top of page

Ara


DOST
Enver Gökçe * Ben berceste mısraı buldum Hey ömrümce söylerim Gözden, gezden, arpacıktan olsun Hey ömrümce söylerim! Bizsiz Ilgaz'ın çam ormanları güzel değildir. Hayda günlerim hayda! Sırtını düşmana verdikçe Murat dağları güzel değildir, Dost dost ille kavga! Biz olmasak gökyüzü, biz olmasak üzüm, Biz olmasak üzüm göz, kömür göz, ela göz; Biz olmasak göz ile kaş, öpücük, nar içi dudak; Biz olmasak ray, dönen tekerlek, yıkanan buğday, Ayın onbeşi; Biz olmasak Taşova'nın tütü
ENVER GÖKÇE
18 Kas 20255 dakikada okunur


Yalnız Adam
Suat TAŞER * Gece Camlarda damlalar Bir kadın Solgun bir çiçek Yalnızlıklar içinde Kapısı kapalı perdesi inik Ayak sesleri gelir geçer Rüzgâr sırılsıklam Son kadehini içer Basık tavanlı bir meyhanede Yalnız adam Sırtında gelinlik elbisesi Yirmi yaşında bahar Menekşeler hercai Işıklar bir söner bir yanar Havada buram buram leylâk kokusu Avuçları ateş içinde Her adımda çamur Bu karanlık bu yalnızlık bu yağmur Hele bu kadın Her adımda çamur Bu karanlık bu yalnızlık bu yağmur Gec
Suat TAŞER
17 Kas 20251 dakikada okunur


SANIRIM
Doğan SOYDAN * Bazen bir sessizlik çöker dört duvar arasına Zifiri karanlıktayım sanırım Unuturum nerede olduğumu Sesin gelir kulağıma birden Dinlerim dinlerim yoksun. Bazen bir kapı açılır sanki odalardan biri Gölgeni arar gözlerim senden önce Duymak isterim ayak sesini Çıkıp geleceksin sanırım hemen Bakarım bakarım yoksun. Bir ağrı düşer yüreğime bazen Uzanırım ilaç kutusuna can havli Bilirim bencileyin acı çektiğini böyle zamanlar Mutfağa koştuğunu sanırım bir bardak su iç
Doğan SOYDAN
15 Kas 20251 dakikada okunur


Şehir ve Gölgeler 2
FOTO: Yusuf ERBAY Yusuf ERBAY * Gölgeli kent / sarı yüzler İkindiyle akşam arası Yere düşüyor ekmek kavgası Kimse gülmüyor hesapsız Herkesin dilinde mahpus Kendi köyünün havası… Boğazda kar köpükleri İkindiyle akşam arası Dalgadan taşıyor bir taka Ardına sığmıyor martı sürüsü… -Dokunsan yıkılacak asma köprüler Üflesen sönecek fener lambası Bir bulut balıklara değiyor Siyah beyaz iki deniz arası…
Yusuf Erbay
15 Kas 20251 dakikada okunur


SİSTEN SONRA
SALAH BİRSEL * ne kadar uyudunuzsa karalardan uyanın aklarla evler sokaklar Mustafa Kemal'lerle kalkın bir çelenk örün başınıza mutluluklardan davranın avlularla ağaçlarla meydanlara davullar zurnalarla koşun çekin bayramlıklarınızı sıkıntılardan Türkiye geçmiş değil gelecektir ışıklarla sabahlarla dostluklarla koç yiğitler sıra sıra kılıçlardan çıkın dağlara bayraklarla ne kadar bunaldınızsa dumanlardan uyanın fırlayın sularla topraklarla kuşlarla günaydın hepinize Türk Ordu

Salâh BİRSEL
14 Kas 20251 dakikada okunur


BARIŞ
BARIŞ * Çocuğun gördüğü düştür barış. Ananın gördüğü düştür barış. Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış. Akşam alacasında, gözlerinde ferah bir gülümseyişle döner ya baba elinde yemiş dolu bir sepet; ve serinlesin diye su, pencere önüne konmuş toprak bir testi gibi ter damlalarıyla alnında... barış budur işte. Evrenin yüzündeki yara izleri kapandığı zaman, ağaçlar dikildiğinde top mermilerinin açtığı çukurlara, yangının eritip tükettiği yüreklerde ilk tomurcukları
Yannis RİTSOS
12 Kas 20253 dakikada okunur


Yapamadığımız
- Rahşan'a- Bülent ECEVİT * Akşam kapı eşiğinde bir terli giysi gibi Soyunmak vardı derdinden evrenin Bir entari serinliğini giyinmek Kendi derdini tespih gibi çekmek elinde Yün örmen vardı akşamları koltuğa gömülü Karşında polisiye roman okumak vardı Sorgusuz bakışmak yoruldukça gözlerimiz Sevinçsiz gülmek üzüntüsüz ağlamak Oturmağa konuklar gelmesi bazen Çevresinde bir masanın kaygısız Sıcacık konularda bir demli çay gibi Bilmedik komşularla konuşmak Dünyamızla uyuşmak v
BÜLENT ECEVİT
8 Kas 20251 dakikada okunur


Şehrin Gölgesi
Foto: Yusuf Erbay Şehir ve Gölgeler 1. bu şehir aslında yok çoktan silinmiş resim gördüğüm çizgiler gülün gölgesi… yaldızı dökülmüş fener şehrin boğuk sesini çekip damarlarına ışığı gizliyor… savrulan suyun nefesi tenime çarpıyor / üşüyorum… bu hayat aslında yok gördüğüm yalnızca gülün gölgesi…
Yusuf Erbay
8 Kas 20251 dakikada okunur


Galata Kulesi
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN * 6 Haziran 1973 Pırıl pırıl bir yaz günüydü Aydınlıktı, güzeldi dünya Bir adam düştü o gün Galata Kulesi’nden Kendini bir anda bıraktı boşluğa Ömrünün baharında Bütün umutlarıyla birlikte Paramparça oldu Bir adam benim oğlumdu… Gencecikti Vedat Işıl ışıldı gözleri İçi bütün insanlar için sevgiyle doluydu Çıktı apansız o dönülmez yolculuğa Kendini bir anda bıraktı boşluğa Söndü güneş, karardı yeryüzü bütün Zaman durdu Bir adam düştü Galata Kul
Ümit Yaşar Oğuzcan
5 Kas 20251 dakikada okunur


Camların Gölgesinde
Foto: Yusuf Erbay camların gölgesinde bir kadın durdu / geceydi bakışları ömrünü salıp caddeye saçlarıyla savurdu gülüşü acı bir şeydi / gülüşü insanlara değil güneşeydi… yüreği gül yaprağı hüznü garipçe gurbetti sıradan ölümler yakışmaz ölümü kıyametti…
Yusuf Erbay
1 Kas 20251 dakikada okunur


Bir Mektup
EZRA POUND * Alnımın üzerinde saçım dümdüz kesilirdi daha; Oynardım sokak kapısının önünde, çiçek derlerdim. Bambu sırıklarına binmiş gelirdin, atlılar gibi, Dört dönerdim yörende, mürdüm erikleriyle oynardın. Chokan köyünde yaşayıp gidiyorduk işte: İki küçük çocuktuk, sevgiden gayrisini bilmeyen. Ondördümde vardım sana, efendim benim. Gülemezdim karşında, sıkılgandım çünkü. Başımı eğer, duvara çevirirdim yüzümü. Kırk kere de çağırsan, gözüm yerden kalkmazdı. Onbeşimde yüzümü
Ezra Pound
31 Eki 20251 dakikada okunur


YİRMİ DOKUZ EKİM
Sami GÖK * Bizimkisi Bir sonbahar sevdasıydı Cumhuriyete ve hürriyete Özgürlüğe merhabaydı Sararan yapraklarda Tutsaklığa vedaydı… Oysa biz, ne ekimler görmüştük Kıraç topraklara ekilen Ama bitmeyen, çürüyen Teslimiyet gibi, ihanet gibi Kökleri tutmayan, kuruyan Nasırlı ellerde Ovuşturulunca, un ufak olan… Biz ne ekimler görmüştük Yüz yıl öncesinde Yürekli yüreklere ekilen Bağımsızlık gibi Özgürlük gibi Devrim gibi Cumhuriyet gibi Yediveren gül goncası Her yirmi dokuz ekimde
Sami GÖK
28 Eki 20251 dakikada okunur


Aşık Cahille Sohbeti Kesti
Zeliha AYDOĞMUŞ * Aşık cahille sohbeti kestiğinden beri Varmıyor dilim umut demeye Tekdüze bir kısır döngü Zincirleme dudaklar Dağ başlarına çökmüş pençe pençe Diller kara bulutlara sövgüde Aranıp durduğum Kollarım uzadıkça kaybolan Bir şeyler var Ölümüne Can siperhane dövüştüğüm yerde Ne kadar da uzak Bulamadığım şeyler Orman ormana sabahlar Ağaçlar ve kozalaklar Yıkanmış yüzler nerede

Zeliha AYDOĞMUŞ
27 Eki 20251 dakikada okunur


Sokak Fenerleri
Ali Canip YÖNTEM * Ölü bir camdan ağlayan korku İnliyor serserî ve boş geceye; Kaldırımlar bütün sükût, uyku... Her duvar, her kovukta şimdi niye? Bir büyük göz niyâz eder, ağlar "Bitsin artık bu gizli şüphe! " diye... Korkarım... Saklanır heyulâlar... Bana der: İşte bir sahîfe oku, Sarı gölgemde hasta kalbin var! Ölü bir camdan ağlayan korku... * Ali Canip Yöntem (1887 İstanbul - 26 Ekim 1967), Türk şair, yazar, edebiyat tarihi araştırmacısı ve siyasetçi. Selanik Hukuk Mekt
Ali Canip Yöntem
26 Eki 20251 dakikada okunur


Çiçek Masalı
György Somlyo * Odanın içinde aşağı yukarı dolaşıyorum, çömeliyorum masanın yanındaki sandalyenin üzerine, bir kitap karıştırıyorum, bir yudum bir şey içiyorum, sözcüklerimi arıyorum. Kocaman, pembe şakayık kımıldamadan duruyor vazonun içinde. Paltomu giyip dışarı çıkıyorum, işlerimin, işlerim olduğunu sandığım şeylerin peşine düşüyorum, geri dönüyorum sonra. Aynı yerde duruyor şakayık, bana dönmüş durumda; kocaman taç yapraklardan başıyla bakıyor bana. Hep bana bakıyor. Bıkm
György Somlyo
26 Eki 20251 dakikada okunur


Yaralı
YAŞAR MİRAÇ * Bir yaralı sevdalıyım Göğsümün gürgün pınarı Gonca güller karanfiller Moran gelincikler kanar Bir kırık badem dalıyım Yurdumun yorgun kuşları Ala şahinler turnalar Yuvaları dağıtılan Toy kanatları kırılan Emekcen gurbet kuşları Sürgün kuşlar bana koşar Bir çamlıbel maralıyım Ayçe sudan içmedeyken Gökten bala geçmedeyken Avcılar ağına düştüm Yarıldı göğsümün narı Yaralıyım yaralı Defne Dalım Sarın Beni Yaralıyım yaralıyım Güvercinim örtün beni Irmaklarım yunun be
Yaşar MİRAÇ
23 Eki 20251 dakikada okunur


Bir Ceylan Gibi Mahzun Bakışın
İVAN BUNİN * Senin bir ceylan gibi o mahzun bakışını Ve ne varsa, öylesine yürekten sevdiğim o bakışta Unutmadım, üst üste yığılan hüzünlü yıllarda Fakat görüntün, zihnimde gitgide dumanlandı Gün gelir, yürekte hüzün de söner artık Ne mutluluğun, ne acıların olduğu bir yerde Düşler de, anımsayışlar da silinir gitgide Kalır sadece, her şeyi bağışlatan bir uzaklık... Türkçesi: Ataol BEHRAMOĞLU İvan Bunin İvan Alekseyeviç Bunin (Rusça: Иван Алексеевич Бунин; d. 10 Ekim / 22 Ekim
İVAN BUNİN
22 Eki 20251 dakikada okunur


DAYANILMAZ
* Arif DAMAR Gözlerini ölüm bürüdü onların korkulu rüyalarda uyanıyorlar uykularından. Günden güne daha cana yakın günden güne daha yaşanacak hale gelsin diye her gün daha sağlam daha usta daha kahraman ellerle onarılan yeryüzü eskisinden dar geliyor onlara eskisinden düşman. Ne günün ilk ışığı ne balık sürülerinin ışıldaması suda ne güneşe uzanan dal ferahlık vermiyor içlerine. Çalınan insan emeği yaşatmaz oldu korkulu rüyalarla uyanarak uykularından korkunç kararlar verdile

maviADA
21 Eki 20253 dakikada okunur


Eski Ev
* ESKİ EV İlk günden hatırlarım etrafını saçağın, Bir asma kuşatırdı körpe filizleriyle. Kokularla cezbedip küçük, çapkın kuşları, Buğulu taneleri uzardı pencereye. O baldan salkımları bize yaklaştırırdı Uzatarak annemiz bembeyaz ellerini, Biz ,onun çocukları geri verirdik tekrar Kuşlara üzümleri, emilmiş dallarını. Seneler aktı gitti, artık ne kuş, ne anne Biçare yaşlı asma sarardı ve çürüdü. Kapıyı, duvarları vahşi otlar bürüdü, Ve ben, ben ağlıyorum, o günlerin peşinde. AL
ALPHONSE De LAMARTINE
21 Eki 20251 dakikada okunur


Sarhoş Gemi
Arthur RIMBAUD * Ölü sularından iniyordum nehirlerin Baktım yedekçilerim iplerimi bırakmış; Cırlak kızılderililer, nişan atmak için Hepsini soyup alaca direklere çakmış. Bana ne tayfalardan; umurumda değildi Pamuklar, buğdaylar, Felemenk ve İngiltere; Bordamda gürültüler, patırtılar kesildi; Sular aldı gitti beni can attığım yere. Med zamanları, çılgın çalkantılar üstünde, Koştum, bir çocuk beyni gibi sağır, geçen kış Adaların karalardan çözüldüğü günde. Yeryüzü böylesine all
Arthur RIMBAUD
20 Eki 20252 dakikada okunur

bottom of page


