Kötülüklerin Anası
- Şenol YAZICI
- 25 Nis
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 26 Nis

ŞENOL YAZICI
Onur, Gurur ve Kibir Üzerine
*
Bütün kutsal kitaplarda kibrin ve böbürlenmenin kötülüğünden söz edilir. İnsanlık tarihiyle birlikte başladığı anlaşılan kibir için Eski ve Yeni Ahit "kötülüklerin anasıdır" der.
Kuran'sa "kalbinde zerre kadar kibir olanlar cennete giremez" demektedir.
İnsanın iç evreni bazen bir panayır, bazen bir orman, bazen de bir gökyüzü gibidir. Bu evrende egoyla ilgili üç kavram, kişinin eylem ve tavırlarını belirleyici olur. Onun kişisel ruh halini yansıtmakla kalmaz çevresinin huzur ve huzursuzluğunda rol oynayacak, dış dünyaya da yansıyan eylemlere neden olacaktır.
Bunlar kibir, gurur ve onurdur.
Her biri farklı bir yol açar; kimi karanlığa, kimi aydınlığa.
Nietzsche’nin sözleriyle: “Gurur, insanın kendine verdiği değerdir; kibir, çevrenizdeki insanlara verdiğiniz değeri yok saymaktır.”
Hitler kibirli bir liderdi, Alman ulusunu en büyük geri kalan dünyayı ise yok sayıyordu. Dünyayı büyük bir felakete sürükledi.
Kibir, şişirilmiş bir balondur. Uçsuz bucaksız göğe yükseldiğini sanır, ama en küçük iğne ucunda söner. Atalarımız boşuna dememiş: “Kibir kötülüklerin anasıdır.” Kibirli insan, başkasını küçümseyerek kendini yüceltir; ama aslında kendi yalnızlığını büyütür. Mevlânâ’nın dediği gibi: “Kibir, insanı küçültür; tevazu büyütür.”
Gurur, dallarda olgunlaşan meyvedir. Emekle, sabırla, güneşle büyür. Bir öğrenci diplomasını, bir yazar kitabını basılıp eline aldığında, bir işçi evini tamamladığında, bir dost sözünü tuttuğunda… İşte o an hissettiğimiz, o tatlı meyve gururdur. Kibirse birilerini aşağılamak için kullandığımız her türlü donedir. Öyle ki kibirin kişisel bir dayanağı olmadığı gibi varoluşunu ötekinin eksikleri ya da iftiralar üzerine kurar. Kibir için kötülüklerin anasıdır derler ya, işte bundan dolayıdır.
Gurur, bir emek sonucunda ortaya çıkan kişsel birikim ve tasarrufların bileşkesi olup insanın kendine verdiği değer, özsaygı olurken, kibir, başkasına verdiği değeri yok saymak, onu hiç yerine koymaktır. Bundan da anlaşılacağı üzere gurur, ölçülü olduğunda insanı besler; ama aynaya fazla bakarsak kibire dönüşür.
Onur ise bambaşka bir kavram, göğe açılan kapıdır. Onurlu olmak, yalnızca kendi emeğini bilmek değil, başkasının emeğine de adil davranmaktır. Onur, toplum olarak da olumlu bir etmen olmasının yanında insanın içindeki ışığı koruyan bir kandildir.
Nazım Hikmet’in dizeleri çok güçlü bir onur kavramını yansıtır; onun “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür / ve bir orman gibi kardeşçesine” sözü, toplumsal onuru ve aynı zamanda kişisel özgürlük tutkusunu anlatmak için yeterince parlak bir örnek.
Onurlu insan, kendi yolunu aydınlatırken başkasının yolunu da ışıklandırır.
Atatürk’ün “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur” sözü, doğrudan gurur ve özgüven ile ilişkilendirilebilir: bireyin kendi köklerinden, kendi varlığından güç almasıdır. Burada kibir yoktur, çünkü başkasını küçümsemek değil, kendi özüne güvenmek vardır.
Onur ise daha çok şu sözde görünür: “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” Bu ifade, bireysel varlığın geçiciliğini kabul ederken, toplumsal varlığın ebediliğine işaret eder.
Onur, bireysel olduğu kadar toplumsal bir değerdir.
Bir kibir eyleminin muhatabı bir başka insanın onuru olacaktır.
Bunu derin düşünün. Çünkü onur kırıcı bir yelemin sonucunda çok ağır bir bedel ödemeniz de gündeme gelebilir.
Dedik ya kibir kötülüklerin anasıdır.
Bir başka örnek: Yazarlıkta etik duyarlılık, okura saygı bu kavramların bir yansımasıdır. Okur, yazarın aklına, hafızasına, mantığına ve kaynak bilgisine güvenir. Bir kitaba giren bir konunun yanlışlığını asla düşünmez. Siz yazar olarak yanlış bir bilgiyi, alıntıyı doğru diye sunuyorsanız, hele bunu bilerek yapıyorsanız özel bir kibirle hareket ediyorsunuz demektir. Eğer bir bilginin kaynağı doğru değilse metnin bütün ağırlığı sarsılır. Bu da okura onur kırıcı bir sonuç olarak yansıyacaktır.
Bir gün Atlas, Ada, Ege, büyüyüp Yalova sahilinde yürüdüğünde, denizin dalgaları onlara üç şey fısıldasın isterim:
“Kibir köpük gibidir; çok görünür ama hemen kaybolur.”
“Gurur dalganın kendi gücünü bilmesidir.”
“Onur denizin kendisidir; derin, engin, vazgeçilmezdir.”
Gururunu ölçülü taşı, kibire hiç kapı aralama, ama onurunu her daim göğe açılan kapı gibi koru. Çünkü insanı insan yapan, yazarı yazar yapan, dostu dost yapan şey onurdur. Onur, kaybedildiğinde geri dönmeyen bir yıldızdır; korunduğunda ise bütün hayat ışığa kavuşur.


















































Yorumlar