Yaratıcısına Âşık Kahraman



Okuyup yazmak bambaşka bir şeydir, sıra dışıdır. Toplum çoğunluğunun içinde açan nadide bir çiçektir onlar. Hem okumak, hem yazmak…


Yazmak, ise daha başka bir şeydir. Derler ya “söz uçar, yazı kalır” sözü doğruların yücesidir. Hem kalıcı olması, hem de dünyaya ulaşması demektir ki iktidar sahiplerinin huzurunu kaçırır, insanlığa ışık olan yazılar. Onların huzurunu kaçırınca yazanın da huzur içinde olması olası mıdır? Üstelik kimileri yazmasalar daha lüks bir hayat yaşayacakken, insanlığa ışık olmak adına hayatlarını zorlaştırmışlardır: Alın size Nazım Hikmet, Orhan Kemal, Dostoyevski…


Şerif Ali, yazdıkça yazdı, her yazdığı hikayede yeni kahramanlar yarattı: Esma Öğretmen, Âşık Hasan’ın Kızı Fatma, Mavi Pembe Hanım, Ramazan Öğretmen, Nuymar Nibron…


Ve Derya Hanım. O bütün kahramanlardan farklı, onlardan ayrıdır. O yaratıcısına âşık olmuştur. Derya aynaya bakmaktan korkan, giyinip kuşanmayı beceremeyen biridir. Kısacık bir boyu vardır onun. Kadının albenisini, gösterişini çoğaltan pastel renkler yerine soluk, silik, gri, boz, fümedir tercihi… İnsanın yaşama sevincini yere çalan renklerde bulup buluşturur ne bulursa giyip dolanırdı. Pantolonu oturup kalkmaktan diz izi olmuş, sanırsın aylarca ütü yüzü görmemiştir!


Şerif Ali, Derya’yı öyküsüne kahraman olarak seçtiğinde öyle bir değiştirmiş, öyle bir betimlemiştir ki tarifi imkânsız:


Elma elma yanaklar, kiraz dudaklar, servi gibi boy, incecik bir bel. Kaş göz endam… yani bir içim su! Aynaya bakmaktan korkan Derya, Sappo’nun “ağacın en yüksek dalındaki narına” dönmüştür.


Derya Hanım’a değerli olduğunu hissettiren yazarına, Şerif Ali’ye tutulmuştur. Dün ona kıymet vermeyen giyim kuşamına bıyık altından gülenler, onunla iki kelam etmek adına kırk takla atarlar adeta, lakin boşuna, Derya hiçbirine yüz vermez, o yazarına, yaratıcısına âşık olmuştur.


Âşık olunmaz mı? Daha düne kadar bir Allah’ın kulu yüzüne bakmazken, uğruna şiirler yazılan biri olmak her kadına nasip olacak bir şey değildir. Yazarı ona:


“Keklik sekişlim, ay yüzlüm, turna avazlım, bu güzel avazı Hazreti Ali’den mi aldın, ömrümsün benim…” der her fırsatta.


Derya, Şerif Ali’ye yanmış, yakılmış, kör kütük sarhoş olanlar gibi kör kütük âşık olmuştur. Âşık olmaz mı, Anadolu bozkırından almış, Eliza Sarayının hanımefendisi yapmış, sanırsın tekmil Levanten köşklerinin sahiden hanımefendisi!


Şerif Ali her öyküde yeni kahramanlar yaratır, yarattığı her kahramana olağanüstü yetenekler, olağanüstü güzellikler verir. Onları, narsis mi narsis biri yaparak narsisliğin şahikasına çıkarır. Derya da narsisliği zirvede yaşarken yaratıcısına sırılsıklam âşık olmuştur. Gerçekte her kahramanının ömrü öykünün uzunluğu kadardır. Derya’nın yazarına âşık olması, cellâdına âşık olma sendromundan hiçbir farkı yoktur.


Öykünün sona yaklaştığını anlayan Derya, yazarını tehdit etmeye başlar.


“Ya benimsin, ya da kimsenin, yeni kahramanlar yaratmayacaksın, okumayacak, yazmayacaksın; son kahramanın ben olacağım ve sen benim olacaksın!”


“Onlarca kadın kahramanım var benim, her birine âşık olursam ben, ben olmaktan çıkar kendimi kaybederim. Doğrusun, yarattığım her kahramanı çok severim, öyküyü yazarken bir bakarsın âşık bile olmuşum; fakat o aşkın ömrü öykü nihayetine kadardır. Hiçbir kahramana ait olamam, aynen evlatları arasında tercih yapamayan anne gibiyimdir!”


“Buna izin veremem, sen beni yok etmeden ben seni yok edeceğim, ya benim olacaksın ya da kimsenin!”


“Ben kimseye ait olamam, ben kendime ait değilim ki sana ait olayım, benim içimde bir ben daha var, kısmen onun oluyorum. Bir bakıyorum o da boğuyor beni, özgürlüğümü elimden almaya çalışıyor, ona da bayrak açıp alıp başımı gidiyorum. Ben kendime söz geçiremiyorum, bir başkasının özgürlüğüme engel olması, nefessiz kalmam demektir!”


“Kendi düşen ağlamaz, sen bir akrebin kendini imha etmesi gibi kendini imha ediyorsun. Göreceksin kadınların onurları ile oynamanın sonucunu, hele benden Avusturya Prensesi Sisi gibi bir güzel yarat, sonra da boyunduruğu kır, kaç; yok öyle, öyle yağma yok!”


Akşam güneşi, ufuk çizgisinden aşmak üzere iken, gün batımının melankolik atmosferi coğrafyaya hâkim olmuştu. Serçeler, kumrular yuvalarına doğru hızlı hızlı uçuşun içinde girmişlerdi. Dünyanın akşam ezanı sırasında batacağı söylencesi ile ezanı süratle okuyan imam, bir artık namazı kıldırıp evine gitmenin telaşı içindeydi. Şerif Ali ayağına parmak arası terliklerini geçirmiş mahalle bakkalından ekmek almaya gider.


Birden Şerif Ali’nin içine nedenini bilmediği, bir ürperti gelip beynine oturur. Bu ürperti, bütün keyfini kaçırır, öyle olur ki, nereye gittiğini bile unutur. Ne amaçla çıkmıştı evden, ne alacaktı bakkaldan? Birden Derya’nın öfke dolu gözleri ile karşı karşıya kalır. O kadar çok öfke biriktirmiş ki Derya, kin, nefret zirvede.


Bir öykücülük olan Derya’nın ömrü besbelli bir öykü ile bitmeyecek, başka öyküler daha çıkaracaktı bağrından. Yazarına âşık olmuştu Derya, Şerif Ali’ye âşık olmuştu, cellâdına âşık olanlar gibi âşık olmuştu. Bir öykülük ömrü vardı Derya’nın, yeni bir öyküde yeni bir kahraman yaratacak Şerif Ali, şimdi o kahramana âşık olacaktı.


Derya işini, gücünü her bir şeyi bırakır, Şerif Ali’nin evinin önüne karargâh kurup bir saniye bile gözünü ayırmadan, gözünü kırpmadan gözetler.


Yeni bir öyküye yelken açan Şerif Ali, yeni kahramanı ile çoktan tanışmış, onun ruhuna hayat öpücüğünü kondurmuştur çoktan. Yeni kahraman dünyanın bilinmeyen uydusundan gelen Nuymar Nibron’dur. Yaratıcısının hayati tehlike içinde olduğunu gören Nuymar, bir telepati ile Berke’yi çağırmıştır bile.


Berke, Nuymar Nibron’u dünyanın bilinmeyen uydusu Nujumar’dan dünyaya getiren uzay aracıdır. Kısa küt saçlı dünyalı kadına âşık olan Nuymar’ın işareti ile yaratıcısını alıp göz açıp kapayıncaya kadar yok olup gitmiştir.


Rüya âleminden gerçek hayata dönen Derya, eski günlerde olduğu gibi mat renkli bluzlar, ütüsüz pantolonlar, tarak yüzü görmeyen saçlarla bir kenarda unutulmuş, melankolik, varlığından habersiz sifli sifli işine gidip gelmeye devam eder…


09.01. 2021 Salihli


Etiketler:

74 görüntüleme1 yorum
1s0l.gif

ŞAKASIZ;

artık

KIŞ!..

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

861536d39876bb9d5a5ca0fa97dddfb8.gif

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA