Tek Parti Döneminde HÜKÜMET ve MECLİS

*

Biraz da Ezber Bozalım-9

*

Ezber bozmanın kolay bir iş olmadığını elbette biliyorum. Yıllarca size ailenizden, mahallenizden, devletten ezberletilen ve sizin zihninize nakşedilmiş, doğruluğu konusunda hiçbir kuşkunuzun olamadığı bir konuda yepyeni bir görüşle karşılaşıyorsunuz ve zihniniz allak bullak oluyor! Eğer öğrenmeye açıksanız ve tartışma üslubuna sahipseniz yeni karşılaştığınız bu görüşü irdeler, hatalarını görüyorsanız yanıt verirsiniz. Değilse yapacağınız şey, görüşleri bir yana bırakarak yazı sahibine hakaret etmektir… 40 yıllık arkadaşınızın adı gitmiş, yerine, “zat” diye tanımladığın bir kişi gelmiştir…


Ben ne yazmıştım: “CHP Neden İktidar Olamıyor?” diye sorup bunun nedeni olarak Tek Parti Döneminde CHP’nin olumsuz bir izlenim bırakmasını göstermiştim. Bunun başka mantıklı bir yanıtını gösteremiyorsanız sosyal medyada tartışmaya şöyle katılırsınız:

Sevgili Kadir Ağabey, uğraşma şu "Ezber bozan" zatlarla. Onlar her devirde sözü olan "Muhterem Zevat"tır... Hiç bir yararı yoktur. Kendi gerçeklerinden başka gerçek yoktur.(…) Okusalar, "Zorunlu" Tek Parti döneminin, Partisinin, "Muhalefeti de içinde, büyük bir beceri ile barındırdığını" bilirlerdi. Köy Enstitüleri Yasası çıkarken, Başta Menderes 148 Milletvekilinin görüşmelere katılmadığını da bilirlerdi.”

Peki, o zaman devam edelim:


Tek Parti Döneminde hükümet kararlarının nasıl alındığını bir bilene soralım. Kaymakamlık, mutasarrıflık, valilik, parti müfettişliği, Nafıa, İçişleri Bakanlıkları ve konumuzla ilgili olarak daha da önemlisi CHP Grup başkan vekilliği ve parti genel sekreterliği, genel başkan vekilliği yapmış olan Hilmi Uran, ilk baskısı 1958de yapılan “Meşrutiyet, Tek Parti, Çok Parti Hatıralarım (1908-1950)” eserinin (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlar, 2008) “Vekiller Heyeti Mekanizması Nasıl İşlerdi?”bölümünde şöyle yazıyor:


“Vekiller hayatinin daha evvel vekillerin bilgisine sunulan bir gündemi olmazdı. Her vekilin önündeki kartonlar içindeki evrak, heyetin o günkü müzakere konusunu teşkil ederdi. Fakat her vekil, vekiller heyeti toplantısına gelinceye kadar da o günkü kartonunda neler olduğunu bilmezdi. Çünkü vekâletlerden başvekilliğe hafta içinde yazılan yazıların, vekiller heyeti karar ve tasdikine yetişmesi icap edenler, başvekâlet müsteşarlığı tarafından vekiller heyetine havale edilir ve vekiller heyetine havale edilmiş olan işler de ilkin nereden yazılmış bir iş ise o vekilin kartonuna konurdu.


Vekiller heyetinde müzakere ve münakaşa zaptı tutulmazdı. Toplantıda vekillerden başka kimse de bulunmazdı. Başvekâlet müsteşarı ancak yeni bir iş getirmek için odaya girer ve hemen çıkardı. Herhangi bir karara muhalif mütalaa ileri sürmüş olan bir vekilin öyle bir karara muhalefet şerhi yazdığı da vaki olmaz ve ekseriyet kararına uyulmuş olurdu” (s. 232-233)

Öğrenmek güzeldir. Neyi öğreniyoruz? Tek Parti Döneminde kanun tekliflerinin başbakanlıkta hazırlanıp bakanlar kurulunda tartışılmaksızın geçtiğini. Yani hükümetin bir hükümet gibi bile davranamadığını.


Şimdi de Tek Parti döneminde Meclis kararlarının nasıl alındığını anlatan esaslı bir araştırma kitabına başvuralım. Tek Partinin sistemleştiği ilk Meclis 1927 seçimleriyle oluşmuştur. Ahmet Demirel'in “Tek Partinin İktidarı Türkiye’de Seçimler ve Siyaset (1923-1946, İletişim Yayınları, 2013)” adlı kitabından öğrendiğimize göre, 1927-1931 yılları arasındaki “Yasama organı, tam anlamıyla heyeti vekilenin kararlarını oybirliği ile onay makamı haline” gelmiştir. 1920 İlk Meclisinde oybirliği ile geçen kararların oranı yalnızca yüzde 2,5, 1923 Meclisinde yüzde 31,8 iken, muhalefetin silindiği üçüncü Mecliste bu oran yüzde 96,6’ya çıkmıştır. (s.112), 1931-1935 yıllarını kapsayan dördüncü meclis döneminde bu oran yüzde 93,9 (s. 167), 1935-1939 yıllarını kapsayan beşinci mecliste ise 98,4’tür. (s. 220), 1939-1943 arasındaki yasama döneminde ise ad belirtilerek yapılan her 100 oylamanın yüzde 99,1’i oybirliği ile kabul edilmiştir. (s. 272) 1943-1946 seçimlerinde bu oran yüzde 95’tir (s. 314)

Yani zaten Meclise gelen kanun tasarılarına “evet” diyecek kişiler mebus olarak atandığından, bu Meclis hiçbir şekilde denetim görevini yapamamıştır. Tek Parti yönetimini örtülü veya açıktan eleştirenler yukarıdaki iki kitaptan ibaret değildir. Falih Rıfkı Atay, Çankaya, Yakup Kadri Ankara kitabında, Mete Tuncay ve Mahmut Goloğlu, o dönemle ilgili çalışmalarında bize çok şey anlatır.


Böyle bir sistemi kutsayan ezbercilerin post modern yeni “tek adamlık” sistemine muhalefet etmesi de inandırıcı olamaz.

Şu Köy Enstitüleri yasasının Mecliste nasıl kabul edildiği konusundaki ezberi bozmak da gelecek yazıya kalsın. (6 Kasım 2017)


mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA