top of page

Ara


SEVMENİN EN DERİNİ
ASIM ÖZTÜRK * -Şiirevi- Eksilmeden yaşamak İnsanla, ağaçla, çiçekle Çoğalıp duran seslerin sevinciyle Dokunmanın o sonsuz doyumuyla İzlemek emeğin günlerini, gecelerini sözcüklerle, Yazılanlardan hiç uzaklaşmadan Çayır çiçeklerinin arasında, Kanatlarını güneşin ışıklarıyla yıkayan kelebek, Sorumlu bir arı gibi renklere seslenircesine Sağları, dorukları bilmek, Sevmenin en derindeki içtenliğini görerek, Kapıların önün
Asım ÖZTÜRK
31 Ağu1 dakikada okunur


İNSANIZ SONUÇTA
-maviADA bu güz 25 yılını tamamlayp 26 yaşına girecek- ŞENOL YAZICI * Bu 26. Güz... Sizinle başardı maviADA... Belki artık zamanıdır; EVDE YOKUZ demenin zamanı, mundar etmeden. Biliyor musunuz, benim aldığım arınma dediğim, muhaliflerimin radikal kararlar dedikleri nedeniyle yazar yönünden en kötü günlerini yaşayan maviADA'ya tam sekiz eski yeni yazar geldi son dört aydır. Yani yazıyorsanız, herkesin bir kimseye ihtiyacı var. Kıyamıyoruz işte. Size mi onlara mı, koltuğun sıca
Şenol YAZICI
29 Ağu2 dakikada okunur


ÖYLE BİR SEVDA
Aycan AYTORE * ÖYKÜ * Bir Akdeniz mavisine sırtını verdi, Üzüm salkımlarının buğusunda, yıldızlı bir geceyi yatağı yaptı, Yaseminlere, portakal çiçeklerine dokundu, yıldızlara uzandı, Gerçekle düş arasında bir çizgideydi. Bir kelebeğin kanatlarını tutar gibi, başlarken biten bir hazzın içinde kaldı, O an, Akdeniz mavisi sonsuzluk oldu. Yıkanmış toprağın yağmurdan sonraki baş döndüren kokusu esiyor içinde. Islanan içim yıldızlı lacivert geceler açıyor. Öyle duyumsuyor

Aycan AYTORE
28 Ağu5 dakikada okunur


Özkan Sümer İyi Bir Felsefeciydi
Özkan Sümer(1940-2020) TURHAN EYÜBOĞLU * Bugün 20 Ağustos 2026 Perşembe... Maçka'da uzun zamandır göremediğimiz yağmur intikam alırcasına yağmaya başladı. Mezar ziyaretine gidip onu düşündükçe, onu hiç anlayamadığımızın ağır tokadını her seferinde yüzümde hissediyorum. Oradan bana bakışını görüyor, ancak bir şey yapamıyorum. Trabzonspor'un ruhunun nasıl ölüme terk edildiğini, bir kupa uğruna etik ahlak kurallarının nasıl yerlerde süründüğünü düşünüyorum. Etik deyince anlaşıla
TURHAN EYÜBOĞLU
28 Ağu3 dakikada okunur


Ah İnsan!
SULTAN DENLİ * Ah insan… Nasıl da ahkâm keser hiç sınanmadığı acılar üzerine… Ne kolay küçümser hiç bilmediği yolları, ne güzel yargılar hiç tatmadığı çaresizlikleri… İnsan, en çok bilmediği hayatlar hakkında konuşuyor. Uzakta duran her yara kolay görünüyor çünkü. Bir başkasının gözyaşı, dışarıdan bakınca sadece birkaç damla su sanılıyor. Oysa kimse bilmiyor o gözyaşının kaç gece biriktiğini… Kaç dua edip cevapsız kaldığını… Kaç kere “iyiyim” deyip içten içe dağıldığını… Biz
Sultan DENLİ
27 Ağu3 dakikada okunur


Bir Öğretmen, Bir Köy ve Değişen Hayat
ZEKİ BAŞTÜRK * Kimi öğretmenler bir yere atanır; kimileri ise gittiği yeri, orada yaşayanların yaşamlarını değiştirir. Dilek Livaneli, işte o ikinci gruptan bir öğretmen… Samsun’un Çarşamba ilçesindeki Kumköy İlkokulu’na genç bir öğretmen olarak gittiğinde karşısında yalnızca eksikleri olan bir okul bulmadı. Belki de herkesin baktığı ama çok az kişinin gördüğü büyük bir yaşam alanı gördü. Kısıtlı olanaklara, yoksunluklara ve türlü güçlüklerine karşın yılmadı, vazgeçmedi. Çünk
Zeki BAŞTÜRK
26 Ağu3 dakikada okunur


İKTİDARDA 25 YIL
Zeki Sarıhan * 2001’de kurulan ve ertesi yıl tek başına iktidara gelen Adalet ve kalkınma Partisi, geçtiğimiz hafta görkemli bir törenle 25. yılını kutladı. Hakkıdır. 25 yıl siyasi hayatta kalma siyasi tarihimizde görülmemiş bir şey değilse de kesintisiz 25 yıl iktidar olma, “demokrasi” tarihimizde hiçbir partiye kısmet olmuş değildir. 1923’te kurulan Cumhuriyet Halk Partisi, bir devlet partisi olarak doğdu, kesintisiz 1950 yılına kadar 27 yıl iktidar sürmüş olsa da bu serbes
Zeki SARIHAN
26 Ağu4 dakikada okunur


KÜÇÜK ŞEYLER…
Bu yıl Ayvalık'ta zeytin bol Zeki Sarıhan * ALDIIII, VERDİİİ, DEDİİİ ! Televizyon sunuculuğu önemli bir meslek. Habercilerin çoğu bunu büyük bir maharetle yapıyor. Fakat kamera arkasında eline tutuşturulan metinleri okuyan bazıları var ki, insan kendi diline karşı işlenen bu cinayet karşısında isyan ediyor. Sanki, bir metni en kötü okuma yarışması yapmışlar da birinci gelenleri işe almışlar. Televizyon yetkililerinin bunu fark etmemesi, izleyicilerin de bir şikâyette bulunmam
Zeki Sarıhan
24 Ağu4 dakikada okunur


UNUTSAYDI
ASIM ÖZTÜRK * -Bahçem- Düşeni tutabilseydi Değişmezdi suyun akışı, Yaprağın sararıp düşmesi daldan; Esip geçmezdi vadiler arasından Bulutları yüklenmiş kuşların elleri ayakları, Büyüyen ve çoğalan ne varsa değişmezdi; Taşların kırılıp döküldüğü yamaç Akıp duran ırmağın geride bıraktığı ses Kalabalıkları dağılan alan, Susan dilin yağmurları Kentlere dolan işsizlerin evsiz yamaçları; Sınırlarını değiştiren düş Gelip genişleyen düşünce değişm
Asım ÖZTÜRK
24 Ağu1 dakikada okunur


SEVGİ DUVARI
CAN YÜCEL * Sen miydin o, yalnızlığım mıydı yoksa Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi Dilimizde akşamdan kalma bir küfür Salonlar piyasalar sanatsevicileri Derdim gülüm insan arasına çıkarmaktı seni Yakanda bir amonyak çiçeği Yalnızlığım benim sidikli kontesim Ne kadar rezil olursak o kadar iyi Kumkapı meyhanelerine dadandık Önümüzde altınbaş, altın zincir, fasulye pilakisi Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi Öyle sıcaktı ki
Can YÜCEL
22 Ağu1 dakikada okunur


Harbi Konuşan Bir Şair Can YÜCEL
Nurten B. AKSOY * Öz Geçmişim Ben ömrümce muhalif yaşadım. Devletçe de menfi bir TİP sayıldım Onun için kan grubum RH NEGATİF Bu dizeler Can Yücel’in yaşamının özetidir sanki. 'Küfür etme özgürlüğü'ne sahip çıkarak, 'Türkiye’deki insanların tek özgürlüğü olan küfrü ele vermemek lazım, sahip çıkmak lazım!' diyerek 'harbi konuşmak'tan söz eder. ‘To be or not to be’ sözünü ‘Bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin’ şeklinde çeviren, şiirin Can Babası bazen sivri dilli, bazen

Nurten B. AKSOY
21 Ağu4 dakikada okunur


Bir Orman Oluşuyor Volkan’ın Mezarının Başında!
Turhan EYÜBOĞLU * Bir orman gibi geçirdi yaşadığı zamanı! Hep canlı, hep üretken, hep yaşama ümidi olan... Bir doğanın yaşamı gibi geçirdi yaşadığı zamanı, kalabalık ve omuz omuza... O kalabalık ormanla eğlendi, onunla üzüldü, onunla dertlendi. Onunla yaşama kilitlendi. Rüzgar olup ormanın içinde yıllarca gezdi. Bir nehir oldu üstünde milyonlarca insanı her diyarda gezdirdi. Güneş oldu, insanların içini ısıttı. Her eve misafir oldu, güzel vakit geçirtti. Ufuk açtı, ufuk içind
Turhan EYÜBOĞLU
21 Ağu2 dakikada okunur


Leydi Mary Wortley Montagu
Geleneksel Türk giysileri içindeki Mary Wortley Montagu'yu oğlu Edward Wortley Montagu ve hizmetlileriyle birlikte gösteren, resmin arka planında da görülen İstanbul'da 1717 dolaylarında Jean-Baptiste van Mour tarafından yapılmış yağlı boya tablo. Leydi Mary Wortley Montagu (26 Mayıs 1689, Londra - 21 Ağustos 1762, Londra), İngiliz yazardır. Osmanlı döneminde İngiltere tarafından İstanbul'a elçi olarak atanan Edward Wortley Montagu'nun eşiydi. Yaşamı Leydi Mary 1689 yılında L

maviADA
21 Ağu2 dakikada okunur


Ömer Faruk Toprak
BEN AFFEDEMEM * Kolay değil aşkı ve yaşamayı terketmek Her akşam böyle mahsun değilim Bir defa ayağa kalkıp konuşmaya başlarsam... Kolay kolay susmaz bu yürek Kollarını aç göğsünü aç ben geliyorum Yaşamasını isterim her çocuğumuzun Ağrıya gözyaşına pişmanlığa rağmen Sana tekrar anlatmalıyım gelecek günleri Yaşamak ve özgürlük inkar edilmeyecek Görmeyeceksin artık korkulu rüyalar Bir akşam üstü karşı karşıya oturup Her sayfasında kan ve gözyaşı olan İkinci dünya savaşının kita

maviADA
20 Ağu1 dakikada okunur


GİTME KAL
ARİF DAMAR * Nice nice acıları aklına getir Bunca yoksulluğu aklına getir Gözyaşlarını aklına getir “GİTME KAL” var yok dinlemez bir çocuk isteğidir Gitme aklına getir Kıraç mı kıraç toprakların üstüne Güneşler açar yağmur kesilince Çırılçıplak kayada yetişir incir ağacı Dağların kuytusunda bir uslu çiçek Dağıtır mevsimi kendi kendine Gitme beraberlik içinde Nasıl sevinirdik aklına getir Her şeyi her şeyi aklına getir Gece yarılarını aklına getir Söylediklerini aklına getir S
Arif DAMAR
20 Ağu1 dakikada okunur


ARİF DAMAR
HİSSEN YOK BU AKŞAMDA * Hissen yok bu akşamda senin sen öğleden beri bu renk renk bu çeşit çeşit söylenen şarkının artık haricindesin. Tankın gölgesi uzandı üstüne kadar, nerdeyse, habersiz gün batacak. Tamamen çekmiş göğsünden akan kanı büyük ve mütehammil toprak. Her şeyin ne kadar şikâyetsiz saatin hâlâ işliyor bileğinde, onu akşamdan akşama kurardın, tabii biraz sonra duracak. Bugün günlerden cumartesi, dün yazdığın mektup, ancak, dört gün sonra eline değecek karının. Sen

maviADA
20 Ağu3 dakikada okunur


YAŞAMAK, MARTI KANADINDA RÜZGÂR TAŞIMAKTIR
ZEKİ BAŞTÜRK * “Yaşamak, martı kanadında rüzgâr taşımaktır.” Ne güzel bir söz… Bir yanda özgürlüğe doğru açılan bir kanat, diğer yanda o kanadı taşıyan görünmez bir rüzgâr… Martı, rüzgâra karşı uçmaz yalnızca; rüzgârı kullanarak yükselir. Belki de yaşam dediğimiz şey tam olarak budur. Önümüze çıkan güçlükleri yok saymak değil, onların içinden geçerek yolumuzu bulabilmektir. Yaşam , her zaman sakin bir deniz değildir. Bazen dalgalar yükselir, bazen gökyüzü kararır, bazen de in
Zeki Baştürk
19 Ağu2 dakikada okunur


Nathalie Sarraute
Nathalie Sarraute (Fransızca telaffuz: [natali saʁot]; 18 Temmuz 1900 - 19 Ekim 1999), Fransız avukat, roman ve deneme yazarı. 1956 tarihli Kuşku Çağı ile nouveau roman akımının öncülerinden biri haline gelmiştir. Yaşamı Natalya İlyiçna Çerniyak, 18 Temmuz 1900 tarihinde Moskova'ya 300 kilometre uzaklıktaki İvanovo-Voznesensk'te dünyaya geldi. Yazar Pauline (Chatounovsky) ile kimyager İlya Çerniyak'ın kızıydı. Rus toplumuna asimile olmuş varlıklı ve kültürlü bir Yahudi ailesi

maviADA
19 Ağu3 dakikada okunur
mesele
ENGİN SEVİNÇ * “hiç kimse bir alışkanlığa veda etmek cesaretini gösteremez.” honore de balzac MESELE Küçük, zenci bir kadından neyin eksik olabilir ki? Bir zencinin, beyaz dişlerini göstererek dudaklarını ağzıyla öptüğü oldu mu hiç? Ağız öpmez, dudaklar birbirine dokunur dediğini duyar gibiyim. Ama yanılıyorsun. Yanıldığın nokta şu: bir kadın erkeğini asla nasıl öptüğünü bilemez. Sorsan, üst dudağını kavrayıp alt dudağını
engincix
18 Ağu7 dakikada okunur


KANATSIZ ANILAR
ASIM ÖZTÜRK * -Eski Datça- Orhan’ın Kahvesi- Erken sularıydı yazın Uçarı bulutlar çekip gitmiş dağlara Mavi kanatlı göklerde süzülürken, Yıllar sonra yine oturduk Orhan’ın Kahvesi’ne Taşlar mı uzun yaşıyor Taş duvarlardan sarkan begonviller mi? Sormadım kimseye, Dağılmış kanatlarıyla anılar Sular gibi akıp gitti taşların arasından, Eski Datça’da yaşlı bir dut ağacı Eğip gölgelerini yolları büyütüyordu kollarında, Gidenlerin ard
Asım ÖZTÜRK
17 Ağu1 dakikada okunur

bottom of page


