top of page

Ara


ADA
ZELİHA AYDOĞMUŞ * öyle bir eşikteyiz ki yer gök tatlı acı tüm sular ekim kesiliyor yaşam her saniye alıyor bir parça ömrümden her gün bir mum yakıyorum cennetime sonra dalıyorum ormanına en karanlık yerinden usulca öpüyorum gök gözlerinden ne yanıma düştüyse oradan topluyorum gölgeni üç kanatlı bir peri olup seni soruyorum o hiç gelmediğim gökevinden dokunuşunu sevmiş çağlayanları arıyorum belki düşlerime bıraktığın turuncu elmaları hep eksiksin bende gözle gördüğüm sevdiğim

Zeliha AYDOĞMUŞ
25 Eki1 dakikada okunur


SON SIZIM
Zeliha AYDOĞMUŞ * son baharımdın sen benim içime ılık ılık işleyen kalbimi ateşe veren son sızım son kötü alışkanlığımdın sen benim en tenham azraile kafa tuttuğum yerde mahşer kalabalığım eylüldün sen doğarkenki sancım ilk sağanağımdın sen benim kaçıp saklanmadığım sırılsıklam ıslanmaktan korkmadığım son direnişimdin sen benim olmazlara isyanım hayata yasaklara son baş kaldırışım ilk kahkahamdın sen benim düşüşüm kalkışım aşktan sebep sakarlığım son günahımdın sen benim tüm

Zeliha AYDOĞMUŞ
21 Eki1 dakikada okunur


BU KENTİN
ZELİHA AYDOĞMUŞ * alı al moru mor geceleri çoktur bu kentin cessetten hallice ayak izleri dişil enerjisi çalınmış kadınları çoktur bu kentin eril enerjiyi yanlış anlamış çarpık düşünceleri mavisi hor görülmüş isli yarınları vardır bu kentin gökyüzünde grisi gür kül yağar çıkmaz sokaklarına ve o sokaklarındaki tüm gözlerin dişi sivri suratınıza suratınıza çarpılan kocaman kapıları vardır bu kentin etiketleri kopyala yapıştır vicdanı ve yapılandırılmış kimliği çoktur bu kentin

Zeliha AYDOĞMUŞ
15 Eki1 dakikada okunur


Sennur SEZER; Savaş Ayırmaz Sevişenleri
SENNUR SEZER * Bir adım kala kör kurşunlara Sigaramın üşüyen ucunda Öpüşünü bıçak gibi tadarım Çakıllar utardı sımsıcak Sevişgen çılgınlığımızdan Bir büyük çığlıktı ağaran Deniz tutuştu tutuşacak Bilenir bir çelik alabildiğine Şimdi sevişmeyi andığımız gün Öpüşlerimiz soğuk keskin İnce bir sızı gibi düğün Ellerine bir adım kala Bir adım kala kör kurşunlara Öpüşünü bıçak gibi tadarım SENNUR SEZER * Sennur Sezer (d. 12 Haziran 1943, Eskişehir - ö. 7 Ekim 2015, İstanbul) Türk

maviADA
7 Eki2 dakikada okunur


UMUDA YELKEN
ZELİHA AYDOĞMUŞ * Biliyorum bu son hece Son uyanışımız aşka Son dalışımız sevince Biliyorum bu son sevişme Gece süzülürken gözlerimden Son ürperişi eylülün Dokunurken kalbine Sonlardan sonra biliyorum Sen yine dolaşmaya devam edeceksin O hiç gelmediğim kentin caddelerinde Çıkmaz sokaklara dalıp şımarık ağaçlar bulacaksın belki Güz gelinliği üstünde Yapraklarını dökmeyi unutmuş ağaçlar Biliyorum Hep umuda yelken açan kendini alıp geleceksin bir gün Uzun uzun dolaşacaksın Gemi

Zeliha AYDOĞMUŞ
7 Eki1 dakikada okunur


YOLCULUK NEREYE
ASIM ÖZTÜRK -Şiirevi- Yaz sevinçleri, düş kırıklıkları Elmanın çürüğündeki yara Yırtılırken tenin mavi yelkeni, Sularda unutulmuş anılar; Kıyılar boyu söylenmemişözcükler, Gülün rengi, Avlularda konuşulan akşamlar, Sularla yıkandıktan sonra taşlıklar Mermer ayakları mermerlerin, Fincanların içinde soğur son yudumları Kıyısında uzun bir yol, Yaşayanların silinip geçmeyen izleri, Özlenenlerden, Çıkar gelir ansızın bir haber,

maviADA
21 Eyl1 dakikada okunur


YENİK YÜZLER
ASIM ÖZTÜRK * - Malkaça-Urla- Kanatlarının gölgesi duruyor yerlerde Malkaça çarşısına konmayan kumruların, Yitirmiş sesini yazlar Urla’da Şapkaları sarı tütün kokan köylüler yok Kahvelerin dilinde kekremsi bir tat Yaşanmamışlıkların kırık sesini rüzgârlar sürüklüyor, Toprak yollardan gelen at arabaları Tekerleklerin seslerini unutup gelmiş Bağ aralarında, Evlerin sarı kavunları, taş avlular Yılların o güzel kokusuyla büyütmüş çocuklar
Asım Öztürk
14 Eyl1 dakikada okunur


Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz?
Çünkü onlar ağırkanlı adamlardır Değişen bir dünyaya karşı Kerpiç duvarlar gibi katı Çakır dikenleri gibi susuz Kayıtsızca direnerek yaşarlar. Aptal, kaba ve kurnazdırlar. İnanarak ve kolayca yalan söylerler. Paraları olsa da Yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır. Her şeyi hafife alır ve herkese söverler. Yağmuru, rüzgarı ve güneşi Bir gün olsun ekinleri akıllarına gelmeden Düşünemezler... Ve birbirlerinin sınırlarını sürerek Topraklarını büyütmeye çalışırlar. Köylüleri
Şükrü Erbaş
8 Eyl2 dakikada okunur


Bir Gemi Yelken Açtı/Ali Mümtaz Arolat
BİR GEMİ YELKEN AÇTI * Bir gemi yelken açtı hayal iklimlerine, Civarından çığlıkla yorgun martılar kaçtı Rüzgâr sürüklenirken derinlerden derine; Hayâl iklimlerine bir gemi yelken açtı. Beyaz yelkenlerinde ölgün bir kızıllığın Titrek son akisleri dalgalandı belirsiz; Toplanırken göklerde bulutlar yığın yığın Hırçın bir fırtınayı düşünüyordu deniz. Ufuklarda solarken altın şafak gülleri Yabancı âlemlerden sâadetler, emeller, İhtiraslar bekliyen kimsesiz gönülleri Gizlice sıkıy

maviADA
4 Eyl2 dakikada okunur


SEVMENİN EN DERİNİ
ASIM ÖZTÜRK * -Şiirevi- Eksilmeden yaşamak İnsanla, ağaçla, çiçekle Çoğalıp duran seslerin sevinciyle Dokunmanın o sonsuz doyumuyla İzlemek emeğin günlerini, gecelerini sözcüklerle, Yazılanlardan hiç uzaklaşmadan Çayır çiçeklerinin arasında, Kanatlarını güneşin ışıklarıyla yıkayan kelebek, Sorumlu bir arı gibi renklere seslenircesine Sağları, dorukları bilmek, Sevmenin en derindeki içtenliğini görerek, Kapıların önün
Asım ÖZTÜRK
31 Ağu1 dakikada okunur


UNUTSAYDI
ASIM ÖZTÜRK * -Bahçem- Düşeni tutabilseydi Değişmezdi suyun akışı, Yaprağın sararıp düşmesi daldan; Esip geçmezdi vadiler arasından Bulutları yüklenmiş kuşların elleri ayakları, Büyüyen ve çoğalan ne varsa değişmezdi; Taşların kırılıp döküldüğü yamaç Akıp duran ırmağın geride bıraktığı ses Kalabalıkları dağılan alan, Susan dilin yağmurları Kentlere dolan işsizlerin evsiz yamaçları; Sınırlarını değiştiren düş Gelip genişleyen düşünce değişm
Asım ÖZTÜRK
24 Ağu1 dakikada okunur


ARİF DAMAR
HİSSEN YOK BU AKŞAMDA * Hissen yok bu akşamda senin sen öğleden beri bu renk renk bu çeşit çeşit söylenen şarkının artık haricindesin. Tankın gölgesi uzandı üstüne kadar, nerdeyse, habersiz gün batacak. Tamamen çekmiş göğsünden akan kanı büyük ve mütehammil toprak. Her şeyin ne kadar şikâyetsiz saatin hâlâ işliyor bileğinde, onu akşamdan akşama kurardın, tabii biraz sonra duracak. Bugün günlerden cumartesi, dün yazdığın mektup, ancak, dört gün sonra eline değecek karının. Sen

maviADA
20 Ağu3 dakikada okunur


KANATSIZ ANILAR
ASIM ÖZTÜRK * -Eski Datça- Orhan’ın Kahvesi- Erken sularıydı yazın Uçarı bulutlar çekip gitmiş dağlara Mavi kanatlı göklerde süzülürken, Yıllar sonra yine oturduk Orhan’ın Kahvesi’ne Taşlar mı uzun yaşıyor Taş duvarlardan sarkan begonviller mi? Sormadım kimseye, Dağılmış kanatlarıyla anılar Sular gibi akıp gitti taşların arasından, Eski Datça’da yaşlı bir dut ağacı Eğip gölgelerini yolları büyütüyordu kollarında, Gidenlerin ard
Asım ÖZTÜRK
17 Ağu1 dakikada okunur


O KIZILLIK VAR YA
ASIM ÖZTÜRK * - Bahçem- Dursaydı orada Dökseydi kıvılcım sarısı yüzünü Aynaların zamanına, Dururdu bakışların, Pencerelerin sesi kesilirdi Uzayıp giden yolun ardından Eski bir sözcük takılırdı, paslanırdı keskin dil, Vurulup düşen kuşun kanatlarım olurdu kirpiklerin, Acıyanından tutup yırtsa Çürük bir bez yığını İnip gitmeyi düşlediği günler ayaklarının altında, Kekeme merdivenler seslenirdi Dönüp bakmasa bile ardın
Asım ÖZTÜRK
10 Ağu1 dakikada okunur


İsyan Türküleri
Ahmet İLBAŞ * Bedeli ağır ödenmiş türküler, şiirler dilimde. Yemyeşil ekin tarlalarını , kıpkızıl gelincikler basmış; Yaşamın gelişimine, Değişimine ne diyeceksin ! Karanlıklar zorlanıyor... Zorlama karanlıklar, zorlanıyor. Ne çok Tanrınız var Ama cüzdanınız boşaldıkça hiçleşiyorsunuz Ey Mernuslar! Gittikçe sarpa sarıyorsunuz. İsyan türküleri çığıranlar çoğalıyor.
Ahmet İLBAŞ
1 Ağu1 dakikada okunur


SABAHLARI YENİDEN
ASIM ÖZTÜRK * -Datça- Az sonra yaz pencereden seslenecek Uyandıracak, Sabahları sulara düşen ışıklarıyla mor çiçekler, Sokaklara açılan avlu kapıları Uyandıracak, Pazarcıların ayak sesleri Bugün çarşılarını dolaştık Datça’nın Yeşil can erikleri, sokaklara dökülen dutlar, Güneş yanığı satıcıların yüzleri, Badem çiçekleri, begonvillerin renkleri Çıkıp gelmişler uzaklardan motorlar Durgun bir deniz kadınların gözleri; Küçük tepele
Asım Öztürk
27 Tem1 dakikada okunur


GİTME KAL
ARİF DAMAR * Nice nice acıları aklına getir Bunca yoksulluğu aklına getir Gözyaşlarını aklına getir "GİTME KAL" var yok dinlemez bir çocuk isteğidir Gitme aklına getir Kıraç mı kıraç toprakların üstüne Güneşler açar yağmur kesilince Çırılçıplak kayada yetişir incir ağacı Dağların kuytusunda bir uslu çiçek Dağıtır mevsimi kendi kendine Gitme beraberlik içinde Nasıl sevinirdik aklına getir Her şeyi her şeyi aklına getir Gece yarılarını aklına getir Söylediklerini aklına getir S
Arif Damar
23 Tem1 dakikada okunur


PALAMUT BÜKÜNDE
ASIM ÖZTÜRK * -Palamut Bükü-Datça- Taşlar da kalır dedim kıyılara Denizin izleri de, Kanatlanıp uçar ya dalgalar Bulutlara duyurur sesini, Sen dağlara takılıp kalan bulutlardan Yağmurları umarsın, Kayanın dibinde büyüyen badem ağacı, Ilgınların mor çiçekleriyle konuşurken, Duymaz biliyorum, hiç duymaz Ardıç ağaçları Taş duvarın yanındaki sardunyaları, Kızıl gülleri kırılıp düşen balıkçılar Geceden önceki denizi bilmez Zıplay

maviADA
20 Tem1 dakikada okunur


Gök Kuşağı Olsak
AHMET İLBAŞ * Tüm renkleri getirsek bir araya Gök kuşağı olsak Tüm dillerden Ortak bir türkü Yaksak, Coşkuyla söylesek Bir ağızdan, Milyonlarca el tutuşsa El ele Kucaklasak dünyayı, Çepecevre Milyonlarca elin kucaklamasıyla... Sevsek her rengi, Her insanı, emek düşmanları hariç, Ağacı, ormanı, kuşları, Doğayı, tüm canlıları... Düşer savaş uçakları Bir daha uçmamak üzere. Dağılır paletleri tankların, Paslanır namlular... Dilenir silah tüccarları, Büyük kentlerin, En kalabalık
Ahmet İLBAŞ
18 Tem1 dakikada okunur


GİTTİN
AHMET İLBAŞ * Gittin ! Pazaryerinde, panayırda kaybolmuş çocuklar gibiyim; Şaşkın ve çaresiz... Gittin ! Habersiz, ışıksız, yağmursuz, dūnyayı bırakarak; Özūnū, içini boşalttın yaşamın Vedalaşsan, gidemeyeceğinden korktun belki... Kanatsız kaldım, Dūşlerin göğūnde, kanat seslerimiz olmayacak bir daha. Sınırsızlığa nokta koydun Oysa, sevmezdin noktaları... Kalleş demeyeceğim sana; Bir bildiğin vardır, belki benim bilmediğim... Gittiğinden beri, sokaklara çıkmamıştım, Çıktım dū
Ahmet İLBAŞ
11 Tem2 dakikada okunur

bottom of page


