GÖLGESİ YARALI*



Gölgesi yaralı, doğal olarak kendisi de yaralı olmalı ki koşukları da yaralı olmalı düşüncesiyle yola çıktım. Ön yargı mı bilemiyorum ama yazın dergilerinde okuduğum dizelerinden belleğimde oluşmuş bir yargı olsa gerek. Öğrencilikten başlayarak yaşamının kırk beş yılını yazına, özellikle de koşuklara tüketmiş Ahmet Günbaş. Yazar parlatan, yaldızlayıp okur aldatan dergilerden uzak durmuş, kendi sanatına derviş bir ozan olarak değerlendiririm kendisini. Gençlik yıllarından başlayarak omurgalı gazete ve dergilerde yazması, dergicilikte deneyim kazanma da ağırbaşlılığının bütünleri olmuş sanırım. Yedi yıl geçmiş tanışmamızın ürerinden ama bağımız kopmamış yazın dergileri aracılığıyla. Gördüğüm dergide okumadan geçemem, her koşuğunda da düşünmeye durur, özünü yakalamak için döner döner okurum. Adının karşısına da birkaç yeşil yıldız koymadan geçemem. “Gölgesi Yaralı” topluca okuyabildiğim ilk koşuk betiği olacak. Biraz daha derinden tanımam gerektiğine inandığımdan didik didik ediyorum koşukları.

Yazın tarihçisi, koşuk uzmanı değilim. Yazdıklarımda duygularıma seslenmesine, gönül telimde titreştirdiklerine, geçmişimizden çağırdıklarına, anımsattıklarına değer vererek; duygularımı öne çıkararak yazarım dizeler üzerinde denemelerimi. Kitap tanıtma yazısı gibi görünse de denemedir yazdıklarım. Zor okumalarım çok düşünmelerim olur koşuklar üzerine. “Sunuş”, ”Ömürlük” , “Aşktan, Şiirden” , “Külbilgisi”, “üçnokta” olarak bölümlenmiş betiğin numaralanmış her bölümcesinde derin derin düşünmek gerekir yararın kaynağını bulmak için.

Çok bilinmesine karşın herkesin yazmayı göze alamadığı Japon Haikularına odaklandı usum. Bilgisayar araştırmasında bilgilendim. Haiku yazan Türk ozanlar dizininde de adını göremedim. İçim Haiku diyor, çokbilmiş olarak suçlanmamak için de susmak istesem de dilim susmuyor. Verilen genel geçer ölçüleri incelediğimde de; a------- bağlantılı c-------ile/ b---------- ana iletiyi öne çıkarıyor. (5-7-5) ölçüsünü aşıyoruz.(12-11-12) Aşmamız Japon dili ile Türkçe dili arasında uyuşma(maz)lıktan kaynaklanıyor sanıyorum. Haikuların eğlendirici, neşelendirici söz damlaları olduğunu söylerse de kaynaklar, Ahmet Günbaş dizelerinde neşeli, eğlendirici bir özellik yok. Duyguları, insanla ve doğayla bağlayıveriyor. Yaralı, acıtan, soran, soruşturan yönü öne çıkıyor. Biçimsel çokbilmişliğimi bir yana alalım, üç dizelik haikulardaki duygulara bakalım.

Altını çizmeden, yanına im koymadan geçemediklerimden birkaç tadımlığa bakalım.

“Gürül gürül geçtiğindir, kulak ver, / rengârenk adımlarla sonsuza doğru…/ Geçmişi anımsatır, gelecek dürter!” Bir uyarı var geçmişi anımsatan, geleceği kışkırtan anlamını çıkarmak için: “ <Gürül gürül geçtiğindir, kulak ver / Bir uyarı var geçmişi anımsatır, geleceği dürter/ rengarenk adımlarla sonsuza doğru “ kurmacası anlamı, iletiyi yakalamamıza olanak veriyor sanırım. ( ömürlük, y-9)

“Ben çok yıkımlar gördüm cancağızım / Hepsinden sağ çıktıysam inan aşktandır / Fincanımda bir kuş, olmazsa olmazım!..” Anlamak dizimi değiştirelim. “Ben çok yıkımlar gördüm cancağızım / Fincanımda bir kuş, olmazsa olmazım / Hepsinden sağ çıktıysam inan aşktandır.” (Aşktan, şiirden, y-34) . Fincanımızdaki kuşa umut, kuşa da insan, doğa, inandıklarımızın dersek anlamın derinliğini sezebilir miyiz?

“Bir sabah uyandım ki şairin kirpikleri kar! / Üşenmedim, içimdeki ayaza kadar sordum. / Usulca yanıtladı:- Anlaşılmayı bekliyorum!” ( Aşktan Şiirden, y-41). Düzenleme yaparak okursak; “ Bir sabah uyandım ki şairin kirpikleri kar / Usulca yanıtladı:- Anlaşılmayı bekliyorum!./ Üşenmedim, içindeki ayaza kadar sordum.” Kirpikler kar olunca ağlatan derin olur, içindeki derinliğin tümünü, ayazına değin sormazsak anlamamız olası değil..

“Ne desek suçu ağır, örselenmiş mümkünü / Dopdolu yaşamakken ölümlerle sınanmış / Hiçbir dil anlatamaz insanın kendinden göçünü!” Düzenleyerek okursak; “ Ne desek suçu ağır, örselenmiş mümkünü / Hiçbir dil anlatamaz insanın kendinden göçünü / Dopdolu yaşamakken ölümlerle sınanmış.” ( Külbilgisi, y-55). 1973’lereden günümüze uzanan aydın yazarın, ozanın, okumuşun suçu ağır olup örselendiğini anımsarız. İnsanın kendinden göçücünü ölüm olarak düşünemiyorum, inandıklarından dönüp teslim olmuşluğunu çağrıştırıyor başat dize. Dopdolu yaşamak yerine ölümlerle de sınandığımızı çıkarıyorum. Yaratılan toplumsal korkuların ürküntüsüyle ürperiyorum.

“Kalbin çeperini yırtınca keder / ne şiire sığar ne ezgiye / Üç kere üç ne domuz eder/” Düzenleyip gönül verelim; “ Kalbin çeperini yırtınca keder / Üç kere üç ne domuz eder!.. / ne şiire sığar ne ezgiye.” Kederin Kalbin çeperini yırtan keder tanımsız bir eşikteyse şiirle, ezgiyle dağıtılabilir mi? ( Üçnokta, y-66).

Derine daldık Ahmet Günbaş koşuklarıyla, bilmem doğruyu sezdik, bilmez özünden uzaklaştık ama derinden derine duygu ve geçmiş sorgulaması yüklendik sanıyorum. Ahmet Günbaş koşuklarından edindiğim bir çıkarımı belirtmeden geçmek istemiyorum. Genel kanı, ‘uygulama koşuk yazımında noktalama imleri kullanılmaz’ dır. Koşuk yazarken yerine uygun düşünce imlemek isterim de genel yargıdan çekinirim. Ahmet Günbaş koşuklarında noktalama imlerinin yerinde güzel ve anlam tamamlayıcı olduğunu gördüm, beğendim.

“Gölgesi Yaralı” koşukları bizim kuşaklara mı daha anlamlı oluyor yoksa biz yaşadıklarımızdan süzdüklerimizle koşuklarımızı oluşturuyor? Günümüz gençliğinin anlam ve imge çıkarımları nasıl olur? Okurlar mı okumazlar mı ? Güncelin söylemiyle ‘ Tık Tık Kuşağı’okur mu?

Gösterişi tanıtım törenlerinden, görsel yaymacılıktan uzak duran koşukların efendisi Günbaş, başkalarına özenmeden, kısır çekişmelere girmeden, köşesine çekilip kendi dizeleriniz ağını örmesiyle de yazdıklarıyla kişiliğini örtüştüren çelebi ozanlarımızdan olmayı sürdürüyor. Yazımınımızda kendisine göre bir yer açmış, geliştirerek sürdürme çabasındadır.Umarım öteki kitaplarını okudukça bu yargılarım daha da güçlenecektir.


Kitap fuarları ucuz kitapları ile buluşturur okuru. Bu işlevi yetmez, has okuru has yazarla da tanıştırır, kaynaştırır, sürgit sürdürülecek dostluklar da kurdurur. Başarılarının sürmesi, okunması, düşünülmesi, gönül titretilmesi dileğimle kutlarım.


*AHMET GÜNBAŞ. GÖLGESİ YARALI. Hayal yayınları, Şiir Dizisi-2018

1s0l.gif

ŞAKASIZ;

artık

KIŞ!..

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

861536d39876bb9d5a5ca0fa97dddfb8.gif

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA