top of page
1/1074

KAMU EMEKÇİLERİ NE İSTİYOR?

Güncelleme tarihi: 11 Oca 2022


Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ‘Emekten ve Halktan Yana Bütçe’ ana talebiyle 18 Aralık’ta İzmir ve Diyarbakır’da, 19 Aralık’ta da Ankara ve İstanbul’da on binlerin coşkuyla katıldığı bölge mitingleri yaptı. KESK’ in bölge mitinglerine on bir kamu işkolu çalışanlarıyla birlikte, toplumun her kesiminden insanların katılımı dikkat çekiciydi.

Mitingin katılımcıları arasında özellikle, gençler, kadınlar ve emeklilerin isyana duran coşkusu tüm katılımcıları daha da coşturdu. Son ayda iğneden ipliğe neredeyse günlük hatta saatler arasında zamlar yapılmaktadır. Sağanak yağmur gibi ve sürekli gelen zamlar kadrolu, görece ‘güvenceli’ çalışanları bile yoksul tanımı içine alırken, işsizleri, emeklileri ve asgari ücretle yaşam mücadelesi verenleri açlıkla karşı karşıya getirmiştir.


Açlık sınırının 3500 lira, yoksulluk sınırının ise 11 bin lira sınırını aştığı bir zamandayız. Zam yağmuru dinmezken asgari ücretin yüzde elli zamlanması alım gücünü hiçte artırmamıştır. Aksine geçen yılın asgari ücret artışı ile karşılaştırdığımızda 2022’nin asgari ücretinin mevcut değeri ile 110 dolar daha az olduğu görülmüştür. Tüm dünya ülkelerinin de yakından izlediği ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kriz, uluslararası alanda da Türkiye’ye karşı aşırı güvensiz bir tablo sergilemektedir. Tek adam rejimi diye adlandırılan AKP, iktidara geldiğinde kapitalist dünyada ve ülkemizde uygulanmaya başlayan kapitalist neoliberal politikaların en karalı uygulayıcısı olacağı güveni ilgili yerlere vermişti. Kapitalizmin yeni emek ve birikim rejimi için neoliberal uygulamalarla: Türkiye’de kamusallık tamamen tasfiye edilecek, Kamu İktisadi Teşebbüsleri özelleştirilecek, yerli ve yabancı özel sektörün çıkarlarını en üst düzeyde koruyacak yasal düzenlemeler yapılacak, kamusal üretim politikalarının yerine ithal ikameci piyasa egemen olacak, ‘yap işlet devret’ modeliyle yandaş ihalelere kamu kaynakları boşaltılacak, din sosu da her adımı ve sonuçlarını parlatacak en önemli argüman olacaktı ve öyle de oldu.


Yirmi yıla yakın sürecin sonucunda ülkemiz mevcut ekonomi politikalarla içinden çıkılamaz bir kriz durumuna getirilmiştir. Halk, emekçiler nezdinde yaşanan çok ciddi ekonomik kriz siyasal iktidarın yarattığı diğer sosyal sorunları da şimdilik gölgelemiştir. Çünkü toplumun büyük bir kesimi yarınından endişeli, açlıkla karşı karşıya kalmış/kalacak hissi içinde.

Ekonomik krizin emekçileri, işsizleri, dar gelirlileri nefes aldırmaz bir noktaya getirdiği bir zamanda Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun ‘İnsanca Yaşayacak Koşullar’ için alanlara çıkması sermaye ve rantiye dışındaki tüm toplum kesimlerine belli oranda da olsun cesaret ve umut aşılamıştır; adil ve adaletli bir yaşam için yol-yöntem göstermiştir.

İnsan olma süreci, başka insanlarla ve diğer canlılarla bir bütün olarak tüm yapıp ettiklerimizle birlikte ilerleyip gelişen bir süreçtir. Kolektif emek, kolektif akıl ve vicdanla ancak barış içinde özgür ve eşit yaşayabileceğimiz toplumsallaşmayı gerçekleştirebiliriz. Kendimiz için talep ettiklerimizi başka insanlar, başka toplumlar için de talep edebildiğimizde de halk oluruz; her koşulda kenetlenip dayanışırız.


KESK’in alanlara çıkıp haykırdığı talepleri bu anlamda tüm sömürülen işçi ve emekçilerin, eve kapatılıp köleleştirilen ve karşı karşıya kaldıkları şiddetin meşrulaştırılmaya çalışıldığı kadınların, tüm dar gelirlilerin, yoksulların, sığınmacıların, ‘barınamıyoruz !’ diye haykıran evsiz-yurtsuz gençlerin talepleridir. Kamu Emekçilerinin sesi, tarihinde hiç hak etmediği en büyük krizi yaşayan ve mutlak aydınlığa erişebilecek yolu da bilen Türkiye'mizin sesidir.

Etiketler:

55 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentarios


1/2