Salman Rüşdî ve Şeytan Ayetleri

En son güncellendiği tarih: 11 Ara 2020


Yazıldığı yıllarda özellikle İslam Dünyasında menfi olmak üzere tüm dünyada büyük ilgi gören

Şeytan Ayetleri (İngilizce: The Satanic Verses) Hint asıllı İngiliz yazar Salman Rüşdi'nin romanıdır. İlk baskısı 26 Eylül 1988'de Birleşik Krallık'ta yapılan roman birçok İslam ülkesinde yasaklanmış, kitabın yazarı hakkında İran'da Humeyni tarafından ölüm fetvası verilirken Fransa devleti tarafından onur ödülü ve İngiliz Kraliçesi tarafından şövalyelik nişanı verilmiş.

Salman Rüşdi, yazımı beş yıl süren Şeytan Ayetleri kitabını yayımladıktan sonra, dünya Müslümanları tarafından bütün Doğu ve Batı ülkelerinde mürtet ya da kafir (Müslümanlığı bırakıp başka bir dine geçmiş olan) ilan edilip, “İslam’a karşıt bakış açısı olan” bir yazar olarak ünlü oldu. Kitabını okumayan toplumlar bile (Hindistan, Pakistan, İran, Türkiye, Mısır, İtalya…) ona karşı önyargılı protestolara kalkışıp, çoğu ülkede mala ve cana kasteden çeşitli olaylara yol açtılar.

Bunun ardından 1989 yılında İran Devleti tarafından gıyaben ölüme mahküm edilen Rüşdi’nin kafasına 1 milyon dolar ödül konuldu. Selman Rüşdi bu olaydan sonra 6 ay içinde tam olarak 56 kez yer değiştirerek 2002’ye kadar gizli yaşam sürdürdü.


SALMAN RÜŞDİ


Uɾduca ve İngilizce konuşan Müslüman bir ailenin oğlu olarak 1947’de (bağımsızlıktan iki ay önce) Hindistan’ın Bombay şehrinde doğdu. 1961’de lise eğitimi için İngiltere’ye gönderilen Rüşdi’nin’nin ailesi, 1964’te diğer Müslümanlar ile zorunlu olarak Pakistan’a göç etti ve Karaçi’ye yerleşti. Cambridge’de tarih eğitimi gören Rüşdi fantastik bilim kurgu denemesi olan ilk romanı “Grimus” (1975) ile eleştirmenlerin dikkatini çektikten sonra, “Gece Yarısı Çocukları” ile dünya çapında ün kazandı. Hindistan tarihi ve politikasına eleştirel yaklaşımı nedeniyle Hindistan’da yasaklanan bu romanı, bu kez Pakistan’da aynı akıbete uğrayan “Utanç” izledi. Nikaragua anılarını aktardığı “The Jaguar Smile”ın ardından yazdığı The Satanic Verses yani Şeytan Ayetleri ile 1988 Whitbread ödülünü kazandı.

Humeyni, 15 Şubat 1989 tarihinde Salman Rushdie’yi “Şeytan Ayetleri” romanından ötürü kafirlikle suçlayan bir fetva verip, kitabın yazarının ve yayımlanmasına yardımcı olan herkesin öldürülmesi gerektiğini söyler. Ölüm fetvasının üzerine, kitabı Japoncaya çeviren Hitoşi İgaraşi ofisinde bıçaklanarak öldürülür. İtalyancaya çeviren Ettore Capriolo Milan’daki evinde bıçaklanır, ancak hayatta kalmayı başarır. Kitabın Norveç’teki yayıncısı ise Oslo’daki evinin önünde sırtından vurularak öldürülür.

Kitabı Türkçeye çeviren ve bir kısmının Aydınlık gazetesinde tefrika halinde yayımlanmasını sağlayan Aziz Nesin ise ölüm tehditleri almış, kitap Türkçede hiç yayımlanmamasına rağmen Aziz Nesin’in yakılmaktan son anda kurtulduğu 1993’teki Madımak katliamının nedenlerinden birinin de “Şeytan Ayetleri” olduğu söylenir.


Şeytan Ayetleri


“Hz. Peygamber Mekke’de Necm suresini okurken, Lat’ı, Uzza’yı ve Menat’ı gördünüz mü?” diyen yere gelince şeytan, Peygamberi etkisi altına alarak; “işte bunlar, yüce turnalardır, şefaatleri de elbette ki umulur” sözünü söyletir. Bunun üzerine Paganlar: “Muhammed daha önce değil, bugün Tanrıçalarımızı iyi sözlerle andı!” derler. Yine bunun üzerine peygamber secde eder ve onlar da secde ederler. İşte bu nedenle de Allah şu ayeti indirir: “(Ey Muhammed!) senden önce hiçbir peygamber yoktur ki, Şeytan onun okudukları arasına, bir şeyler katıp bırakmasın. Allah, Şeytan’ın bıraktığını bozar, kendi ayetlerini güçlendirir. Allah bilendir, hikmetlidir.” (Hacc suresi, ayet:52- Kaynak: Süyuti, İbn Hacer)

Yani; Kuran’daki Hacc Suresi’nin 52. ayetinde, her peygamberin okuduğu şeye, şeytanın bir şeyler kattığı ama Allah’ın, Şeytanın kattığını hükümsüz bıraktığı ve kendi ayetlerini geçerli kıldığı, anlatılır. Görüldüğü gibi anlatım, Şeytan Ayetleri diye bilinen ayetlerin, Kuran’a sokulup sonra çıkarıldığı, sokanın Şeytan, çıkaranın da Cebrail aracılığı ile Allah olduğu yolundaki ifadelere uygundur. İşte Salman Rüşdi’nin “Şeytan Ayetleri” kitabının çıkış noktası, İslam dünyasının anımsamak istemediği bu olaylar zincirinden oluşmuştur.


ROMANIN KONUSU


Şeytan Ayetleri romanı, kahramanlarının başlarından geçen gizemli küçük olaylarla, gördüklerini anlattıkları küçük öykülerden oluşur. Ana öykülerden bir tanesi günümüzdeki Birleşik Krallık'taki Hint göçmenleri ele alır. Kitabın iki kahraman olan Gibreel Farishta ve Saladin Chamcha Müslüman olan Hintli iki aktördür. Farishta Bollywood film sektöründe Hindu tanrılarını canlandırmakta ünlüdür. Chamch ise Hint kimliğini geride bırakmaya çalışarak Britanya'da seslendirme yapmaktadır.

Romanın başında iki aktör de Hindistan'dan Britanya'ya giden ve hava korsanları tarafından kaçırılan bir yolcu uçağındadır. Uçağın havada infilak etmesine rağmen iki aktör mucizevi bir şekilde kurtulur. Büyülü bir değişim geçiren iki kahramandan Farishta, Cebrâîl isimli meleğe, Chamcha ise Şeytan dönüşür. Chamcha’nın, Britanya’da yasa dışı bir göçmen olduğunu düşünen polis onu tutuklar ve Chamch uygunsuz muameleye maruz kalır.

Romanın iki kahramanı da eski hayatlarının parçalarını bir araya getirmeye uğraşır. Farishta kayıp sevgilisi İngiliz dağcı Allie Cone ile bir araya gelmeye çalışır ama geçirdiği değişim buna engel olur. İnsan formunu koruyan Chamcha ise kendisine yardım etmeyen Farishta'dan intikam almak ister. Bu yüzden arkadaşının Allie ile olan ilişkisini baltalar. Farishta bunu anlamasına rağmen Chamcha'yı affeder ve hatta onun hayatını kurtarır. Romanın sonunda iki kahraman da Hindistan'a döner, Farishta bir kıskançlık krizi sırasında önce Allie'yi sonra da kendisini öldürür. Farishta tarafından affedilen Chamcha uzun süredir konuşmadığı babasıyla barışır ve Hint kimliğiyle barışarak Hindistan'da kalmaya karar verir.


ROMANA EDEBİ BAKIŞ


Rüşdi’nin eserini yazarken James Joyce, Italo Calvino, Franz Kafka ve Gabriel Garcia Marquez gibi çok sayıda yazardan etkilendiği düşünülmektedir. Eser genelde edebiyat eleştirmenlerinden olumlu eleştiriler almıştır. Ünlü eleştirmen Harold Boom eseri Rüşdi'nin en büyük estetik başarısı olarak niteler. Timothy Brennan ise romanı Britanya'daki göçmenlerin maruz kaldıkları yabancılaşmanın ve ruh hallerinin çok iyi anlatıldığı bir eser olarak değerlendirir. Romanın tepki görmesinden sonra değerlendirmelerde bulunan akademisyenlerden M. D. Fletcher olayların aslında çok ironik olduğunu, Rüşdi'nin romanla sorunlarına tercüman olmaya çalıştığı kesimler tarafından kıyasıya eleştirildiğini yazar.


Kaynak-1: https://dunyalilar.org/salman-rushdie-ve-lanetli-kitabi-seytan-ayetleri.html/

Kaynak-2: tr.wikipedia.org

14 görüntüleme0 yorum
1s0l.gif

ŞAKASIZ;

artık

KIŞ!..

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

861536d39876bb9d5a5ca0fa97dddfb8.gif

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA