekler Gizlice görünmek için Yüreğimdesin, saklısında içimin Gizlice, sevgilim

Kimse bilmesin üzgünlüğümü Taşırım ölümüm gibi bu duyguyu En gizli kuytularında ömrümün Bir yer var gizlice sevgilimin uyuduğu

Gizlice sevgilim, yaşam kadar acı Canımı tutuşturan özlem gibi Özlüyorum derin yok oluşta Gizlice, sevgilimi

1995’te Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı seçilen şair; bu görevi 1999’a kadar iki dönem sürdürdü. 2002’de Türkiye PEN Yazarlar Derneği “Dünya Şiir Günü Büyük Ödülü”nü aldı. 2008 yılında şiirlerinden oluşan geniş bir seçmeler kitabı Amerika Birleşik Devletlerinde yayınlandı. Aynı yıl kendisine Rusya Federasyonunca uluslararası Puşkin Nişanı verildi. 1992’de İstanbul Üniversitesinde başladığı Rus Dili ve Edebiyatı öğretim üyeliğini, 2003’te aynı üniversitede doçent, 2009’da Beykent Üniversitesinde profesör olarak sürdürdü.

20 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör