top of page
1/1082

Ne Kadar Özgürsünüz

Güncelleme tarihi: 16 Ara 2020


50 Yaşında ve zamanında emekli oldum. İyi de ettim. Bir çok arkadaşa, yaşıtıma sorduğumda : - Akay emekli olursam maaşım düşecek, ücret, tazminat gidecek, dediler. Emekli olmazdan önce de böyleydim. Arkadaşlar gider bir yerlere yaranır, rica eder, ehliyet sınavından, üniversite sınavlarına, seçim sandıklarından sayım komisyonlarına kadar, illaki görevli filan yazılır ve ekstra ücret alırlardı. Ben yazılmazdım. Yazıldığımda da illaki gitmezdim. Hatta bir keresinde İl Seçim Kurul Başkanı Hakim ile tartıştım. Rapor aldım yine de gitmedim. Bana, seni içeri atarım dedi. Güldüm. Gitmeme iradesi benimdir. İçeri atarsanız özgür davrandığım için hapse gereceğim. Ama ben sandık başkanı olursam özgürlüğüm gidecek. Zira siz irademe yaşamıma ipotek koyuyorsunuz. Kardeşim para alacaksın dediğinde ise para almak özgürlük değildir. Harcamak özgürlüktür demiştim. Herhalde beni anormal, aklını yemiş birisi sayıp da içeri atmaktan da sandık başına göndermekten de vazgeçti.


Gerçekten de ben böylesi işlerle uğraşmadım. Varsayalım ki Üniversite sınavlarında görevli olup 100-150 milyon yevmiye alacağım. Ama gitmem. Sınav görevlisi olmam. Tersine giderim pikniğe. Açarım rakımı. Yaparım kebabımı. 150 milyon harcarım ama işim harici yollara tevessül etmem.

Para kazanmak günümüzde hayatın idamesi için zorunludur. Ama bunun bir sınırı olmalıdır. Aşırı çalışmak, özgürlüğünden fedakarlık etmektir. Oysa harcamak dilediğini yapmak olduğuna göre özgürlük kapsama alını içindedir. Doğada hiçbir canlı özgürlüğünü sınırlamaz. Bu bencil tutkular insana özgüdür.


Sabahın köründe, gece yarısı idareci olarak defalarca okula baskın yapmış, müstahdemleri denetlemişliğim vardır. O benim asli görevimdi. Zamanımı ona, dolayısıyla halka ayırmak bana zevk ve mutluluk verirdi . Hem de bir karşılığı olmadığı için ayrı bir huzur kaynağı olurdu.

Ben bu basit ama özlü davranışı özgürlükle kıyaslarım. Kişi başkalarına zarar vermeden, onun haklarını kısıtlamadan dilediğini yapabildiği oranda özgürdür. Deliliği, aykırılığı, uçarılığı oranında özgürdür. Dolayısıyla mutludur.

Kırlara çıkmak, haykırmak, toprağın kokusunu içine çekmek varken, salonlarda ekstradan görevli olup para kazanmak köleliğin çağdaş versiyonudur bence.

Dedim ya kişi yaşamını denetleyebildiği ona yön verebildiği ölçüde özgürdür. Bağımsızdır. Yeti sahibidir.

Tersi ister paranın, ister eşyanın, ister patronun kölesi olmak, ona ram ve tabi olmaktır ki asıl esaret budur işte.

Malı mülkü arabası yazlığı bilmem nesi olanlar acaba benim kadar özgürler mi? Benim gibi dilediklerini yapabiliyorlar mı? Siz de kendinizi sınayın ve bu ölçütler(kıstas) içinde ne kadar özgür olduğunuza karar verin.

İlle de esir, köle olacaksanız maddeye, paraya, eşyaya değil de bir aşka olun. Onun zülüfleriyle kalbinizi bağlayın. Gözlerinin derinliğinde boğulun. Ya da ateşiyle yanın. Burada kendinizi özgür hissedeceksiniz. Zira siz kendi iradenizle o güzele ram oluyorsunuz. Acı çekiyorsunuz. Haz duyuyorsunuz.

Hiç bir karşılık beklenti olmaksızın birine bağlanıyorsunuz. Çünkü AŞK TEK KİŞİLİKTİR. ÖZGÜRLÜK DE

Etiketler:

17 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


1/2
35cf9ce6e5cc2233f62b47f378d28b4e.jpg

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı