Yarın... Küçük Kıyamet


Pazartesi yani bugün CHP muhalefetinin başlattığı CHP iç savaşının, olağanüstü kurultay önerisinin kaderi büyük olasılıkla belli olacak.

Ya 625 ıslak imza getirecekler, CHP yönetimini olağanüstü kurultaya zorlayacaklar. Ya da...

Ne var ki, yönetim aynı yargıda değil, kurultayı istemiyor.


Ne olur dersiniz?

Konu CHP olmasa bu taktik hataların sonucu birilerinin siyasi hayatı burda noktalanacak ve sonsuza değin anlatılacak anılara dönecek, diyeceğim ya...


Temenni değil, ama görünen bu iş mahkemede biter; her durumda daha bir zaman CHP İÇİ İKTİDAR SAVAŞLARINI izleyeceğiz, naklen yayından.


Muharrem İnce, bence hiç ihtimal verilmezken CHP'nin cumhurbaşkanı adayı gösterildiğinde sergilediği "benden kurultay sözünü duymayacaksınız," deyişini unuttu, Demirel'in siyasette "dün dündür" sözünü haklı çıkardı, kurultayı gündeme getirdi. Bunun siyasetin etiksizliği benimsediği günümüzde ne kadar önemi vardır, tartışılır. Bir yıl kadar sonra büyük bir önem taşıyan yerel seçimler partiyi beklerken, enerjisini yutacak böyle bir çatışmaya ne gerek vardı da denilebilir. İNCE'nin aldığı %30 oyun CHP'nin oyu olmadığını, bu özgüvenin bir sanrı olduğu da savunulabilir.

CHP'nin KILIÇDAROĞLU'yla bilmem kaçıncı mağlubiyetini yaşadığı, genel başkanın yetemediği, %25 lik CHP kitlesini kötü bir kadere mahkum ettiği de denilebileceği gibi, yumuşak siyaseti, herhalde CHP'den herkesi kucaklayan bir parti yaratma gayretiyle yapıya hiç uymayan radikal ittifaklara girdiği, yine bu seçimde izlediği stratejik tavrıyla, seçmeni yönlendirmesiyle başarılı bir kriz yöneticisi olduğu da söylense yalan olmaz.


Öteki tezler gibi bunlar da tartışılabilir. Hepsi de bakışa göre haklı ya da haksız, katılırsınız ya da katılmazsınız.... Düşünce değil mi bu, siz de özgür bir yurttaş?...

Ben, ben asıl başka bir şeyi, tartışılmayan, hatta gündeme bile gelmeyen bir konuyu düşünüyorum.


KILIÇDAROĞLU'nun yönettiği CHP'nin çok büyük bir günahı vardır.


CHP'nin ATATÜRK önderliğinde mimarı olduğu parlementer düzen, yasama,yürütme ve yargının ayrı ve net yapılar olduğu düzen şimdi nerde? Yerinde tek adama dayalı 60'da terkettiğimiz BAŞKANLIK düzeni var şimdi? İyidir ya da kötüdür, ülkemiz için sonuçları olumlu olacak ya da olmayacaktır, kuşkusuz bunu anlamak biraz da zamana bağlı.

Ne var ki gerçek değişmiyor:

20 yıl önce biri dese bile inanılmaz olan gerçekleşti.


ATATÜRK'ün önderlik ettiği, misyonunu onun ilkelerini ve dünya görüşünü savunmak üzere kuran, Türkiyenin en eski partisi olan CHP, omurgasından önemli bir parçayı alıp götüren bu tarihi adıma elinde demokratik siyasi müdahale gücü olduğu halde ancak tanık olmuştur.


PARLEMENTER SİYASETİN SONLANMASINA, YERİNE CUMHURBAŞKANLIĞI DÜZENİnin gelmesine karşı mücadelede başarılı olamamıştır.


Kendiliğinden varolan yüzde elliye yaklaşan halk desteğini artırmayı başaramamış, ATATÜRK'ün kurduğu siyasi düzenin terkedilişine, atı alanın Üsküdar'ı geçmesine sadece seyirci olmuştur. Sistemin bekçisi misyonuyla oy toplayan CHP'nin bu basiretsizliğinin, acaba kıyamet mi kopar, diyen halk kitlelerinin yönlenmesinde ve sistem değişikliğinin doğal olarak algılanmasında etkisi az değildir.


KILIÇDAROĞLU'nun GERÇEK BAŞARISIZLIĞI BUDUR.

Şeytan gör diyor: Sivas'ta tam bir ortaçağ vahşeti sergilenip aydınlar yakıldığında da CHPnin bir başka versiyonu iktidardaydı.


öTEKİ YENİLGİLER, CHP bu yapısal özelliklerde kaldıkça kolayına değişmeyecek sonuçlardır; değil Muharrem İnce, Bülent Ecevit'i de canlandırıp getirseniz çok değişmeceyecektir; sonuçlar bir nedenle anlatılabilir, gerekçe bulunur ve tatmin de eder.

Ama bu olgu, kim CHP'NİN BAŞKANIYSA hatta yönetimindeyse onların gerçek başarısızlığı, yüzkarası, giderilemeyeck utancıdır. İyi ki ülkemizde Japonya'daki gibi harakiri geleneği yok, zaten öğütlemeyiz de, istifa da yeterince onurlu bir duruştur.

Keşke KILIÇDAROĞLU da bunu bir onur sorunu sayıp, hasbelkader başına düşen, içinde de boğulduğu CHP genelbaşkanlığını o zaman bıraksaydı.


Beklenti ve yararı ne olursa olsun KILIÇDAROĞLU, artık ya gidecek ya gidecek. Hatta o dönem CHP yönetiminde yer alan herkes gitmeli...


Muharrem İnce'nin sevabı günahı tartışılır, erken gibi duran bu iddialaşmada istenen imzaları toplayamazsa ya da seçilemezse ne olur, başarıp partinin başına geçse ne yapar, kuşkusuz bilinmeyen. Ne var ki şu an onun yıldızı parlak, öne çıkma kısmeti onun, yaraya parmak basmak da bazen bir cesarettir, ayrıca kişiler hiç önemli değil. Düşünüyorumda kurultayın her nitelikli partiliye açık bir genel başkanlık seçimine döndürülmesi ne güzel olurdu, herkese şans verilse... Ne var ki o kadar sağduyuyu, bu denli demokrasiyi CHP bile kaldıramaz. Bir de bakmışsın yeni bir Abdullah Gül ya da Ekmelettin vakası ürtebilirler eşsiz yaratıcılıklarıyla.


Sonuçta ne olur ne olmaz göreceğiz ve sonra da tartışacağız, iyisiyle kötüsüyle...


Ne var ki KILIÇDAROĞLU gitmezse kesin olan bir şey var ki CHP elden gidecek...

Belki de hayırlısı budur.

Tek parti dönemi dışında iktidar yüzü göremeyen ama seçmeninin 95 yıldır böylesine sadakatla taşıdığı, yaşattığı bir parti, artık umut değil, belki de ölmeye yatmıştır da biz görmüyoruz.


Nasrettin Hoca'nın fıkrası geliyor aklıma, havalar böyle giderse şu kesin, birilerinin anası ağlayacak; her durumda birileri gidecek...


Artık o mızrak o çuvala yeniden sığmayacak...




mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA