top of page
1/1082

KÖPEKLERİN İNTİKAMI

Güncelleme tarihi: 30 Tem 2023


*Niyazi UYAR



Özel hastanenin karşısındaydı top sahası. Günün ilk saatlerinde, uyku tutmayan emeklisi, yaşlısı, genci orada alıyordu soluğu. Bir iki eşliden başka hemen hepsi boydaktı, şehrin sahipsiz köpeklerinden korunmak için, daha günün koşuşturması başlamadan çoğu elinde sopa ile çıkıyordu evinden.


Emekli şehriydi Salihli, ortalama yaşın üstündeki nüfus, genç nüfusun üstündedir. Karı koca huzurlu, ucuz bir şehir olsun, bir de musluğa ağzımı dayayarak içelim suyu diye tercih etmişler. Özel hastanenin karşısındaki halı saha, hem antrenman sahası hem gençlerin kıran kırana maç yaptıkları saha olmakla birlikte, en çok sabah sporu yapanlarca kullanılır. Bunun yanında eğitim öğretim günlerinde salonu olmayan okulların etkinlik alanıdır.


“Sağlık için spor,” yapanlar Ümit’in rehberliğinde kültür fizik hareketleri yapmaktadır hemen her gün. Sahanın daimî konuklarından biri de işleri güçleri(!) olmayan başıboş köpekler, köpekliklerinden olacak, oradan oraya koşup şirinlikler yapar, bazıları da vara yoğa havlayıp durur. O gün ne hikmetse çok sayıda değişik renkte, köpek santra yuvarlağında. Yuvarlağı bölen çizginin üstünde, beyazlı desem değil, grili desem tam değil, fakat iki renkli, kulağı dalaşlarda öteki köpeklerce ısırılıp koparılmasın diye, sahibi tarafından kesilmiş, iri yarı bir köpektir. Bu güçlü kuvvetli köpek, yüzünü görmediğim, ben dünyaya gelmeden vefat eden dedemden yadigâr köpeğimize, tıpkı Morca’ya, benzemekte:



Morca, üç sefer havlıyor, sonra santra yuvarlağına sıralanan beyazlı, karalı, kahveyi renkli, alacalı, büyüğü, küçüğü onlar da üç sefer havlıyordu. Köpekler santra yuvarlığında köpekçe bir kutsiyeti yerine getirir gibi bir huşu içindedir. Ümit’in spor gönüllüleri, komutlarından uzaklaşmış, köpeklerin aynı ritim, aynı ahenkle havlamalarına dönüp bakarken, dediklerini duymaz bile. Özellikle kadınlar, köpeklerin her bir hareketini dikkatle takip ederken, onların ne yapmak istediklerine dair bir şey bildikleri, bir çıkarımda bulundukları yoktur. Ayağında sarı renkli hal hal olan, ağlamaklı yeşil gözlü, sarı saçlı, tıpkı Atiye’ye benzeyenin, vaziyet ilgisini çekmez, o gözünü yukarılara çevirmiş, Bozdağ’a doğru bakmaktır. Kulaklarına sıraladığı küpeleri, ayağındaki hal hal gibi sarı renktedir. Vücut hatlarını ortaya çıkaran siyah renkli tayta, güneş çarptıkça ıldır ıldır yanmakta. Altına, üstüne giydiği dar giysiler, var yok arası vücut hatlarının çıkıntıları belli belirsiz fark edilirken, diğer tarafları aynen Marangoz Nurullah Amca’nın tornasından çıkmışçasına düzdür!


Morca’nın arkadaşları, birden antrenman sahasını çevreleyen tel örgülere doğru aynı sürat, aynı ritimle havlayıp koşmaya başlar. Ümit’in gönüllülerine katılmayan yürüyüşçüler, birden bulundukları yere çivilenmişcesine“zınk” diye durur. Ala köpek, kara köpek, ak köpek, mor köpek, zağarı, finosu, kangalı mangalı tel örgülere abanıp uyku mahmurluğu ile işe gidenleri uyandırmakla kalmaz, korkutur. Bir zaman tel örgülere öfke ile havlayan köpekler, bir zaman sonra, ikişerli, üçerli gruplara ayrılmış bir oynaş tutarlar ki, ne oynaş, alt alta, üst üste, birbirlerinin orasını, burasını ısırır, oynaşın derecesini yükseltir, diğerleri birbirlerinin üstüne atlarken, alttaki köpek başını ona çevirip öfkeli öfkeli, “azdın mı sen köpek oğlu köpek,” dercesine dişlerini sıkar, in aşağı yoksa parçalarım, seni demektedir adeta!


Vakit kuşluğa doğru ilerlerken, üç gün öncenin yağmurlu serin havası, yerini sıcak havaya bırakmıştır. Bir gün önce serin, bir gün sonra sıcak, akşamla sabah gibidir! Tabiat katillerinin katlettiği hayat, mevsimleri şaşırtmış, darmadağın etmiştir. Üç beş gün öncenin serin yağmurlu havası, yakıp yıkan bir havaya bırakmıştır yerini. Sıcaklık otuzlu dereceleri aşmış, kırka doğru salınmaktadır. Üç gün gün önce yağan yağmurun nemi, metabolizmayı şaşkına çevirirken, Ümit’in elemanları, komutlardan kopmuş, köpeklerin dünyaya, hayata meydan okuyan danslarını izlemeye devam eder. Ümit’in “Lütfen, birlikte, beni takip edin,” diyen uyarılarına kulak asan yoktur. Top sahasının az ötesindeki özel hastanenin çalışanları, doktorları, hastaları da kaş kaş olmuş, cam cam olmuş, bu kutsal ayini izlemektedir. Az önce sahayı çevreleyen tel örgülere doğru koşup havlayan köpekler, şimdi santra yuvarlağında, Morca’yla birlikte üç sefer havlamakta, sonra bir zaman susup sonra tekrar havlamaktadır!


Günlerdir halı sahada oynaşan, bazı insanların sevgisine mazhar olan köpekler, sevgi gördükçe sırnaşmaya, onlarla oyunlar oynamaya çalışır, bazı köpekler rahatsızlığından mı, ya da sevgisini bir başka şekilde ifade etmekten mi nedir havlamaya başlamıştır yürüyenlere. Sarı çengel bıyıklı, yeşil gözlü adam, köpeklerden rahatsız olmuştur, kaç gündür, gördüğü her köpeğe “hoşt, hoşt, köpek oğlu köpek,” diyerek öfkesini dile getirmiştir. Bugün köpeklerin sayıca kalabalık oluşu iyice canını sıkmış olacak ki sporu bırakmış, köpek kovalamaktadır. O arkada, köpekler önde koşuştururken, bunu oyun sanan bir grup köpek, bir koşup bir durup bir havlayıp Çengel Bıyıklı’yı daha da bir çıldırtmaktadır. Bir grup köpek de kapıya doğru koşarken, çit tellerinin yırtık olan yerlerden girip çıkar. Bu oynaş, kovalamaca Çengel Bıyıklı’yı çıldırttıkça çıldırtır, küfrün bini bir para, durmadan küfür eder. Belediye görevlisinin halı sahanın kıyısındaki sararmış çimleri sulamak için kullandığı yeşil hortumdan bir metre kadar kesip hoşt hoşt, diyerek tutturabildiğine yapıştırır. Basenlerinden büyük göbeği hızlı koşmasına mâni olduğundan, ter içinde kalmıştır. On, on beş dakika geçmiş köpekleri sahadan kovamamıştır daha, yeşil gözleri ateşe keserken, ağzından saçılan köpükler, halı sahanın yeşil çimlerini sular.


Halı sahada yürüyüş yapanlar, Ümit’in gönüllüleri, herkes durmuş, köpekleri, göbeği, basenlerinden büyük adamı seyreder. Spor alanındakilerden bazıları, “iyi etti canım, ne işi varmış, kedinin köpeğin burada, vur kardeş, vur ellerin gümüşlensin derken, aynen akıllıların delileri alkışlaması gibi destek verir. Bazıları da, “olur mu canım, ne zararı varmış hayvancıkların, yazık, çok yazık,” diye zımni olarak tepki verir. Sarı çengel bıyıklı adam, kendini destekleyenlerin, “yaşa kardeş,” diyen tezahüratı ile aşka gelir, aşka geldikçe daha bir öfkelenir, öfkelendikçe, ağzından tükürükler saça saça yeşil hortum parçası ile köpeklerin arkasından koşturur, yaklaştığında yapıştırır hortumu…


İsmet İnönü’nün “namus erbabı, en az namussuzlar kadar cesur olmalı,” sözü ne zaman hayat bulmuş ki, bu küçük belediye sahasında, bu emekli şehrinde de hayat bulsun? Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diyen küçük burjuvadan nitelikli karşı duruş beklenmez zaten. Onlar içlerinden, sadece sarı çengel bıyıklı adama veryansın ederler. Adam, yeşil hortumu kâh köpeklere, kâh halının plastik çimlerine vururken, küfürlerine devam eder.


Halı sahada köpek kalmamıştır.


Sarı çengel bıyıklı adam köpekleri kovduktan sonra kulağında kulaklık bir koşup bir yürüyerek, sporuna devam eder. Ümit’in gönüllüleri tekrar onun komutlarıyla kültür fizik hareketlerine devam ederler. Halı sahadan kovalanan köpekler, halı sahanın arkasındaki çocuk parkında kaydırakların yanında toplanmış, ön ayaklarının üstüne başlarını koymuş uyuyor vaziyetinde dinlenmektedir. Halı sahada spor yapanlar için vakit tamam olduğundan onlar bir bir sahayı terk ederken, sahada yalnızca sarı çengel bıyıklı adam kalmıştır. O köpeklerle uğraşmaktan doğru dürüst spor yapmadığını düşünmüş olacak ki sporuna devam eder. Yürüyüşten sonra da rutine bağladığı gibi spor aletlerinde çalışacaktır.


Tepeden tırnağa tere batıp çıkmışçasına cımcılık olan sarı çengel bıyıklı adam, sporu bitirmiş, evine doğru yürür. Köpekler sanki onun nereden gideceğini biliyormuşçasına yolu üstünde beklemektedir. Sarı çengel bıyıklı adamın kulağında kulaklık, hiçbir şey duymaz, teri üstünde kurumasın diye biraz da hızlı hızlı yürür. Köpekler kendilerine doğru bir ses geldiğini fark edip sesin geldiği yöne bakar. Salıncakları, kaydırakları alacalı bir gölge ile kapatan tesbih ağaçlarının gölgesinde öfkelerini birleştirmiş beklemektedir. Yüzünü görmediğim dedemden yadigâr Morca’ya benzeyen köpek beyinin bakışları, hırıltısıyla öteki köpekleri sessizliğe davet eder. Sarı çengel bıyıklı adam, kulağında kulaklık dinlediği şeyin büyüsüne kaptırmış, etrafta top atılsa duyacak değil, hızlı hızlı yürümesine devam eder!


Köpekler, sarı çengel bıyıklı adam tam yanlarından geçerken, önce Morca, sonra saniye aralıklarla öteki köpekler, sarı çengel bıyıklı adamın üstüne atılır. Adamın, eli, ayağı, başı, gözü neresi gelirse ısırır. Sarı çengel bıyıklı adam, daha fazla dayanamaz, düşer yere. Bu sırada köpekler, elini, yüzünü, neresi olursa olsun ısırır. Bir zaman sonra Çengel Bıyıklı’nın sesi çıkmaz olmuştur. Onun imdat çağrısını, köpek havlayışlarını duyanlar, ellerine geçirdikleri taşlarla, sopalarla uzaklaştırır köpekleri.

Manisa’nın, Salihli’nin yerel gazeteleri, ulusal basının bölge için çıkardıkları eklerde, parkta bir adamın sahipsiz sokak köpekleri tarafından parçalandığını, adamın öldüğünü yazar. Bu olay öteden beri sahipsiz sokak köpeklerinden rahatsız olanların atının alnına gün doğmasına vesile olmuştur. Fırsat bu fırsat deyip sokak hayvanlarına karşı yaman bir savaş başlatırlar…



38 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Kibele

Comments


1/2
35cf9ce6e5cc2233f62b47f378d28b4e.jpg

mavi

ADA