top of page
1/1074

KARANLIĞA DÜŞENLER

Açlık, öyle bir yaman beladır ki

yedi kat yerin dibine sokar insanı

yedi kat yerin dibi kapkaranlık

sabah yok orda

çünkü merhamet yok

ışığı arayacaksın bir ömür

bir ömür ekmek adına olmayan ışığı


sabahların düşüyle simsiyah tere boğulacaksın

ya bir lokmaya da muhtaç kalırsam korkusu

gündüz düşlerini terk eder kaçarsın hemen

elin katran karası, karartır gözü

sıcak ekmek kokusunu hayal ederken

birden karanlık alır götürür bilinmeze


bilinmezdir kuyunun dibi

hangi zehir tutuşur

hangi karanlık dipten üfler

nefesleri kesen zehir zıkkım gaz

metan metanete fırsat vermez

sinsice teslim alır nefesinden

sualsiz cevapsız bırakır dilleri

karanlık olur önün arkan


güneşi arasın hızla atan zavallı kalbinle

görünmezlere sallarsın kazmayı, küreği

kazma kürek tutamaz birden ellerin

ellerin sıcak ekmeği kavrayıp eve koşan

mutluluğun

senden kaçtı gitti sanırsın

işte öyle perişan

işte öyle rezil rüsva bir hayat

ekmek karşılığı karanlıkta ölüm vaat edilen


oysa ki ne çok istersin dillenmeyi

hem de ağızlar dolusu dillenmeyi

bir dost elinin sırtına dokunmasını

bağıra çağıra güneşi görmeyi

seller sular gibi çoğalıp göğe tırmanmayı

ne çok istersin ölmeden yaşamayı


bir sıcak gülüş uğruna

kan ter içinde dağları delerken

ölmez madenci ışık salınsa gözüne

nefese yol olsa kapkara ter akıttığı yer

meta aracı değil, nefes alan olduğun bir bilinse

oysa ki ölmez durduk yerde kardeşlerimiz

örgütlenmiş sessizlikte gelir alınır canlarını

el vermediğimiz hayatlar düşer sessizce

ve sonra annelerin gözyaşı hiç dinmez

Soma’da Bartın’a sel olur gider kara kan renginde







31 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


1/2