top of page
1/2

Bir Düğün Günü

Güncelleme tarihi: 25 Nis

Çarşamba, saat: 20:45

Şenol YAZICI:


maviADA'nın bir okul olma savı vardı; bilgi, görgü ve deneyimini gelecek kuşaklara aktaracaktı. Yirmi yıllık süreçte, hele basılı bir dergi olduğu zamanlarda defalarca gördüğü bu işlevi, bir internet dergisi olduğu yeni formatında tekrar başardığını görmek kıvanç verici. İşte bu farklı maviADA, deyim yerindeyse ilk mezunlarını verdi.

Bu pazar özel bir pazar biliyorsunuz. O gün, maviADA'nın düğünü var desek çok da yalan olmaz. Hepimizin tanıdığı, yazma sürecinde yol arkadaşlığı ettiğimiz iki arkadaşımızın Niyazi UYAR ve Yusuf AKSOY'un yazarlık "mürüvvetini" de gördük sonunda. Her ikisi de yeni çıkan kitaplarıyla en zoru olan ilk deneyimlerini kendi çalıştıkları, yaşamlarını geçirdikleri Bornova’da açılan kitap fuarında aynı gün, aynı saatte, aynı stantta olacaklar. Güzel şans...

Kendilerini yeniden kutlar, başarılar dilerim.


Her yiğidin ayrı bir yoğurt yiyişi vardır, diyerek belki ihtiyaç bile duymazlar, ama yine de ben etkinlik deneyimlerimden aklımda iz bırakan birkaçını belki yol gösterici olur diye aktarmak isterim. Dedik ya; Ana yüreği bu...


Fadime Y. KAROĞLU


Şenol YAZICI


Tıpkı yaşlılığın el kitabı olmadığı gibi, yazarlığın da bir elkitabı, akıl vereni, yol göstereni yoktur, son zamanlarda açılanları saymazsak okulu da... Ne gerek var böyle şeylere, diyenlerden olan ben, büyük heyecanla gittiğim, yazarlık maceramın ilk büyük çıkışı, benim deyişimle "ilk milli olmam" olan 98 İzmir Tüyap'ta en büyük hayal kırıklığımı da işte bu nedenle, yani görgüsüzlükten, rehbersizlikten, kirvesizlikten yaşayacaktım. Etkinlikten erken ayrılıp tam gaz geldiğim Akhisar'da, yol kıyısında durup, gözyaşları içinde, bir daha kitap da yazmam, Tüyap'a müyapa da gelmem, diyerek yemin ettiğimi anımsarım.

Ne var ki yazarın, yazmanın ya da anlatmanın yemini olmazmış. Şimdi anlıyorum.



Yusuf ve Niyazi arkadaşlar dinlerlerse onlara, bilmediğimiz şey mi diyeceklerse, yarın yeni kitaplarla çiçeği burnunda yazar adayı olacak bizlere belki öğüt olur. Daha da olmadı bana kulak küpesi ...


Bir kere şunu bilelim: Dosya konusu yaptığımız anlatmak başka başka amaçlara hizmet etse de onca emek sonucunda ortaya çıkan kitaplar da satılmak içindir. Bu iki türlü yazara hizmet eder; ne yazdığını geniş kitleler ancak böyle görür, ikincisi yazar alın terinin karşılığını da ancak bu yolla alır. Tüyap ya da kitap fuarlarıysa kitap satılan yerlerdir. Ben dahi çok bir zaman aksini düşünsem de, bunun daha onurlu hiç bir yolu yoktur. Biliyorum ki gerek toplumsal rollerimiz, gerek memurluğun getirisi, gerek kişisel anlayışımız... bize bu eylemi bir dilencilik gibi gösteriyorsa çok yanıldığınızı lütfen bugünden tezi yok, kabul edin. Amentüsü budur: Emeğinizin bir karşılığı olmalı ve siz de onu almak için burdasınız.


Önce bunu kabul etmelisiniz ki bu macerayı anlamak mümkün olsun.


Prş 20:01

Niyazi UYAR:


Teşekkür ederim Kaptan, dediklerin özellikle benim için böyle. Kimseden tek kuruş almadım bugüne kadar, herhalde yine alamam. Yazmaya uzun süre ara vermişken Kaptan ile yaptığımız bir telefon görüşmesinden sonra tekrar yazmaya başladım. Şimdi istesem de yazmayı bırakamıyorum. Laf aramızda Kaptan'a teşekkür etsem mi, bilemedim. Pazar günü görücüye çıkıyoruz, dilerim her şey yolunda gider de yazma aşkımız devam eder... Kaptanımız ile birlikte sevgili arkadaşlarımızın gönülden desteği çok kıymetli...



Elden satışa dair endişelerim vardı, tabi ki, yayınevinden bir görevli yardımcı olacaktır.


Semihat KARADAĞLI


Başarılar diliyorum.


Nurten B. AKSOY


İyi akşamlar arkadaşlar, Şenol hoca Tüyaplardan bahsedince aklıma ilk Tüyap ziyaretim ve deneyimim geldi. On yıl önce ilk çıkan kitabının editörlüğünü yaptığım bir şair arkadaşım İstanbul TÜYAP’a katılmıştı. Ben de onu yalnız bırakmamak adına onunla birlikte gidip gün boyunca orayı gözlemlemek fırsatı bulmuştum. Ama kitap fuarında ne yapılır, katılan yazarlara nasıl destek olunur hiçbir fikrim yoktu. Ancak akşama doğru fark ettim ki oradaki yazarlara en büyük destek kitapları alınarak yapılırmış. Fuarda korkunç bir kalabalık vardı, ama kitap alan çok azdı. İnsanlar sanki bir panayıra gezmeye gelmiş havasındaydı. Elbette bilinçli okurlar da vardı kitap alanlar da ama bazı stantlarda mahzun mahzun oturan yazarlar beni çok üzmüş ve etkilemişti. O duyguyla o yazarların stantlarına gidip kitaplarını almıştım ve o insanları tanımaktan çok mutlu olmuştum. Böylece bir kitap fuarında nasıl davranmam gerektiğini de öğrenmiştim. Ertesi yıl bu sefer benim de yazılarımın olduğu bir kollektif kitabın tanıtımı ve imza gününe katılmış, öyle bir ortamda bir yazarın mutluluğunu ve gururunu yaşarken neler hissettiğini de çok iyi anlamıştım.


Bu vesileyle @Niyazi Uyar hocama ve @Yusuf Aksoy hocama başarılar ve bol okurlar diliyorum


Niyazi UYAR: Nurten Hanım, kitap fuarlarında bu manzaralar hep gözümün önüne gelir. O nedenle yayınevinin Ankara ile birlikte bir başka yerdeki davetini kabul etmedim. Bornova'da görev yapmam vesileyle kitap günlerine katılıyorum. Yaşayıp göreceğiz, dilerim beni demoralize edecek bir manzara ile yaşamam.


Nurten B. AKSOY:

Niyazi UYAR, kaygılanmayın.

Eminim her şey çok güzel ve gönlünüzce olacaktır.


Yusuf AKSOY:


Öneri ve destekleriniz için çok teşekkür ederim Nurten hanım ve Şenol hocam Benim ilk katılımım olmayacak. Ama bu etkinlikler hep heyecanlandırıyor. Dayanışma, moral motivasyon için çok değerlidir şüphesiz ... Eksik olmayın, çok teşekkürler.


Prş 21:08

Şenol YAZICI:

Niyazi UYAR, Yukarıda belirttiğiniz gibi... Elden satışa yayınevinden bir görevli yardımcı olmalı. Bunu önceden organize ederseniz belki de sizi zor durumda bırakacak, kendinizi kötü hissettirecek bir sorunu aşmış olursunuz.


Şenol YAZICI

Yusuf AKSOY, ne kadar katılırsanız katılın, o heyecan hiç tükenmeyecek. Zaten tükendiğinde işin hiçbir keyfi kalmadığını görüp üzülürsünüz...


Niyazi UYAR:

Gayet rahattım, fakat dünden beri bir heyecan sardı.


Şenol YAZICI

Başka bir program, panel söyleşi gibi var mı? Öyle bir şey varsa daha dikkatli hazırlanman için çalan alarmdır o heyecan… Yoksa, o heyecan çok güzel bir duygu, trans halidir. Seni motive edecektir.


Yusuf AKSOY


Kesinlikle

Niyazi UYAR:

Şenol Yazıcı, bu yıl geçti, o seneye olabilir. Sıkıntısız bunun üstesinden bir gelelim...


Şenol YAZICI

Satış ve para alma işini organize etmişseniz iyi yaptınız. Beni 98 İzmir Tüyapta yılgınlığa sürükleyen oydu. Yayınevi adam getirmemişti, parayı kendim alıp kitabı kendim verdim mecburen. Çoğu arkadaşlarımdan para almak beni çok utandırmıştı.


Niyazi UYAR, elbette, iyi programlansaydı bu fırsatı daha kapsamlı bir etkinliğe, hatta başkalarını da katacağımız söyleşilere çevirirdik. Ama şimdi bunu bile yapmanız az şey değil, geçen yılki halimizi düşündüm de... Tebrikler.


Aydın'dan da yardım isteyebilirdik. Şimdi yeni bir yer daha açmış İzmir'de... Neyse dedik ya, bu iyi bir başlangıç... Hele bir geçsin


Niyazi UYAR


Teşekkür ederim, aynen az değil, benim için. Gelecek yıl daha kapsamlı daha paylaşımcı bir etkinliğe imza atarız... Gönül desteği veren kaptanımız ile birlikte sevgili arkadaşlarıma teşekkür ederim.


Şenol YAZICI


İzin verirseniz size bir deneyimimi anlatayım. Çok işe yarayabilir. 2006'da ben iSTANBUL konumlu bir yayınevini yönetmek için anlaşmıştım. O yayınevinde bir çok maviADAlı yazar arkadaşımın ilk kitaplarını yaptım. Vay be, ne günlerimiz olmuş, Atilla İlhan’dan bir farkım yokmuş, o da Bilge ‘de yayın yönetmeni olunca İzmirli çok yazarın kitabını yapmıştı. O yıl çoklu ataklar da yaptık. maviADA Kültür Evini de açtık, ara verdiğimiz dergiyi daha geniş organizeyle yeniden başlattık, falan... Ama kafamız hala aynı... Biz yazardık ya mübarek adamlardık, parayla hiç işimiz olmazdı. Kitaplarımız peynir ekmek gibi kapışılacak biz de otomatikmen şöhret olacaktık.


Nitekim her şey başlangıçta iyi gidiyordu. Yayınevi benim kitaplarımla birlikte dergiden arkadaşlarımın da ilk kitaplarını yapmıştı. Henüz para alamamıştık ama ne gam alacağız diye kapı gibi anlaşma yapmıştık. maviADA şöhretin doruğundaydı, abonelere yetişemiyordum. .


Şöyle anlatırsam daha iyi anlaşılır. Can Dündar hiçbir taleb de bulunmadan bizde yazıyordu. Zülfü Livaneli şarkıcılık ve film yapımcılığından sonra edebiyata yönelmiş hiç bir yerde yayınlanmamış yazılarıyla bizde yer alıyordu. Sadece İzmir’de tanınmış kalemler dahil yüzden fazla abonemiz vardı. Yani Allah yürü ya kulum diyordu ama duyacak kulak lazım.


Soruyorum deneyimli yazarlara; okur yaratmak için ne yapıyorsunuz? Çoğu bir yanıt alamıyorum, ya da doyurucu değil...


Niyazi UYAR:

Aynı sayıda yazılarım çıkmış, sevinmiştim.


Şenol YAZICI

Sonunda Burhan Günel işin sırrını anlattı. Basitti aslında: "Etkinliğe gittiğim yerdeki iyi arkadaşlarıma telefon ediyorum, gelip kitap alıyorlar," demişti.


O bahar İzmir Tuyap'a yönettiğim yayıneviyle birlikte gittim, buna Niyazi Uyar 'da şahittir. Yayınevinden kitabını yayınlattığım Fadime Karoğlu'da katılmıştı. Burhan Günel'in sözü aklıma geldi, ama boşver zaten gazeteler yazdı, orada da duyuracaklar, ne gerek var deyip bir kaç arkadaşımdan başkasına haber vermedim. Oysa maviADA'nın siz de aralarında olmak üzere yüzden fazla abonesi, yazarı İzmirli vardı. Kısa süre önce ülkenin en iyi okullarından biri olan Bornova Anadolu lisesinde çalışmışlığım, arkadaşlarım da vardı.


Bunları bilen yayınevi de, taze kan geldi diye bize güveniyormuş, sadece çevreleri gelse yeter, diyormuş.

Nasıl coşkulu nasıl sevinçli gittim. Haber verdiğim birkaç arkadaşım da sağolsunlar ordaydılar. maviADA'DA yazan Mavisel Yener, Aytül Akal, sağolsun Niyazi Uyar ve Hülya Soyşekerci yanında yazmakla ilgisi okurluktan öte olmayan öğretmen arkadaşım Birol Arslan ve birkaç kişi daha gelmişti.


Bunca karşılama Nobelli yazarlara yapılmıyordu, bir kıvanç duymuştuk sormayın. Yayınevi sahibinin gidip gelip çay kahve içen, ortalarda dolaşan konuklarımızdan başında çok mutluydu, ama bir süre sonra süngüsü düşmeye başlamış ama bizle ilgisini kuramamıştık.


Sonunda ne oldu biliyor musunuz?

Biz İzmir’de tek bir kitap satamadık, gelen hiçbir arkadaşımız da daha önce uyarmadığımız için, herhalde işin raconu bu diyerek, kitap almadı. Hatta bazılarına biz hediye ettik kitaplarımızı. Yani, Anibal'ın Kartaca Seferi gibi büyük bir zafer olarak gördüğümüz İzmir Tüyap bizim hezimetimiz olacaktı ki o mucize gerçekleşti, Birol Arslan bizi müdürü olduğu okula davet etti. Bilmem ne kadar kitap da alacağını garanti ederek


Ancak o zaman yayınevi patronunun asık yüzü gülmüş, hatta bize çay da ısmarlamıştı.


Fadime




Şenol YAZICI


Siz Bornova’da öğretmen olarak çalıştınız, orada oturdunuz, hatıralarınız canlı hala... İyi duyurursanız size kitap yetmez orda... Kimi tanıyorsanız, bu benim düğünüm, bir daha evlenecek halim yok, gelin ve bir kitap alın deyin. Ve bunu ezilerek değil, gururla yapın... Hadi gazanız mübarek olsun...


..."bu benim düğünüm, bir daha evlenecek halim yok, gelin ve bir kitap alın," Bu deyiş Burhan Günel'in değil elbette...Rahmetli Karadenizli değildi ama öyle ciddiydi ve tuhaf bir gurur anlayışı vardı, alacaklısı için bile o beni tanımazsa ben hiç tanımam diyen bir adamdı. Ben ilk kitabımı kendim yapmıştım arkadaşlarıma gönderirken bu cümleyi yazmıştım. Umudum yoktu ama başarmıştım.


İyi geceler arkadaşlar. Tekrar kolay gelsin.


Fadime Y. KAROĞLU:




Şenol YAZICI: Fadime Hanım ne bu böyle, hep aynı renkte aynı çiçek??


Niyazi UYAR


Teşekkür ederim, önerileriniz, uyarılarınız hakikaten kıymetli. Afişi mümkün mertebe çok kişiye davetiye olur diye gönderiyorum. Yaşayıp göreceğiz... İyi geceler...


Fadime Y. KAROĞLU:


Şenol YAZICI: Fadime Hanım , hah şimdi oldu işte. :)


Yusuf AKSOY:


Tekrar çok teşekkürler. İyi geceler sevgili dostlar ...


Nurten B. AKSOY:


Güzel bir sohbet oldu hepinize teşekkürler ve iyi geceler


Fadime Y. KAROĞLU


Ben de geçmiş günlere gittim, anı tazelemek iyi geldi... Teşekkürler Şenol Bey. Arkadaşlara güzel bir etkinlik diliyorum. Bol imzalı günlere!


İyi geceler!


1 Ekim Pazar, 20:08

Şenol YAZICI


İyi akşamlar Yusuf ve Niyazi öğretmenim. Gününüz nasıl geçti?


20:47

Yusuf AKSOY


Merhaba Şenol hocam. Gayet iyi geçti günümüz. Kitaba sırt dönülen bir dönemde hatırı sayılır derecede ziyaretimiz oldu. Hatta hediye ettiklerim dışında kitap kitap satışımız bile oldu


İlginiz ve dayanışmanız için tekrar teşekkürler. Yarın sabah günü değerlendiren bir özet yazı da paylaşırım


Şenol YAZICI

Yusuf Aksoy, Olumlu düşünmene sevindim. Eminim ileride daha iyileri olacaktır.


Yazını ve varsa fotoğrafları beklerim.