Gençler, Teknoloji Ve İnternet Bağımlılığı


Teknoloji nedir, ne değildir?


Teknolojinin açılımını yapalım ilk önce. Sanat ve bilmek kelimelerinden türemiş bir kelime olan teknoloji, günümüzde en çok kullandığımız ve gündemimizi en çok meşgule eden kelimelerden bir tanesi olmuş, hayatımızın tam ortasında büyük bir yer edinmiştir.

Teknoloji, insanın ihtiyacı olan ve günlük yaşamını kolaylaştıracak her türlü alet ve gereçlerin icat edilerek insanlığın hizmetine sokulmasıdır. Bunun için de gerekli olan bilgi ve yetenek o ülkenin milli bilgisi ve beynidir. Her ne kadar teknolojiyi mühendisler icat etse de, teknolojinin tarihi mühendislikten çok daha ötede olan bir kavramdır. Çünkü insanlık tarihi var olduğundan beri düşünerek, insanların işine yarayacak her türlü alet ve gereçleri geliştirmiş, üretmiştir. Teknoloji günümüzde önemini gittikçe artırmış ve neredeyse insanlığın en önemli konusu haline gelmiştir. Hayatımızın her alanında teknolojinin bir ürünün yer aldığına şahit oluruz. Teknoloji çeşitli alanlarda gelişimini sürdürmekte ve insanın ve toplumun faydasına olan icatlarına devam etmektedir. Teknolojinin gelişiminin ve kullanımının bütün dünyada büyük bir kültürel değişim başlattığını fark etmişizdir. Yaşamımızdaki bu geriye dönüşü olmayan değişim de bizlerin sosyal hayatlarını ve eğlenme alışkanlıklarını değiştirdi. Çünkü ebeveynlerimizin yaşadığı çocukluktan ve gençlikten çok ama çok farklı bir dönem yaşıyoruz.


Teknolojinin karşımıza çıkarttığı internet, sosyal ağlar, video oyunları, bilgisayarlar, tabletler, akıllı cep telefonlarının olumlu ve olumsuz etkileri de hâlâ araştırılıyor ve gündemdeki yerini de hâlâ korumakta. Değişimin gücü ve içerdiği zıtlıklar karşısında çoğu ebeveynler tedirgin, şaşkın. Bizleri doğru bir yola yönlendirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Ama eminim ki her genç benim gibi teknolojiyi yararlı buluyor. Peki, bardağın hiç öbür tarafından da baktık mı? Ebeveynlerimizin gözünden yaklaştık mı bu duruma? O zaman gelin hep beraber teknolojinin olumlu ve olumsuz yönlerinin üstünden kısaca geçelim bir.


Geçmişe Göre Sosyalleşme Kavramımız Değişti


İçe – dışa dönüklük, bireysel - kolektif olabilme, gerçek – sanal tecrübeleri yaşama…

Yukarıda okuduğumuz bu karşıt kavramlar gündelik hayatımızda neredeyse yansımış bulunmakta, hem de karikatür kareleri gibi… Mesela, sokakta karşıdan bir akranımız geliyor, kendi kendine konuşuyor gibi, şaşırıyoruz. Yaklaştıkça şaşkınlığımız yerini normal bir yüz ifadesine bırakıyor. Çünkü kendisi aslında yalnız değil, bluetooth kulaklığı ile telefondan birileri ile konuşuyor. Bu bizler için artık pek şaşırtıcı olmasa da, Y kuşağı için hâlâ şaşırtıcılığını korumakta… Tüm aile bireyleri evde ama herkes farklı işlerle -teknolojik aletlerle- meşgul. Kucaklarda veya ellerde teknolojik araçlar; internetten bilgi alınıyor, ödev yapılıyor, alışveriş yapılıyor, müzik indirilip dinleniyor, video izleniliyor, fotoğraf/video düzenleniliyor, oyun oynanıyor, hobilerle uğraşılıyor, sohbet ediliyor, profil oluşturuluyor, bilgi paylaşılıyor, gruplar kuruluyor… Yani gerçek dünyada sanal dünyanın araçlarını artık kullanıyoruz, sosyalleşiyoruz, eğleniyoruz, birçok işimizi birkaç tıkla hallediyoruz.

Bütün bunlar biz gençler için daha az sosyal olduğumuz anlamına gelmiyor. Sosyalliği yeni ve farklı bir şekilde yaşadığımızı kanıtlıyor.


Kendimizi Tanımada ve Tanıtmada Yardımcı Oluyor

Sosyal medyada profil oluşturma, bizlerin bir kimlik arayışı ve bir sürü ilgi alanlarından oluşan bir gruba ait olma hissiyatı ile başlıyor. Ondan sonra çevresel faktörler de bu sırayı takip ediyor.

Profil oluşturma aşamasında kendi özelliklerimizi, ilgi alanlarımızı düşünme fırsatı buluyoruz. Nasıl bir gruba ait olmak istediğimiz netleşiyor ve kendimiz ile ilgili farkındalığımız da artıyor. Oluşturduğumuz profilin akışı, kendi özelliklerimize benzer kişilerin ya da olmak istediğimiz özellikleri taşıyanların gönderilerinden yer alıyor. Böylece birey profili, çok kısa sürede kendi kendine kolektifleşmiş oluyor. Kendimizi ifade etme açısından bence bu son derece olumlu bir gelişme.


Bağlantıları Kurmak Artık Kolay ve Hızlı

Çoğu kişi tarafından teknolojiye kolay ve hızlı ulaşımın bizleri yalnızlığa çekmesi beklenebilirken, aslında göstergeler, bu görüşün her zaman, her yaş grubu için geçerli olamayabileceğini gösteriyor. Sosyal ağlardaki sohbet ve paylaşım ortamlarında dünyanın her tarafı ile aynı anda haberleşmek günümüzdeki sosyalleşmenin yeni biçimi.

İlla ki aramızda çekingen, belli bir gruba katılmakta zorlananlar oluyor. İşte tam da bu durumda teknoloji doğru kullanılırsa geliştirici ve de kolaylaştırıcı bir araç olabilir. Eğer bu noktadan bakarsak, teknolojinin olumlu ve yapıcı yönünü kabul etmeliyiz.


Yeni Ortak Bir Dil Oluşturuyoruz

Bizler için bir telefonun teknik özellikleri kadar estetik özellikleri de bir o kadar ön planda. Seçtiğimiz cep telefonlarının rengi, modeli, kılıfı aslında yeni bir ortak kültürü oluşturuyor. Markalar çağımızdaki gücünü bizlerin tercihi ile yansıtabiliyor ve bu da bir yandan aslında yüzeysel bir kültür yaratıyor. Fakat bunun ötesinde, bugün kullanılan iletişim dili de sürekli bir değişim içinde. Zaman geçtikçe yeni terimler, yeni ifade şekilleri doğuyor. Aslında ağaran her gün yeni kavramlara, biz gençlerin dilinde “trend topic”lere gebe.

Fikirlerimizi ve duygularımızı çok daha doğal bir şekilde, aklımıza geldiği bir anda paylaşabiliyoruz ve bunu da birkaç “tık” ile yapıyoruz. Çoğu zaman da bu fikirleri bir filtreden geçirmeden, içtenlikle ifade edebiliyoruz.

Oluşturduğumuz yeni bir dil teknolojinin kaçınılmaz sonucu. Bence bu dil, samimi, özgün ve yapıcı olduğu sürece, bizlerin ve de toplumumuzun yeni çağda bir arada olması için çok önemli, dikkat edilmesi gereken bir unsur olabilir.


Peki Ya Beraberinde Getirdiği Olumsuz Etkiler

Yaşadığımız bu kültürel değişimin olumlu yanları olduğu gibi olumsuz etkileri de var, hatta belki de daha fazla. Yapılan araştırmalar ve yazılan birçok makale sonucunda, eğitim amaçlı kullanılan video oyunlarının; öğrenmeyi özendirdiğini, hızlandırdığını, görsel dikkati ve koordinasyonu geliştirdiğini hatta uzay becerisini arttırdığını gösteriyor. Ancak bu kadar iyi video oyunları olduğu gibi şiddet ve cinsellik içeren video oyunları da var ve bunların zararları tartışılamaz. Eğitici amaçla kullanılmayan video oyunlarının beynin gelişimini yavaşlattığı, şiddet içeren video oyunlarının çocuklarda agresif davranışları tetiklediği de araştırmalar sonucunda doğrulanmıştır.

Uzun süre aşırı şiddet içeren video oyunlarını oynamak, kişiyi oyundaki kahramanla kendini özdeşleştirmekte, şiddeti duyarsızlaştırmakta, empati becerilerini azaltmaktadır. Böylece sosyal ya da teknolojik medyanın aşırı ve yanlış kullanımı bizim yaşam işlevlerimizi etkilemektedir. Okul devamsızlığı, derslerde başarısızlık, yeme bozukluklarına, uyku sorunlarına, çeşitli hastalıklara, depresyon ve hatta epilepsi nöbetlerine dahi neden olduğu gözlemlenmiştir.


Yeni Neslin Hastalığı; İnternet Bağımlılığı

İnternet bağımlılığını, diğer bağımlılıkların olduğu sınıfa koyup, onlar gibi ele alabiliriz. Her bağımlılığın belirtileri olduğu gibi internet bağımlılığının da belirtileri var. Eğer; internetin kullanımı hayati ihtiyaçlarımızın önüne geçiyorsa, sosyal medyada geçirilen süre kontrol edilemiyor ve bu süre gittikçe artıyorsa; internet kullanımımızı azaltıp engellendiğimizde, kızgınlık ve çöküntü gibi durumlar yaşanıyorsa; siz de internet bağımlılığının olduğundan bahsedebiliriz. Bunun arkasında pek çok neden olabilir. Yapılan anketlere göre bağımlılık risklerini arttıran faktörleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Bilgisayar oyunlarına ve internet kullanımına küçük yaşta başlama

  • Gençlik dönemi

  • Düşük benlik algısı

  • Sosyal kaygı

  • Dürtü sorunları

  • Başarısızlık

  • Yalnızlık

  • Çekingenlik

  • Özgüven eksikliği

  • Spor veya yaratıcı aktivite eksikliği

  • İletişim becerileri zayıf olan bir aile ortamı

  • Değerleri ve sınırları net olmayan ailelerde büyüme

  • Yanlış modeller ve yanlış sosyalleşme

Sonuç olarak; internet kullanımı, tartışmasız gündelik hayatımızın bir gerçeği. Zaman geçtikçe ve yeni yeni kavramlar doğdukça öyle olmaya da devam edecek. Bu noktada ebeveynlerimize ne kadar büyük bir rol düşse de aslında yolun sonu kendimizde, kararlarımızda bitiyor.

Ve yazımı da duyduğumuz tanıdık alıntılar ile sonlandırmak istiyorum.


Gençlerden İnternet Kullanımı İle İlgili Alıntılar

“Ben de herkes gibi modern çağı takip edebilirim.”

“Teknolojiyi takip etmek bana iyi geliyor, yenilikleri takip edebiliyorum…”

“Birkaç işi aynı anda yapabiliyorum. Mesela bir banka sırasındayken ‘maillerime, tweetlerime’ bakabiliyorum.”

“Bilgisayarda oyun oynarken gerçek sorunlarımdan uzaklaşıyorum, üzüntü dolu anlarımı düşünmüyorum.”

“Arkadaşımla yemekteyken sürekli telefonundan başkalarıyla ‘whatsapp’dan birileriyle konuşması beni rahatsız ediyor.”

“Sabah gözümü açar açmaz Instagram’da profil ziyaretimi kontrol ediyorum.”

“Eski arkadaşlarımdan haber alabiliyorum.”

“Cep telefonum yanımda olmadığı zaman, sanki bir parçam eksikmiş gibi hissediyorum.”

“Cep telefonumun şık bir tasarımı olması kendimi iyi hissetmeme neden oluyor.”


Teknolojinin önemine vurgu yapmak için Yılmaz Erdoğan’ın meşhur filmi “Vizontele”den bir replik paylaşalım: “Buraya gazeteler iki gün sonra geliyor. Biz duyduğumuz bir havadise şaşırdığımız zaman büyükşehirdeki insanlar çoktan unutmuş oluyor.”

16 görüntüleme

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA