top of page

Bursa Öğretmenevinin Yıldızları

Güncelleme tarihi: 24 Şub


Ortada -Nadir Gezer ve Köy Enstitülü arkadaşları. 02.01.1998, Bursa Öğretmenevi
Ortada -Nadir Gezer ve Köy Enstitülü arkadaşları. 02.01.1998, Bursa Öğretmenevi

*

DOĞAN SOYDAN

*

Öğretmenevleri, Atatürk'e Başöğretmen unvanının verildiği 24 Kasım 1928 tarihine atfen dönemin Millî Eğitim Bakanı Hasan Sağlam tarafından 1981 yılında açıldı. Sonraki yıllarda il ve ilçelerde hızla yaygınlaştı. Kimi yerlerde giderek kuruluş amacından saptırılmış olsa da başlangıçta çok ilgi gördü ve güzel hizmetler sundu.


Bu öğretmenevlerinden övülmeye ve görülmeye değer biri de Bursa Öğretmenevidir. Kitaplığı, televizyon izleme salonu, yemekhanesi, yatakhanesi ve oyun salonlarıyla çok yönlü hizmet sunuyor. Hele de taşradan gelmiş, yiyecek, yatacak yer sıkıntısı çeken öğretmenler için bulunmaz bir mekân… Ulaşım derseniz çok kolay, Bursa’nın merkezinde. Tophane, Altıparmak, Fomara, Şehreküstü, Kapalıçarşı, Heykel, Mahvel; hemen hepsi yürüyerek gidebileceğiniz, gezip görebileceğiniz uzaklıkta.


Bursa öğretmenevinin güzel yanlarından biri de oranın müdavimi emekli öğretmenler ve bunlar arasında hemen her gün olup biten kültür alışverişidir. Bu öğretmenevine zaman zaman ben de giderim. Pek çok meslektaşımla tanışma, dostlar edinme fırsatı bulurum. Sözünü ettiğim bu dost öğretmenlerin kimi Hasanoğlan'dan, İvriz’den, Arifiye’den, kimi Kepirtepe’den, Çifteler’den, Gönen’den mezun olmuş, her biri otuz kırk yıl eğitime yüz akıyla hizmet etmiş Köy Enstitülü öğretmenlerdir. Sahibi olduğum gazetenin 100. sayısında düzenlediğimiz kokteylde şeref konuğum olmuşlardı. Masadaki görkemli duruşlarıyla görenlerde nasıl saygı uyandırdıklarına tanık oldum.

        

“Öğretmenevinin yıldızları,” dediğim bu emekli öğretmenler her gün Bursa Öğretmenevinde aynı saatte   buluşurlar. Günlük gazeteleri ilk kez onlar okur. Sonra her biri okuduğu gazeteyi yanındaki arkadaşının gazetesiyle değiştirir. Böylece günlük gazetelerin hepsini elden ve gözden geçirmiş olurlar. Gazete ve günlük haberleşme faslı bittikten sonra dinlenme salonuna geçip bir masanın etrafında toplanırlar. Bir yandan adaçayı, kuşburnu, ıhlamur, Türk kahvesini yudumlarken bir yandan da ülke gündemine ilişkin yorumlar yapmaya başlarlar. Hepsi aynı görüşte aynı fikirde değildir elbet, bu yüzden çetin atışmalar, tartışmalar da olur; ama kırmadan, dökmeden, incitmeden ve saygılı!... Bu fasıl da bittikten sonra o günlerde okudukları kitaplara gelir sıra. Kitap hakkında yoğunlaşan yorumlar, düşünceler ve söyleşileri saatlerce sürüp gider. Bu eğitim emekçilerinin yanlarında ve çantalarında her an ve mutlaka bir kitap vardır; hem de en yeni kitaplar…


Kitaptır, gazetedir, ülke sorunlarıdır, haktır, hukuktur derken bir de bakarsınız ki gün akşam olmuş, eve dönüş zamanı gelmiştir. İşte o an, günün en güzel ve en anlamlı eyleminin gerçekleşmesine tanık olacağınız andır; birileri, günlerden beri hem okuyup hem anlattığı kitabı bitirmiş, sıra, göz koyup da bir an önce boşalmasını beklediği arkadaşının kitabıyla değiştirmeye gelmiştir. Kitap değiş tokuş işi günün son eylemidir. Günbatımı… “Abbas vakit tamam!..” Sabırsızlıkla beklediği kitaba kavuşmanın sevinciyle evin yolunu tutarlar.

 

Bu öğretmen dostlarımın her günü böyle başlar böyle biter; ama her günleri bir önceki günden daha kazançlı daha zengin ve daha mutlu olarak… Ben bu mutluluğun ışığını onların gözlerinde görürdüm. Okuyan, düşünen, eleştiren öğretmene ne mutlu! Ne mutlu bir dost yolu gözlercesine yarın eline geçecek kitabın yolunu gözleyenlere!

 

Selam olsun sizlere öğretmen evinin yıldızları! Selam olsun sizlere yetmişlik, seksenlik delikanlılar. Arifiye’den, Hasanoğlan’dan, Cılavuz’dan, Akçadağ’dan, Kepirtepe’den çıkıp bozkırları aydınlatan öğretmenevinin yıldızları neredesiniz? 

 

18 Nisan 2001




Yorumlar


bottom of page