top of page
1/1082

Bekir COŞKUN

Güncelleme tarihi: 19 Eki 2023


Kadınlar Gittiğinde...


KADINLAR gittiklerinde arkalarında daha büyük boşluklar bırakırlar.

Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde "yetim-öksüz" kalan çok olur:

Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler...

Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.

Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.

Sık sık boynunu büker "sarıkız".

O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz, değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.

Balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz.

*

Bir kadın gittiğinde...

Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci...

Bir anne gider...

Bir dost...

Bir arkadaş...

Bir sevgili...

Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde.

...

Hep böyle olur; bir kadın gittiğinde; övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır.

Kapı eşiğindeki "Dikkat et..." duyulmaz, annesi gitmiştir "geç kalma"nın.

Kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.

Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında. Ve bir kadın gittiğinde pek çok "yetim" bırakmıştır arkasında.


Bekir Çoşkun /Hürriyet Gazetesi // 20 Temmuz 2006


Bekir COŞKUN

*

Bekir Coşkun (1945, Şanlıurfa - 18 Ekim 2020, Ankara), Türk gazeteci, yazar.

Hayatı

1945 yılında Şanlıurfa'da, memur bir babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini Şanlıurfa'da tamamladı.[1]

Yükseköğrenimini ise Ankara'da Başkent Gazetecilik Özel Yüksekokulu'nda tamamladı. Daha sonra 1974’te foto muhabiri olarak işe başladı. Polis muhabirliği ve parlamento muhabirliği yaptı. 1978’de Günaydın gazetesine geçti. Köşesinin adı Dokuzuncu Köy’dü. 1987’de Sabah gazetesinde Onuncu Köy başlıklı köşesini yazmaya başladı. 1993'te Hürriyet gazetesinde geçti. Şu ana kadar yayımlanmış 4 adet kitabı bulunmaktadır: "Dövlet", "Avukatımı İstiyorum", "Pako'ya Mektuplar" ve "Ben Pako". Köpeği Pako’nun adıyla kaleme aldığı yazılar yayımlanmıştır. TRT'de yayınlanan "Pako’ya Mektuplar" adlı dizi başta BBC olmak üzere altı AB ülkesi televizyonu tarafından satın alınmıştır. Hayvansever kişiliğiyle de bilinen yazar; keman çalabilmektedir, bir doğa ve deniz tutkunudur. Yaz ayları Ayvalık'ın Cunda Adası'nda ikâmet etmekteydi. Bekir Coşkun, 9 Eylül 2009 tarihinde Hürriyet gazetesinden ayrılmıştır. Bekir Coşkun, 25 Eylül 2009 tarihinde Habertürk gazetesinde köşe yazarlığına başlamıştır.[2] Ancak referandumda AK Parti hükûmetine karşı yazdığı yazılardan dolayı baskı gördüğünü iddia eden Coşkun'un işine 20 Eylül 2010'da son verilmiştir.[3] Bekir Coşkun, 3 Kasım 2010 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde Onuncu Köy köşesinde yazmaktaydı. Bu gazetede yazmaya devam etmekteyken ayrılmış olup 14 Mart 2013 tarihinde Sözcü gazetesi kadrosuna katılmıştır.

Ölümü

2017 yılının Ekim ayında akciğer kanseri tedavisi nedeniyle yazılarına ara veren Bekir Coşkun, o tarihten bu yana sağlığı el verdiği sürece Sözcü gazetesindeki köşesinden okurlarıyla buluşmayı sürdürdü.

Son yıllarında akciğer kanseri tedavisi gören Bekir Coşkun 18 Ekim 2020'de Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde akciğer kanserine bağlı solunum durması nedeniyle yaşamını yitirdi.[4] Memleketi olan Şanlıurfa’nın Tülmen köyünde defnedildi.[5]


Eleştiriler ve Polemikler

3 Mayıs 2007 tarihindeki "Göbeğini Kaşıyan Adam" yazısından ötürü pek çok yazar tarafından demokrasi karşıtı olmakla eleştirilmiştir.[6] 15 Ağustos 2007'de Emin Çölaşan'ın yazılarına son verilmesi üzerine Hürriyet'ten istifa ettiği iddia edilmiştir, fakat 16 Ağustos 2007 tarihli yazısında istifa etmeyeceği mesajını vermiştir.[7]

Yazar Bekir Coşkun, başlığı "O benim 'cumhurbaşkanım' olmayacak"[8] olan köşe yazısında, Abdullah Gül'ün şeriat yanlısı biri olduğunu ve bunun geçmişte sarfettiği sözler ile sabit olduğu yönünde görüş bildirmiştir. Bu yazı üzerine Başbakan Erdoğan "İstemeyen vatandaşlıktan çıkar!" demek suretiyle, büyük eleştiri toplayan bir açıklama yapmıştır.[9]

Coşkun, 2 Ağustos 2007 tarihinde Başbakan Erdoğan'a Gidecek yerim yok[10] yazısı ile cevap vermiş, ayrıca basına verdiği demeçler ile de Nereye gideyim? Deve versin Arabistan'a gideyim[11] diyen hicivli açıklamalarda bulunmuştur.

*


HAKKINDA YAZILANLARA ÖRNEK


Urfa’dan Kaptan Ehliyeti Olan Adam


Emin Çölaşan


-Hürportreler Hürriyet 2002 İlavesi-


Tekneye bindiğinde Ayvalık'ta ve Yunanistan'ın Midilli adasında sirenler çalıyor. Urfalı Bekir kaptanın denize çıkması, acemi sürücünün kamyonla şehir trafiğine çıkıp çılgınca gazlaması gibi oluyor!


Başlığı özellikle böyle koydum çünkü Pako, babası Bekir Coşkun'dan daha ünlüdür. Bekir benim oda komşum, dostum, arkadaşım, sırdaşım. Pako ise gazeteye gelmez. Gazetenin bir katını Bekir'le ikimiz paylaşırız. O, ben ve korumalar. Gelip gelmediğini kapısındaki çöp kutusundan anlarım. Kutu kapının önündeyse, henüz gelmemiştir. Çöp kutusunu akşam çıkarken dışarı bırakır, sabah gelince içeri alır.


Ona ‘‘Sohbetçi Bekir Paşa’’ diye takılırım. Eğer Osmanlı döneminde Paşa olsaydı, odasındaki ünlü sohbetleri nedeniyle mutlaka bu isimle tarihe geçerdi.


Gençlik yıllarında, üniversite okurken Ankara gazinolarında kanun, ud, bağlama, keman çaldı. Zeki Müren'e bile birkaç kez kanunu ile eşlik etti. Sonra gazeteci oldu.


Urfa'dan çıkıp kaptan ehliyeti alan ilk kişi Bekir! Kaptanlığı Ankara'da -karada- öğrendi, Ayvalık'ta tekne alıp kullanmaya başladı. Bekir tekneye bindiğinde Ayvalık'ta ve Yunanistan'ın Midilli adasında sirenler çalıyor. Kurtarma botları denize açılıyor, diğer tekneler sahile dönüyor. Urfalı Bekir kaptanın teknesiyle denize çıkması, acemi sürücünün kamyonla şehir trafiğine çıkıp çılgınca gazlaması gibi oluyor!


Teknesiyle iki kez karaya, birkaç kez başka teknelere çarptı, yaralılar hastanelerde tedavi gördü.


Trap-skit atıcısı, iyi bir silahşör! Atıcılık dalında müsabakalara katıldı. Görenlerin yalancısıyım, bir yarışmada hedef şaşırıp yanlışlıkla hakemleri ve seyircileri vurunca lisansı iptal edildi.


Pako'nun babası aynı zamanda marangoz. Evdeki tezgahında marangozluk yapar. Fakat küçük bir kusuru, kullanacağı tahtaları evin dolaplarından koparır. Geçenlerde kitaplığı söküp Pako'ya yeni bir kulübe yaptı. Resim çerçevesi yaparken iki tahtasının eksik olduğunu gördü, yerdeki parkeleri söktü ve akşam karısından zılgıt yedi.


Okuyucular bunları doğal olarak bilmez ama ben bilirim. Ertesi gün bana anlatır.


Ben Pako ile hiç tanışmadım. Onu hem kendisinin, hem de Bekir'in yazılarından bilirim. Türk basınının ‘‘insan olmayan’’ ilk yazarıdır!


Ben Bekir'in yazılarını okurum, içindeki muhteşem mizahı içime sindire sindire bazen gülerim, bazen düşünürüm. Doğrusunu isterseniz, Bekir, Pako'dan daha iyi bir yazardır. Buna karşın sadece pazar günleri yazan Pako için gelen telefon, faks, mektup sayısı, Bekir'e gelenlerden çok daha fazladır.


Bekir, bu yüzden Pako'yu hafiften kıskanır ama belli etmez.

*

Ona hep ısrar etmişimdir: ‘‘Yaşam öykünü kitap yap. Urfalı Bekir'i, en baştan bu yana yaşadıklarını, nereden nereye nasıl geldiğini anlat.’’ O inanılmaz mizah anlayışıyla ortaya tadına doyulmaz bir kitap çıkacaktır ama gerçek bir tembeldir, yapmaz!


Bizim meslekte kıskançlık, olumsuz rekabet ve hatta düşmanlık yoğundur. Gerçek dostluğu ender yakalarsınız. Bırakın gazeteciliği, yazarlığı falan bir yana, Bekir benim için gerçek bir dosttur...


Ve aynı zamanda doğanın, çevrenin, hayvanların da en büyük dostu, bu kavramları Türk basınına taşıyan ve kamuoyuna tanıtan ilk gazetecidir.


Aramızda kalsın, biraz da yağcılığı vardır! Kendisi hakkında bu yazıyı benim yazacağımı öğrendiği günden beri etrafımda dolaşıyor, çaylar ısmarlıyor, ‘‘En büyük Emin Çölaşan’’ diye notlar gönderiyor ve iyi şeyler yazmam karşılığında muhteşem vaatlerde bulunuyor!


* DERLEME: Semihat KARADAĞLI

34 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

コメント