Üvey Kardeş / GülhanSöylerMoeel


Bize geldiğinde dört yaşındaydı. Yaramaz mı yaramaz, haylaz mı haylaz, cin gibi bir çocuktu. Yaramazlık yapınca ailenin diğer fertlerinin aksine ona kızmaz sadece çok ayıp gibilerinden başımı sallardım, o kapkara badem gözlerini gözlerime diker köşeye sıkıştırılmış bir fare gibi boyuna posuna bakmadan ütüne atlayacakmış gibi durur bakardı. İçimi çeker kendi işime bakardım, o da ıslak kedi gibi gelir, yanıma oturur gözlerini benden ayırmaz, ben onunla konuşana kadar oradan ayrılmazdı.

Kışla usulü terbiye görülen bizim eve alışmak durumunda kalan bu dördüncü çocuk, bütün kuralları yıkmak ve bizim evdeki usulü bozmak için yetiştirilmişti sanki. Asiydi, dikkat çekebilmek için yapamayacağı şey yoktu, dayak yemeye varacak kadar...

Annesi, babasını çok küçük yaşta kaybeden oğlunu geç de olsa terbiye etmeye çalışırken, üvey babadan dayak yiyeceğine benden yesin mantığıyla olmalı dövmeye kalktığında, her seferinde yaralı bir hayvan yavrusu gibi yanıma kaçıp arkama saklanan bu üvey kardeşi korumak için dersimden kalkar, eve yeni gelen ve zor da olsa alışmaya çalıştığımız üvey annenin önünde dururdum. -Hayır, dayak yok -Lütfen karışma -Benim yanımda dövemezsiniz... -Kalbini kırarım bak şimdi -Dayak yok, kötü vuruyorsunuz, onun kemikleri kırılacağına benim kalbim kırılsın daha iyi. ......... Kedimiz köpeğimiz yoktu, ama evde hep beni takip eden bir ufaklık vardi artık. -Abla neden yağmur kırmızı yağmıyor? -Abla neden çikolata ağacı yok? -Abla neden.....? .... -Sus artık bak ders çalışıyorum!

Okula başladığında çok sevinmiştim; evden çıkacak, kendisine ait, biraz koşup yorulacağı, kendini ifade edebileceği bir dünyası olacak diye düşünmüştüm. Yanılmışım... Yaramazlıkları, haylazlıkları aile tarihinde görülmemiş bir yaratıcılıkla sürerken derslerini de öğrenmiyordu. İlkokul birinci sınıf matematiğini öğretmek, onunla uğraşabilecek ve ailede en sabırlı bilinen bana düşmüştü. -Abla bu fasulyeler ne için? -Matematik öğreneceğiz, gel bak, sana toplama çıkarma öğreteceğim. -Peki! Gözleri pırıl pırıl parlıyor, onunla uğraşılmasından, onunla konuşulmasından, onunla kavga bile edilmesinden zevk alıyor. Doğuştan mı bu hissettiği ilgi açlığı, yoksa alkolik babasının genleri mi, O zaman bilemiyorum. -Bak işte burada on tane fasulye var, say bakalım Sayıyor hemen, çok zeki olduğunu hep biliyordum. -Bak şimdi iki tane alıyorum. -Neden abla? -Sen şimdi dinle tamam mı? -Tamam. -Buraya koyuyorum, kaç tane say bakalım? -Bir iki, iki tane... -Tamam şimdi buraya da fasulye koyuyorum, burada kaç fasulye var? Say bakalım. -Biiir, ikiii... iki tane var. -Aferin, şimdi bu iki fasulyeyi alıyorum ve bu iki fasulyenin yanına koyuyorum. tamam mı? -Neden? -Eee, toplama öğreneceğiz ya, ondan -Peki.. -Say bakalım kaç fasulyen var şimdi. -Bunların hepsi benim mi? -Neylerin? -Fasulyelerin... -Senin olsunlar tamam, ama bak şimdi burada... -Başka var mı? -Ne var mı? -Fasulye. -Bak canım, sen fasulye kısmını bırak, toplamaya bak. Bak iki tane burada, iki de yanına koydum, kac fasulye oldu? -Fasulyeleri nereden aldık? -Bak kızacağım ama, toplama öğretmeye çalışıyoruz burada değil mi? Niye aklın hep oyunda? -... -Bak iki burada, iki de yanına koydum, say bakalım kaç tane var? -Biir, ikiii, üüüüüç. -Evet? -Üç tane var

Kapkara gözleri parlıyor, uzun siyah kirpiklerinin arasından bana bakıyor. yüzünde hınzır bir ifade. Ben onun orada dört fasulye olduğunu bildiğini biliyorum, o benim onu bildiğimi, biliyor mu bilmiyorum, ama pes etmiyorum. -Bir daha say. -Biiir, ikiiii, üüüüç, beşşşş. -Beş tane mi var orada şimdi? -... -Kaç tane var? -Beş! -Beş? -Evet... -Bir daha say! -Biir ikiiii üüüüçç! Üç tane var -Bir daha say! -Biir, ikiii, üççç, beşşş. Beş tane var.... ...Hayati boyunca hiç dört demedi...

#HAYAT #GülhanSöylerMoeel #Anı

0 görüntüleme

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA