top of page
1/1074

YİNE DE ŞAHLANIYOR AMAN

Nurten B. AKSOY

Yaz mevsimi bitti, sonbahar geldi, eylül sarhoşluğu filan derken ne takvime bakmışım ne de haftanın hangi gününde olduğumun ayrımındayım. İnsan bazen farkında olmadan zamanın dışına taşıyor demek ki; tıpkı A.H. Tanpınar'ın dediği gibi;


"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpâre geniş bir ânın Parçalanmaz akışında. Bir garip rüyâ rengiyle Uyuşmuş gibi her şekil"


Gece saat 12'yi geçti... TV'nin köşesindeki bir tarih çarpıyor gözüme haberleri izlerken; 12 Eylül... Ve bir anda, bir zaman makinesinin içinde 43 yıl öncesine, hatta daha eskilere gidiyorum. Bizim kuşağın çok iyi bildiği o uğursuz günlere, 70'li yıllara yani.


Ülkede yaşanan kanlı günler, "yürümekle aşınmayan yollar", kanlı 1 Mayıslar, üniversitelerin önünde patlayan bombalar, yitip giden gencecik canlar, yaşı büyütülerek darağacında sallanan fidanlar, kardeşin kardeşe kırdırıldığı günler... Hepsi bir film şeridi gibi geçiyor gözlerimin önünden.


Bütün bu kanlı karmaşa ortamında öğrenci olmak, üniversitede okumak, her şeye karşın mezun olmak ve gencecik bir öğretmen olarak göreve başlamak... Benim gibi tüm arkadaşlarımın da yaşadığı, zihnimizde unutulmaz izler bırakan yıllar...


Ve bir sabah "Yine de şahlanıyor aman / Kolbaşının yandım da kır atı" diye bağıran o Davûdi sesle uyanmak. Radyolardan dinlediğimiz "Ordunun yönetime el koyduğu" haberi ile belki de ilk anda derin bir "oh" çekmek... Bir anda bıçakla kesilmişçesine biten terör olayları, demokrasinin yine yeniden sekteye uğraması ve askeri vesayet günlerinin acımasız, can yakan, canlara kıyan uygulamaları... Ve daha niceleri...


Sonra bütün bunları yapanların taltif edilmesi, devletin en üst yönetim kademesine gelip cumhurun başı olması. Yıllar yıllar sonrada bu insanların rütbelerinin sökülüp sözüm ona cezalandırılmaları; ama takdir-i ilahi olarak uzun bir süre bir türlü toprağa ve huzura kavuşamamaları.


Bütün bunlar geçiyor gözlerimin önünden, zihnimin içinden bir film şeridi gibi ve içimde bir şeyler cız ediyor. O gencecik insanlar neden öldü, o hayatlar niye zindanlarda çürüyüp yok oldu, anaların-babaların canı neden yandı, diye düşünüyorum...


Geçen şu 43 yılda neler neler gördük, ne çok darbe yaşadık sivilinden postmodernine... Aslında bütün bu geçen zamanda en büyük darbe yaşamımıza yapıldı, ahlaki değerlerimize, eğitim sistemimize, doğaya, yaşam tarzımıza ve daha nicelerine... Acımadan yüreklerimize darbe vurdular, halen de vuruyorlar. Birbirimizden nefret eder olduk, birbirimizin gözünü oyar, birbirimizi gammazlar olduk. "Rabbena hep banacı" olduk, sahte dindarlar olduk...


Aradan geçen bunca yılda başta yöneticiler olmak üzere hiçbir şeyin değişmediğini görüyorum hayretle. Örneğin teknolojide çok hızlı yol alınmasına rağmen o teknolojiyi yerinde ve bilinçli kullanmayı bir türlü öğrenemediğimizi, pek çok şeyde sınıfta kaldığımızı görüyorum. Şimdilerde hepimizin bizden daha akıllı telefonları var, her şeyden anında, bir tıkla haberdar oluyoruz, hepimiz birer klavye silahşoruyuz artık. Oturduğumuz yerden asıyoruz, kesiyoruz, vatan kurtarıyoruz, her konuda ahkam kesiyoruz, icabında yangına körükle gidiyoruz.


Ülke göz göre göre istila ediliyor, sahte ve cahil din adamları her yerde karşımıza çıkıp yaşamımıza yön vermeye çalışıyor. Siyasiler koltuk derdinde "Sen kazanamadın, ben kazandım; ben en iyiydim, sen kötüydün" diyerek ülkenin içine düştüğü duruma gözlerini kapamışlar birbirlerinin gözünü oyarken ülkenin de temeline dinamit koyuyorlar. "Millet fakr u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş durumda." Ama kimsenin umurunda değil...


Zaman değişti, oyuncular değişti; ama oynanan oyun hiç değişmedi. Kirli ve kahpe oyuncular adlarını değiştirip değiştirip yine sahnede yerlerini aldılar. Bir yerlerde yine birilerinin canı yanıyor, analar yine gözyaşı döküyor, çocuklar aç geziyor... Devran değişiyor, yaşananlar değişiyor, cellatlar değişiyor; ama acılar galiba hep can yakarak sürüyor, sürüyor ve sürecek...


Yaşadığımız bunca şeyden gördüğüm ve anladığım bir şey var ki bu süreçte bizler sevgiyi unuttuk, barışı unuttuk, bir ve beraber olmayı unuttuk, insan olmayı unuttuk, yaşananlardan ibret almayı unuttuk ne yazık ki...


44 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


1/2