top of page

EZBERİ BOZAN BİR DÜŞÜNCE YOLCULUĞU: Ezber Mutsuzluklar

Zeki BAŞTÜRK

*


Muzaffer GÜRBOĞA'nın Ezber Mutsuzluklar adlı denemeler kitabı, daha kapağından başlayarak okuru düşünmeye çağıran bir yapıt. Bernard Shaw'ın "Dışarıdaki duvarları yıkmak kolay, önemli olan içerideki duvarları yıkabilmektir." sözüyle açılan kitap, aslında bütün denemelerinin ortak eksenini de belirliyor: İnsan, önce kendi zihnindeki kalıpları ve ezberleri sorgulamalıdır.


Kitabın en dikkat çekici yönü, yaşamın hemen her alanına dokunmasıdır. Eğitimden aileye, siyasetten sanata, mutluluktan özgürlüğe dek geniş bir yelpazede ele alınan konular, akademik bir dil yerine herkesin anlayabileceği yalın ama düşündürücü bir biçemle aktarılıyor. Bu yönüyle kitap yalnızca okunmuyor; okurun kendi yaşamını yeniden değerlendirmesine de olanak sağlıyor.


Özellikle eğitim üzerine yapılan değerlendirmeler, kitabın omurgasını oluşturuyor. "Çatık kaşla bilim, öğrenme sevgisi oluşturulamaz." tümcesi, yıllardır süregelen baskıcı eğitim anlayışına yöneltilmiş güçlü bir eleştiri niteliğinde. Yazar, öğrenmenin korkuyla değil; merak, sevgi ve özgürlük ortamında gerçekleşeceğini savunuyor.

"Soran öğrenci öğrenmeye hazır demektir." yaklaşımı ise ezbere dayalı eğitime karşı sorgulayıcı düşüncenin önemini vurguluyor.


Kitabın önemli özelliklerinden biri de, okuyucuyu hazır yanıtlarla baş başa bırakmamasıdır. Tam tersine, her deneme yeni sorular üretir. "Hiç bu açıdan bakmamıştım." dedirten tümceler, okurun olaylara farklı pencerelerden bakmasını sağlar. Çünkü Muzaffer GÜRBOĞA'nın amacı öğretmekten çok düşündürmektir.


Yazarın mutluluk kavramına yaklaşımı da dikkat çekicidir. "Mutsuzsan ya bakmasını bilmiyorsun ya da bir şeyleri yanlış görüyorsun." tümcesi mutluluğun dış koşullardan çok insanın bakış açısıyla ilgili olduğunu anımsatır. Böylece kitap, bireyin iç dünyasına yönelen psikolojik ve felsefi bir derinlik de kazanır.


Toplumsal yaşam ve siyaset üzerine yapılan değerlendirmeler ise kitabın yalnızca bireysel gelişim kitabı olmadığını gösteriyor. "İki insanın olduğu yerde siyaset vardır." düşüncesiyle yazar, siyaseti yalnızca seçimlerden ibaret görmeyip birlikte yaşama kültürü ve ortak sorumluluk bilinci olarak ele alıyor. Aynı şekilde "Birbirimizi ezmeden birlikte ayakta kalmak da olasıdır." düşüncesi, rekabet yerine dayanışmayı öneren insancıl bir yaklaşımı yansıtıyor.


Sanatın ve düşüncenin özgürleştirici gücü de kitabın temel izleklerinden biridir. Denemelerde sık sık sorgulamanın, araştırmanın ve üretmenin önemi vurgulanıyor. Deney yapmayan, araştırmayan, düşünmeyen ve sanatla buluşmayan bireylerin karşılaşacakları toplumsal sorunlara dikkat çekiliyor. Böylece kitap, yalnızca eleştirmekle kalmıyor; çözümün de özgür düşünce ve nitelikli eğitimden geçtiğini ortaya koyuyor.


Dil ve anlatım bakımından Ezber Mutsuzluklar, gereksiz süslemelerden uzak, akıcı ve içtenlikli bir üsluba sahip. Kısa ama etkili tümcelerle kurulan anlatım, okurun dikkatini sürekli canlı tutuyor. Her deneme, tek başına okunabilecek nitelikte olmakla birlikte, tamamı bir araya geldiğinde ortak bir dünya görüşünü ve düşünce sistematiğini oluşturuyor.


Sonuç olarak Ezber Mutsuzluklar, yalnızca bir denemeler kitabı değil; ezberleri sorgulamaya çağıran bir düşünce manifestosu niteliği taşıyor. Muzaffer GÜRBOĞA, okuruna ne düşüneceğini söylemiyor; nasıl düşünebileceğini gösteriyor.


Günümüzde sorgulamanın giderek azaldığı, hazır bilgilerin ve kalıplaşmış yargıların çoğaldığı bir dönemde bu eser, düşünmeyi seven herkes için önemli bir başvuru kitabı olabilecek nitelikte.

Kitabın sayfaları kapandığında geriye yalnızca okunan denemeler değil; insanın kendi yaşamına, eğitim anlayışına, toplumsal ilişkilerine ve değerlerine yeniden bakmasını sağlayan güçlü sorular kalıyor. İşte Ezber Mutsuzlukların asıl başarısı da burada yatıyor: Okuru ezberlerini bozmaya ve kendi içindeki duvarları yıkmaya davet etmesinde.


Zeki BAŞTÜRK

Yorumlar


bottom of page