top of page
1/1082

İki Ev

Uğur ÖZIŞIK

*

500 yıl önce Montaigne, "yalnız kalacağınız bir yeriniz olmalı " der; zaman ortaçağ, çoğu insanın ailecek içinde barınacakları bir mağara bile bulamadıkları gün...

Daha yakın zamanda aynı şeyi Virginia Woolf'da öğütler bütün kadınlara: "Bir odanız olsun..."

Kadının adı yokken bir oda...

Benim de ne zamanda, hangi ülkede, nasıl koşullarda yaşadığımı düşünmeden sanki kolaymış gibi bir önermem var: İki ayrı yerde, biri sahilin birinde, diğeri büyük bir şehirde iki evi olmalı insanın.


Yıllarca önce bir kitapta okumuştum.

Yazar emeklilik özlemini anlatıyordu. “Bir tatil kasabasına yerleşip, ömrümün sonuna kadar tatil yapacağım.” Bu cümle aklımda kaldı ve zaman içinde bu sözü ilke edinerek emeklilik kararımı vermek üzereyken 2016 Temmuz ayında Ayvalık’a geldim.


Bu kasabayı seçişim eşimin tavsiyesiyle oldu. Pek çok yer gezmiş olsam da hiç Ayvalık’a gelmemiştim. Gelişimizin beşinci gününde yeni tanıştığımız Ufuk beyin pizzacısında balık ekmek yerken söz "Ayvalık'ta nasıl ev alabilirize..." geldi. Kendisinin tanıdığı bir arkadaşını önerdi ve ertesi gün onunla buluştuk. Her şey çok çabuk gelişti ve biz tatilimizin 5. Gününde şu anda yaşadığımız yeni yapılmış evi aldık.


Yurt dışında uzun yıllardır yaşıyordum ve henüz işime son vermemiştim. İznimin sonunda işlerimi yoluna koymak üzere New York’a döndüm. İki buçuk ay içinde 35 yıl yaşadığım gençliğimin ve en güzel günlerimin geçtiği o “uyumayan şehiri" ve iki oğlumu orada bırakarak aklımdaki o “sözü” gerçekleştirmek için yurduma döndüm.


Yurt dışında yaşarken, ruhumu memlekette bıraktım, bedenimi burada gezdiriyorum, derdim. Artık ruhumla bedenim buluşacaktı. Evim, annem, kardeşim ve çocukluk arkadaşlarım Ankara'daydı. Yeni aldığım aracıma pek çok eşya doldurarak Ankara'dan Ayvalık'taki evimize geldik yerleştik.


Ayvalık'ta kimseyi tanımıyordum. Her sabah hiç bırakmadığım sabah yürüyüşleriyle yaşadığım yeri tanımaya çalışıyordum. Her sabah en az iki saat yürüyerek dağ – tepe Ayvalık'ı gezdim. Sonunda sahilde yürümeye başladım ve bana Ayvalık'ı sevdiren arkadaşlarımla tanıştım. Dostluğumuz ve beraberliğimiz zamanla pekişti. Birlikte çok güzel zamanlar geçirdik.


Dünyayı da etkisine alan pandemi illeti pek çok problemlerle beraber, ki bunların en önemlisi olgun yaşlarımızın en değerli iki yılını aldı götürdü.


Yasaklarla beraber can sıkıntıları da başladı ve kısmen de devam ediyor. İnsan keyifle zaman geçirirken pek fark etmediğini kendinle başbaşa kalınca düşünüyor. Önce yaşadığın kasabanın yetmezlikleriyle karşılaşıyorsun. Sonra alıştığın düzeni özlüyorsun, git git bitmeyen şehrini, bir zamanlar varlıklarından türlü nedenlerle bunaldığın sayısız arkadaşın bir sevgili gibi burnunda tütüyor, sonra yaşadığın yere bakıp bu kadar mıydı bu şehir, diyorsun. Bunda o şehrin kusuru yok bilmez değilim, nasıl olsun ki taş çatlasa 15 bin kişiye yeter bir kasabayken, biz, dışardan gelenlerin talepleriyle fil yapmaya uğraştığımız bir sayfiye burası; ne kadar beslersen besle kurbağadan fil olmuyor usta, ancak çatlar, diyemiyorsun, olmalı diyorsun. Olmayınca da sokağı çok özleyen çocuklar gibi, ne var ki biraz gitsem, sonra gene gelsem ... olmaz mı, halin...


Yaşadığımız zamanda sağlıklı kalmak ve stres atmak için sabah yürüyüşleri düzenli yaptığımız ve sürdürdüğümüz bir güzel alışkanlık. Ama o kadar...


Sabah yürüyüşleriyle spor, sohbet yapıp eve döndüğümüzde o günü bitirmiş gibi hissediyoruz. Aramıza sonradan katılan Şenol Yazıcı, "...Desenize siz günü öğlede bitiriyorsunuz," derken neyi kastettiğini buradan anlamak mümkün. Dışarıda yapacağın bir iş yoksa Sarı Zeybek tesislerinde çay içip bir arkadaşını bekleyerek vakit geçirmeyi umuyorsun, tabi eğer arkadaşın gelirse...

Gün böyle olunca ya akşam?.. İnsan hayattan beslenir; gördüklerinden, farklılıktan, zorluktan, sevinçten, insandan... ama hayattan; o açlıkla kemirecek, eskitecek ilişki arar olursun.


Bu kadar düzenli, köşeleri belli, planlı bir hayat fazla geldi demek...


Eğlenirken pek akla gelmeyen bu tekdüzelik düşüncelerimin sentesini bozdu etkiledi desem yalan olmaz. Yaşamı büyük şehirde geçmiş, kalanını bir sahil kasabasında geçirme düşü böyle zamanlarda başka boyutlarda kendini gösteriyor. Her gün aynı şeyleri yaparak değerli zamanlarımızı ziyan ettiğimizi fark ettim. Yazlık ve kışlık yaşantısını düşünmeye başladım. Ankara'daki evimi üzerinde çok düşünmeden sattığıma pişman oldum. Şimdi olsaydı ne güzel olurdu. Bir büyük şehire kaçıp kalabalığa karışmayı, şehirde kaybolmayı özlemişim, Zaman zaman farklı bir yere kaçış, tekdüze hayata, size, çevrenizdekilere, bazı sıkıntılara iyi gelmez miydi?

Demezler mi ki tebdili mekanda rehavet vardır.

Düşünüyorum da Ankara'daki evim duruyor olsaydı, kimbilir, oradan bakınca Ayvalık'a, buradan bakınca Ankara'ya dönüşler ne kadar anlamlı ve güzel görünecekti?

Nasıl bir heyecandır yol, bilen bilir.


Wirgina Wolf der ya "bir küçük oda", o kişisel bir düş, benimki ise biraz daha büyük; iki ayrı ev... çok mu?

Hiç de değil, insan güzel şeylere layıktır demezler mi?


Bir sahil kasabasında emeklilik hayali kuran arkadaşlara tavsiyemdir; bir sahi kasabasında yaşam sürdürmek resmi ne kadar güzel gözükse de, şehirde olan evinizi elinizden çıkarmayın, geliriniz müsaitse kış aylarını her türlü olanağı olan bir büyük şehirde geçirin. Ama candan arkadaşlarınız da olan bir büyük şehir olsun.


Hiç bir yararı olmazsa bile ruhunuz daha geç eskiyecektir.


Nasıl ütopya ama, artık birinin, hele sabit gelirlilerin tek ev sahibi olması olanaklıymış gibi ... iki ev?


Bizim ki muhabbet, Hem kara gün kararıp kalmaz ya...

Umalım her şey gönlümüzce olur.


Mevlüt Asar’in Pandemi öncesi günlerimizi anımsatan bir Ayvalık şiiriyle yazımı bitireyim.



AYVALIKTA AKŞAM

Mevlüt ASAR

*

Mağrur ve telaşsız

Batarken güneş

Mor dağlarında Midilli’nin

Okşar saçlarımızı

Kazdağı’ndan esen

Yumuşak bir yel

Zeytinlerin gümüşi rengi

Martıların telaşlı sesleri

Karışır lacivertine Ege’nin

“Kalispera komsu” diye

Seslenir Dimitri

Karşı yakadan

Şarabi bir akşam iner

Dar sokaklarına Ayvalık’ın

Artar yavaş yavaş havadaki

Anasonlu balık kokusu

Rebetikolar yükselir

Cunda kıyılarından

Hüzün dolar kadehler

Sevgiyle güleryüzle

*

Ayvalık, 19 Ekim 2022

135 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Kibele

Comentarios


1/2