top of page
1/1074

GÖZLER YANGIN ŞİMDİ

Güncelleme tarihi: 15 Oca 2022

-Nazım Hikmet'e-



Bunca yıl çığlıklar koşturulmuş bu yolda

Deli taylar gibi ter içinde çığlıklar

Savrulan bir yanlışa vurulmak için mi

Yoksa dağları yırta yırta yürüyen

Bir ırmak diliyle durulmak için mi


Gözler yangın şimdi – ufuklar duman

Dünya değişiyor masalı koca bir yalan


Tam kırk yıl bulandırdılar suları

Nilüferleri dağlara taşıdılar

Kekikleri çaylara

Uğrun uğrun – ince ince – gizlice

Ve sinsice yürüdüler karanlıklara

Pınarbaşlarında yarpuzlar utandı

Ormanlarda köknarlar

Sonra leylak düşmanı bir akşam vakti

Dünyanın değiştiğini buyurdular

İhanetin kanlı bir gelinlik içinde

Yeryüzünün yatağında doyurdular


Durduk düşündük sularla birlikte

Dağlarla – ormanlarla – bulutlarla birlikte

Durduk düşündük

Nergislerle – nevruzlarla – güllerle birlikte

Yok olan hiçbir çiçek yoktu yeryüzünde

Durduk düşündük turnalarla birlikte

Martılarla – kumrularla güvercinlerle birlikte

Yok olan hiçbir güzellik yoktu gökyüzünde

Durduk düşündük

Nehirlerle – denizlerle – okyanuslarla birlikte

Yok olan hiçbir dalga yoktu suyüzünde


Yalnızca onların külleri vardı

Ki çiçek çiçek öldüren yeryüzünü

Yalnızca onların zehiri vardı

Ki bulut bulut öldüren gökyüzünü

Yalnızca onların pisliği vardı

Ki lağım lağım kirleten suyüzünü

Onlardan başka yoktu dünyaya düşman olan


Tam da yunuslar sevişirken Arşipel’de

Tam da gökkuşağı sevinçleşirken

Özlenen renkler siliniyor dediler

Tam da insanın insanlığına çeyrek kala

Yarım metrelik cam bir savaş alanıyla

Çıktılar karşımıza teknoloji yalanıyla


Gözler yangın şimdi ufuklar duman

Dünya değişiyor masalı koca bir yalan


Çocuklar ölürken bütün ülkelerde

Ey koca Nazım

Ey ustamın ustam dediği

Milyonlar içindeki vatansız yalnızım

Çocuklar güldü demiştin o büyük ülkede

Gel de gör şimdi

O yüzlerde büyümüş yarınsız öfkeyi

Gel de gör

Gece gelen telgraftaki o yüce değerin

Nasıl bir körlüğe kurban edildiğini

Yüreklerde yükselen son anıtın da

Gel de gör nasıl yerlere serildiğini


Sonrası vurgun – soygun ve talan

Sonrası gözyaşı ve kan

Çaykovsky Harlem’de bir tepinme

Tolstoy sütyen boşluklarında pembe dizi

Mayakovsky bir papaz duası belki

Puşkin çarlık özleminin şiirsel gizi


Gözler yangın şimdi ufuklar duman

Dünya değişiyor masalı koca bir yalan


Ne olur tunçtandı – demirdendi demeseydin

Bir tabuttan korkan o şaire gönül vermeseydin

Alsaydın Neruda’nın Şili kasımpatılarını

Hasan Hüseyin’in kırmızı gül dallarını

Howard Fast’ın fırtına sonrası çığlıklarını

Ölmeden önce mezarının başına koysaydın

Burcu burcu – gürcü gürcü koksaydın

Dünya değişiyor masalına kahkahalar atsaydın

Son anda sokup ellerini hasta kalbine

Çocuk yüzlü yepyeni bir şiir çıkartsaydın


Nasıl da severim seni

Hiroşimalı bir kızın yaprak dudaklarında

İşçi tulumuyla Taksim alanında

Ve 1960 yazında Küba’da nasıl da severim

Al şimdi ellerimi

Yattığın o büyük ülkenin topraklarına uzat

Yanar parmaklarım – yanar

Ne Şolohovlar ne de Gorkiler var

Yalnızca seni o topraklara tutsak edenler

Ve Memed’in özlemiyle oraya gömenler var


Yanardağ mı patlıyor bilemiyorum

Denizlerle karalar yer mi değiştiriyor

Dinozorlar mı göçüyor yoksa

Bir yanım tırpan yine – bir yanım gül bahçesi

Bir yanım soygun yine – bir yanım ter ezgisi

Söyler misin ey ustaların ustası

Nedir bu değişmenin yarınsız sonrası


Şimdi senin ceviz yaprağı kıvıl kıvıl ülkende

Kimi dünya değişiyor masalanın hayalinde

Ki Orta Asya’nın kımız tadı hala dilinde

Kimi Zonguldak madenlerinde

Paşabahçe’de ve Çukobirlik’te

Yurtiçi kargoda ve Toros gübrede

Direnen bütün yüreklerle birlikte

Kimi dört bin yıllık bir güneş peşinde

Adının özgürlüğü için dövüşmekte

Değişen nedir söyler misin

Alınterinin nehirleştiği bu yaşam içinde


Bir tren penceresinde saman sarısı saçlar

Rüzgârın yelesinde nasıl ülkeden ülkeye

Beyinden yüreğe nasıl fırtınalarla koşar

O büyük coşkular

O sonsuz duygular

Uzansam her teline şimdi ellerim yanar

Her biri beş dolara bir masadan uçar

Başka bir masaya konar

Seninse bu körkütük gidiş içinde

İnsanlık adına yüreğin bir başka kanar


Dikersin gözlerini masmavi yarınlara

İnsanlığın insanca yaşamını özlersin

Ve söylenirsin kendi kendine

Çağının tanığı her şair gibi sen de

Ne açlık

Ne zulüm

Ne de kan

Ancak biz kazandığımız zaman

Ve bütün insanlık insanca yaşadığı zaman


Adnan Yücel







40 görüntüleme1 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

1 Comment


Nurdan Aladağ
Nurdan Aladağ
Jan 15, 2021

Bugün Nazım Hikmet'in doğum günü. İyi ki doğmuşsun büyük usta

En güzel deniz; Henüz gidilmemiş olanıdır.. En güzel çocuk; Henüz büyümedi.. En güzel günlerimiz; Henüz yaşamadıklarımız.. Ve sana söylemek istediğim en güzel söz; Henüz söylememiş olduğum sözdür..

Nazım Hikmet Ran ( 15-Ocak-1902) Saygıyla Ve Rahmetle Anıyoruz

Like