top of page

Olvido-Ahmet Muhip Dıranas

Güncelleme tarihi: 12 Ara 2020


Hoyrattır bu akşamüstüler daima.

Gün saltanatıyla gitti mi bir defa

Yalnızlığımızla doldurup her yeri

Bir renk çığlığı içinde bahçemizden,

Bir el çıkarmaya başlar bohçamızdan

Lavanta çiçeği kokan kederleri;

Hoyrattır bu akşamüstüler daima.


Cumhuriyet dönemi Türk şairlerinden Ahmet Muhip Dıranas, Sinop’la özdeşleşmiş bir edebiyatçımızdır. Ahmet Muhip Dıranas’ın babası Sinoplu, annesi ise İstanbulludur. Doğum tarihi bazı kaynaklarda 1908, bazı kaynaklarda ise 1909 olarak verilmektedir. Doğduğu yıl konusundaki belirsizlik gibi, doğum yeri konusunda da belirsizlik vardır. İstanbul’da doğduğunu yazan kaynaklar olduğu gibi, Sinop doğumlu olduğunu yazanlar da vardır. Babası Balkan ve I. Dünya Savaşlarına katılan şair, Dünya Savaşının ilk yıllarında babasının görev yaptığı Çanakkale’den ayrılarak annesi ve kız kardeşi ile İstanbul’a döner. Babası Çanakkale’den sonra Kafkaslar ve Arap çöllerinde de savaşır; ancak savaşın bitmesinden sonra İstanbul’a dönmez. İkinci evliliğini yaparak Sinop’taki baba köyüne yerleşir ve burada yeniden evlenir.


Dalga dalga hücum edip pişmanlıklar

Unutuşun o tunç kapısını zorlar

Ve ruh, atılan oklarla delik deşik;

İşte, doğduğun eski evdesin birden

Yolunu gözlüyor lamba ve merdiven,

Susmuş ninnilerle gıcırdıyor beşik

Ve cümle yitikler, mağlûplar, mahzunlar...


Babası Balkan ve I. Dünya Savaşlarına katılan şair, Dünya Savaşının ilk yıllarında babasının görev yaptığı Çanakkale’den ayrılarak annesi ve kız kardeşi ile İstanbul’a döner. Babası Çanakkale’den sonra Kafkaslar ve Arap çöllerinde de savaşır; ancak savaşın bitmesinden sonra İstanbul’a dönmez. İkinci evliliğini yaparak Sinop’taki baba köyüne yerleşir ve burada yeniden evlenir. Sonunda babası ikinci eşini köyde bırakarak ilk eşi ve çocuklarıyla Sinop’a yerleşir. İlkokulun ilk üç sınıfını Sinop’ta okuyan Ahmet Muhip, doğa sevgisini de burada kazanır. Bu doğa sevgisinin izleri, daha sonra yazdığı şiirlerinde ve yazılarında kendini gösterir.

Anadolu’nun düşman işgali altında olduğu yıllarda çocukluğunu yaşayan Ahmet Muhip, babasının yeniden askere alınması üzerine ailesiyle Ankara’ya döner ve bu dönüş yolculuğu sırasında Milli Mücadele ruhunu derinden yaşar.


Söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir

Kağıtlarda yarım bırakılmış şiir;

İnsan, yağmur kokan bir sabaha karşı

Hatırlar bir gün bir camı açtığını,

Duran bir bulutu, bir kuş uçtuğunu,

Çöküp peynir ekmek yediği bir taşı...

Bütün bunlar aşkın güzelliğiyledir.


Kurtuluş sevincini Ankara’da yaşayan Ahmet Muhip Dıranas’ın gençliğinin büyük bir bölümü bu şehirde geçer. Ortaokul ve liseyi, o yıllarda “Taş Mektep” olarak bilinen Ankara Erkek Lisesi’nde okur. İşte bu yıllarda Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmet Hamdi Tanpınar gibi şair-edebiyatçıların öğrencisi olur. İlk şiiri, 1926 Eylülünde henüz lisedeyken Muhip Atalay imzasıyla Milli Mecmua’da çıkan “Bir Kadına” adlı şiirdir . Daha sonra kendi imzası ile çeşitli dergilerde şiirlerini yayımlar.


Aşklar uçup gitmiş olmalı bir yazla

Halay çeken kızlar misali kolkola.

Ya sizler! ey geçmiş zaman etekleri,

İhtiyaç ağaçlı, kuytu bahçelerden

Ayışığı gibi sürüklenip giden;

Geceye bırakıp yorgun erkekleri

Salınan etekler fısıltıyla, nazla.


Hece şiirinin son kuşağı denilebilecek şairler arasında olan Ahmet Muhip Dıranas, hocası Ahmet Hamdi Tanpınar’ın verdiği Fransızca bir şiir kitabı sayesinde Baudelaire ile tanışır ve bu Fransız şairinin etkisinde kalır. Çağdaş Batı şiirine (Baudelaire, Verlaine) en yakın, kendinden bir iki kuşak sonra gelen şairler üzerinde, az sayıda şiirle bile olsa, uzun süre etkili olur. Liseden sonra Ankara Hukuk Fakültesi’ne iki sene devam eden Ahmet Muhip Dıranas, hukuk eğitimini yarıda bırakarak İstanbul’a yerleşir ve Felsefe okumaya başlar; ancak buradaki eğitimini de tamamlamaz.


Ebedi âşığın dönüşünü bekler

Yalan yeminlerin tanığı çiçekler

Artık olmayacak baharlar içinde.

Ey, ömrün en güzel türküsü aldanış!

Aldan, geçmiş olsa bile ümitsiz kış;

Her garipsi ayak izi kar içinde

Dönmeyen âşığın serptiği çiçekler.


İstanbul’da Cahit Sıtkı Tarancı, Orhan Veli Kanık, Sait Faik Abasıyanık, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Baki Süha Ediboğlu ve Şevket Rado gibi dönemin genç şair ve yazarlarından oluşan bir edebi çevre içinde yer alan Ahmet Muhip Dıranas, bu yıllarda Fransızcasını ilerleterek Fransız ve Rus edebiyatını yakından tanır. 1938 yılında Ankara’ya taşınan Ahmet Muhip Dıranas, 1938-1942 yılları arasında Halkevlerinde çalışır. 1940 yılında Münire Ülker ile evlenir. Ağrı’da askerliğini yaparken “Gölgeler” adlı oyununu yazar. Askerliğinden sonra pek çok devlet kurumunda çalışan şair iki dönem de milletvekili seçimlerine katılır; ancak seçilemez.


Ya sen! ey sen! Esen dallar arasından

Bir parıltı gibi görünüp kaybolan

Ne istersin benden akşam saatinde?

Bir gülüşü olsun görülmemiş kadın,

Nasıl ölümsüzsün aynasında aşkın;

Hatıraların bu uyanma vaktinde

Sensin hep, sen, esen dallar arasından.


Dıranas hocası Tanpınar gibi az yazmış, seyrek yayımlamış, şiirlerini şiire başladıktan neredeyse elli yıl sonra (1974) kitaplaştırmıştır. Gerek Fransız şiiri, gerekse kendinden önceki nesilden ustaları Ahmet Haşim ve Ahmet Hamdi Tanpınar’dan aldığı etkileri sanatıyla harmanlayarak özgün bir şiire ulaşmıştır.

Hece ölçüsü sınırlarında kalarak; ama durak ve vurgu yerlerini değiştirerek gelenekte çağdaşlığı yakalayan, çağrışım gücü yüksek; yurdu, insanı ve doğası ile barışık, alışılmadık deyiş örgüsüyle unutulmaz şiirler yazan Ahmet Muhip Dıranas, şiirlerinde aşk, tabiat, ölüm, hatıralar gibi temaları sığ olmayan bir anlatımla ve düşündürücü bir biçimde işlemiştir.


Ey unutuş! kapat artık pencereni,

Çoktan derinliğine çekmiş deniz beni;

Çıkmaz artık sular altından o dünya.

Bir duman yükselir gibidir kederden

Macerası çoktan bitmiş o şeylerden.

Amansız gecenle yayıl dört yanıma

Ey unutuş! kurtar bu gamlardan beni.


En bilinen şiiri, 1984 yılında Yavuz Turgul tarafından sinema filmi olarak da çekilen Fahriye Abla olmakla birlikte, Olvido, Kar, Serenad, Selâm, Ağrı gibi şiirleri estetik yönleriyle ön plana çıkan, dikkate değer şiirleri olarak anılabilir. Yaşamını Ankara’da sürdüren Ahmet Muhip Dıranas, yaz aylarını Sinop’ta geçirirdi. Bu amaçla Sinop’taki baba köyünde ahşap bir ev yaptırmıştı. Sinop sevgisi ve Sinop konulu yazılarıyla Sinopluların gönlünde taht kuran Ahmet Muhip Dıranas 21 Haziran 1980 tarihinde Ankara’da vefat eder ve vasiyeti üzerine Sinop’ta toprağa verilir.



68 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör