maviADA'nın 25. Yıl Armağanı
- Şenol YAZICI
- 22 dakika önce
- 1 dakikada okunur
MELAS
*
Şenol YAZICI'dan Bir İmkansız Aşk Hikayesi
*
ŞENOL YAZICI
*
"Selam Söyleyin Ay Işığına"
*
"Burada doğdum.
Karadeniz’in ucunda, Trabzon’dan başlayıp içerilere doğru, dere boyu uzayan ve birden bire duvar gibi yükselip geçit vermez Zigana’ya dönüşen vadinin dibinde, Sümela’da.
Melas’ı, dağa bir salıncak gibi asılı duran yüz odalı manastırı kadim devirlerde, Osmanlı bu coğrafyada yokken, atalarım yaptı. Ben orda eğitim görüyorum, din adamı olacağım. Bana öngörülen kader bu; papaz olup İsa’ya hizmet edeceğim.
Adım Yasef. Ama herkes Yusuf diyor, hele komşularım Müslümanlar. Onların kitabında da geçer adım. Tüm kutsal kitaplarda geçer; dünyanın en güzel, ama o nedenle de en talihsiz peygamberinin adı…
Aşağılarda göz alabildiğine uzanan büyük bir göl var, deniz dedikleri. Acem'e giden deve kervanlarının geçtiği İpek Yolundan biraz gidince ona ulaşıyorsun. Hiç görmedim, ama babam iki kez görmüş. Atalarımın kurduğu taş binalı kenti de, onu çevreleyen kaleyi de... Ben henüz bir yeri bilmiyorum, ama büyüyünce hepsine gideceğim. İslambol'a bile...
Henüz Bir manastırı biliyorum, bir de alabalık kaynayan, güneşin gördüğü her yerde yeşeren menekşe tarlalarıyla dolu yeşil Altın Vadiyi.
Çocukluğum da burada geçti. Viola'mı da burada tanıdım.
Güneşin gül rengi ışıkları, tepeleri bir gelinlik gibi örtünce ormanların dumanlı yeşili simsiyah kesilir, bütün vadiler birbirini kesen gök kuşaklarına boğulur, erguvani bulutların dantele gibi işlendiği gökyüzünde ne varsa, deli, oynak bir maviye boyanırdı. O zamanlar sabahlar, dünyanın bütün kırmızılarını, sarılarını, eflatunlarını giyinip kuşanıp öyle gelirdi. Karatavukların şarkılar söylediği, ince bir deniz yelinin mısır püsküllerine, çamların doruklarına sevdayla dokunup dağlara doğru çekildiği, tavukların neşeli bir şamatayla ortalığa döküldüğü saatlerdi.
Ne güzeldir uyuması…"




















































Yorumlar