SUYA YAZILAN MEKTUPLAR


Mektup 1:



Babacığım;


Bugün, bir beyefendinin iki yıl önce vefat etmiş karısına yazdığı ve tesadüfen elime geçmiş bir mektubu okurken çok ağladım. Tanımadığım bir adamın, tanımadığım karısına yazdıklarını buğulu gözlerle zar-zor okuyup bitirebildiğim de, süzülen gözyaşlarım beynimi yıkayıp, düşüncelerimi berraklaştırdığından, düşünmeye başladım. Ne için, kimin için ağlıyordum?


Çok kişi ve çok şey için ağladığımı fark ettim. Senin yanına uğurladığım için, ölümünün acısına biraz olsun teselli indirimi uyguladığım biricik annem affetsin ama bugün çağlayan gözyaşlarımın çoğu senin için babacığım. On yıllar önce, beni yaşımın gerektirdiğinin ötesinde olgunlaştırıp öksüz bırakıp gittiğinde bile böyle ağlamamıştım. Hatta o lanet olası gerçekçi beynimin gerçekçiliği sayesinde, gardıropta senin giysilerin çıkınca, benimkiler için daha çok yer açılacağını düşünüp, kendimi teselli etmiştim. Yıllar sonra hatırladıkça şaştığım, utandığım, altında ezildiğim bir düşünce. Senin yokluğuna ne kalbimde ne de beynimde yer açamayınca çareyi dolapta yer açmakta bulmak bir akıl oyunu mu?


Seni ve tabii ki annemi çok özlüyorum. Hayatta ender rastlanan, birbirini tamamlayan bir ikiliydiniz. Birbirine ihtiyaç duyan bir ikili. Konuşabilen, sohbet eden bir ikili. Senin vefatınla noktalanan 41 yıllık bir evlilik.


Sen benimle de sohbet ederdin babacığım. Bana “benim ağzımdan, gençlerin neler düşündüğünü öğrenmek için bana ihtiyaç duyduğunu” söylediğin için teşekkür ederim. O sohbetleri çok özlüyorum.

Bu konuda çok yalnızım baba! Yapayalnız.


Ne benim düşüncelerimi, ne benim neslimin düşüncelerini merak ediyor insanlar, ne de gençler, bilgisayarlarından kopamayan gençler, bizlere ne düşündüklerini anlatmak istiyorlar. Çoğu da, ne yazık ki, düşünmüyor zaten.


Babacığım sohbetlerimizi çok özledim. Ben de sana yazmaya karar verdim. Mektuplar da bir sohbet değil mi?


Kızın.

127 görüntüleme1 yorum

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA