top of page
1/1074

Az Bilinen Yönleriyle Atatürk

BİLİNMEYEN YÖNLERİYLE

Mustafa Kemal ATATÜRK[1]




-Mustafa,

Mustafa Kemal,

Gazi Mustafa Kemal,

Gazi Mustafa Kemal Atatürk-


Mustafa’nın babası Ali Rıza efendinin dedeleri Konya Karaman’dan önce Vidine - Serez’e sonra Selanik’e göç ettiler. Ali Rıza 1839 da Selanik’te doğdu.

Mustafa’nın annesi Zübeyde Hanım’ın dedeleri Konya Yörüklerindendi. Onlar da Anadolu’dan Selanik’e göç etmişlerdi. Zübeyde Hanım da 1857 de Selanik'te doğdu. Gerçek bir Yörük kızıdır.

Annesi din eğitimi alması için Mustafa’yı medreseye göndermek isterken, babası zamana göre daha gerçekçi eğitim veren mahalledeki Şemsi Efendi okuluna gitmesini istiyordu. Mustafa’ysa medresedeki cahil hocalardan ders almak istemiyordu. Sonunda orta yol bulundu.

Önce annenin isteğine uygun mahalledeki din eğitimine başladı. Küçük Mustafa birkaç yıl ancak dayanabildi, sonra usta bir manevra ile Şemsi Efendi okuluna geçti. Babasının ölümü üzerine Mustafa, annesi ile beraber Selanik yakınlarında Langaza’da dayısının çitliğine taşınmak zorunda kaldı.

Mustafa’nın dayısının çiftliğindeki görevleri; inekleri otlatmak, koyunlara göz kulak olmak, ahırları temizlemek, kargaları kovalamaktı. Mustafa bu hayatı sevmedi. On bir yaşında Selanik’te teyzesinin yanında bir okula gönderildi. Dik başlı, inatçı ve kendini beğendiği için arkadaşları ile münasebetleri mesafeliydi, her an kavgaya hazırdı. Bir gün bir kavgaya karıştı, hocası Kaymak Havız onu dövdü, tekmeledi. Mustafa çılgına döndü, okuldan kaçtı, bir daha da dönmedi.

Mustafa’nın hayali subay olmaktı, talih ona yardım etti annesinin müdahalesine fırsat vermeden Selanik’teki askeri okul sınavlarına girdi ve kazandı. Yerini bulmuştu. Arkadaşlarına ben sizin gibi olmayacağım, büyük adam olacağım diyordu. Başarılı bir öğrenciydi, özellikle matematikte çok başarılıydı. Matematik öğretmeni Mustafa: ”Senin adın Mustafa, benimki de Mustafa, senin adın bundan sonra Mustafa Kemal olsun, ” dedi. O artık Mustafa Kemal’di. (1896)[2]

Mustafa Kemal, 1902 de harp okulundan teğmen olarak, 1905 de harp akademisinden kurmay yüzbaşı olarak mezun oldu, 1911’de binbaşı, 1914’de yüzbaşı, 1915’de albay, 1916’da general oldu.

1919 da istifa etti.

1920 de TBMM başkanı oldu.

1921 Mareşal, 1922 de Başkomutan, 1923’de Cumhurbaşkanı oldu. 1938’de vefat etti.

(1881 – 1896) Mustafa, ( 1896-1934) Mustafa Kemal, (1934- sonsuza kadar Mustafa Kemal ATATÜRK…

Arıburnu: Mustafa Kemal’in Çanakkale Boğazı’nı korumakla görevli ordu ihtiyatı olan 19.ncu Tüm. Komutanlığına atandı, boğazın korunması konusunda ordu komutanı Liman Fonders’le aynı düşüncede değildi. Ordu komutanı, düşmana çıktıktan sonra taarruz edilmesini, M. Kemal ise çıkarma anında taarruz edilmesini savunuyordu. Arıburnu’na düşman çıkarması başlayınca ordu komutanı bunun tali taarruz olduğunu değerlendirerek, buraya bir tabur takviye gönderilmesini istedi. Mustafa Kemal bunun asıl taarruz olduğunu değerlendirdi, Tümenin en eğitimli alayını bir topçu bataryası ile takviye ederek bölgeye sevk etti

57. Alay, çıkan düşmana taarruz etti, onun ilerlemesini durdurdu.

Koçaçimentepe: M. Kemal Conkbayırı’nda, Kocaçimentepe’de askerlerine kısa bir dinlenme verdi.

Kendisi ileriye düşmanı görecek tepeye yaya olarak çıktı. Düşman tarafından kovalanan bir gözetleme postasına rastladı.

-Neden kaçıyorsunuz?

-Komutanım düşman…

-Düşmandan kaçılmaz

-Cephanemiz kalmadı.

-Süngüleriniz var.

Yüksek sesle” süngü tak, yat, ateş” emrini verdi. Düşman kısa bir şaşkınlık geçirdi, İstirahatteki askerler marş-marşla yetişti Düşmana hücum emri verdi. Kazanılan süre savaşın kaderini değiştirdi. Meşhur ”Ben size saldırıyı emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum,” emri burada verildi.

Bombasırtı: M. Kemal TBMM de konuşuyor: “Biz ferdi kahramanlıklarla meşgul değiliz, yalnız bomba sırtı olayını anlatmadan geçemeyeceğim. ”Karşı siperler arasındaki mesafe sekiz metre ölüm muhakkak. Birinci siperdekiler hiçbir kurtulmamacasına şehit düşüyor. İkinci siperdekiler hiçbir tereddüt göstermeden onların yerini alıyor. Ne kadar imrenilecek bir itidal ve tevekkül.”

Çaldağ: İnönü’nün Kur Başkanı Kur. Alb. Asım Gündüz anlatıyor: ” M. Kemal – İ. İnönü - F. Çakmak birlikte Çaldağ’ın tepesindeyiz. Muhafız taburu dahi cepheye sürülmüş, top sesleri Ankara’dan duyuluyor.

Endişelendiğimizi gören M. Kemal: “Korkmayın onlar bizden daha zor durumda. Şimdi Papulos’a bir oyun oynama zamanı geldi.” Beni yanına çağırdı “Asım birliklerin ihtiyatları topla bana iki tümenlik bir kuvvet bul, bu bölgeden bir karşı taarruz yapacağım.”

Gece Kazım Özalp a yapacağı taarruz planını izah etti. Sabahın erken saatlerin de birliklerimiz düşman mevzilerine yaklaşırken; M. Kemal elinde dürbün ufka bakıyor, Fevzi Paşa başı önünde Kur an okuyor, İsmet Paşa boynunda dürbün takılı olmasa düşecek. Ben gözlerimi Kemal’den ayırmıyorum.” Kazım Özalp komutasında yapılan bu beklenmeyen ani karşı taarruz Yunan komuta kademesini şaşkına cevirdi. Bu savaş 1699 Karlofça antlaşmasıyla başlayan geri çekilmenin durma noktasıdır.

Mangaldağı: Sakarya savaşının en kritik günlerinde cephenin birçok yerinden mermi kalmadığı haberleri geliyor. Başkomutan, Mangaldağı’nda cephenin en ilerisinde, bir bölük komutanı gibi emir veriyor. ”Arkadaşlar düşman yorgun, tepeye tırmanırken birkaç atışla onu oyalayın. Süngü takmış birliklerinizi tepenin arkasına mevzilendirin, yorgun düşmana saldırın,” İşte cephane yokluğuna çare.

Çığıltepe: Büyük taarruzun ikinci günü, şiddetli çatışmalar devam ediyor. M. Kemal 57. Tümen komutanı Alb. Reşat’tan Çiğiltepe’nin süratle temizlenme emrini verdi. Saat 10: 30’da telefonla; daha ne kadar sürecek, diye soruyor.

Alb. Reşat: “Yarım saat içinde ele geçireceğiz.” Saat 11: 00’de tekrar arıyor. Telefonda Ütğm. Bozkurt ağlıyor:

Verilen sürede Çiğiltepe’yi ele geçiremediği için Alb. Reşat’ın “Verdiğim sözü tutamadım “ diyerek intihar ettiğini anlatıyor M. Kemal’e. Saat 11: 30’da Çiğiltepe, 57. Tümence ele geçirildi.

Kadın Hakları: 1916 M. Kemal Bitlis’te, cephe komutanı İzzettin Çalışları çağırır eline bir not verir.

Notta “Savaştan sonra ilk işimiz Türk kadınlarına haklarını vermektir,” yazıyordu.

Peki, Sen Ne Olacaksın: M. Kemal kolağası iken bir akşam yemeğinde Nuri Çonkar’a “Savaştan sonra seni başbakan, Fethi’yi dışişleri bakanı yapacağım.”

N. Çonkar:

“Peki bilader sen ne olacaksın?”

“ Seni başbakan, Fethi’yi Dışişleri bakanı yapacak bir makam sahibi olacağım.”

Cumhuriyet: M. Kemal Temmuz 1919 da Erzurum da Mazhar Müfit Kansu’ya “Savaştan sonra cumhuriyeti kuracağız, ”der. Bu tarih de cumhuriyetin ne olduğunu halkın % 99 bilmiyordu.

Başarının Sırrı: M. Kemal’e sorarlar “Başarınızın sırrı nedir?”

“Çocukluğumda elime gecen iki kuruştan birini kitaba vermek.”

Liyakate ve ekip çalışmasına önem vermek.”

“Önce, yapacağım işe muhtemel engelleri ortadan kaldırmak.”

Boğazda İngiliz Donanması: 1919 karamsarlığa kapılanlara, M. Kemal “Geldikleri gibi giderler.”

Bahtı Kara Maderini: Namık Kemal ”Düşman vatanın bağrına dayamış hançerini, yok mu kurtaracak bahtı kara maderini,” derken

M. Kemal: “Düşman vatanın bağrına dayamış hançerini, vardır kurtaracak bahtı kara maderini, ” der.


ANADOLU’YA GEÇİŞ:

19 Mayıs 1919dan önce İzmir henüz işgal edilmemiş, Osmanlı aydınları arayış içinde… Dr. Esat Paşa’nın evinde, aralarında Prof. Akçaroğlu, Yusuf Ferit, Refet Bele’nin de olduğu heyet toplanır. İstanbul’dan mücadelenin sürdürmenin mümkün olmayacağı, Anadolu’ya geçmek gerektiğine karar verilir.

Peki, kim gidecek? Tekliflerini hazırlayıp Harbiye nazırına sunacaklar. Bir sonraki toplantıya kadar düşünmeye karar verirler. Bir sonraki toplantıda Refet Bey kimi buldunuz, diye sorar.

Rauf Orbay:

- Bizi kurtarır, ama sonra ondan nasıl kurtuluruz bilemem.

- Kim?

-Mustafa Kemal.

Aday teklifi Harbiye Nazırı Nazım Paşa’ya sunulur, Nazım Paşa, M. Kemal’i çağırır. İngilizlerin Samsun bölgesinde Rumlara baskı yapıldığı hakkındaki tehdit içeren raporunu verir ve okumasını söyler. Ardından da;

Ben Sadrazamla konuştum oraya seni göndermeyi düşünüyoruz,” der.

Mustafa Kemal: “Emriniz olur, yalnız memuriyetime bir şekil vermek lazım. İzin verirseniz Fevzi Paşa ile görüşerek size arz edelim.” Padişah fermanı ile sivil ve askeri makamları da emrine alma yetkisiyle 9. ordu müfettişliği görevini alarak İstanbul’dan ayrılıp 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkar.


ERZURUM KONGRESİ:

M. Kemal in tutuklanarak İstanbul a gönderilmek istenmesi üzerine, 26 yıl taşıdığı üniformasını çıkartı. O artık rütbesi, makamı, askeri olmayan bir vatandaştı. Rauf Orbay’la makam ve rütbenin önemi üzerine sohbet ediyorlar. İçeri Kur Bşk. Kazım Dirik girdi. ”Paşam siz askerlikten istifa ettiniz. Bundan sonra sizinle devam etme imkânım kalmadı, dosyaları kime teslim edeyim?” M. Kemal “Öyle mi efendim.” Rauf Orbay’a dönerek, ”Gördün mü, rütbe ve makamın önemini?”

Haberci Kor. K. nı Kazım Karabekir’in geldiğini haber verir. Heyecan doruk noktasındadır. Zira Karabekir, padişahtan M. Kemal’i tutuklayıp İstanbul’a göndermesi ve görevini devir alması talimatı almıştı. Bunu da yapabilecek ordusu ve silahı vardır.

Karabekir içeri girer, selam verir. ”Komutanım 15.Kor. emrinizdedir ,” der. Bu bir dönüm noktasıdır.

Erzurum kongresine katılacak, ama kongre üyeleri önceden belirlendiği için sorun olacaktır. Erzurum üyeleri Kazım Yurdalan ve Cevat Dursunoğlu istifa ederek M. Kemal ve Rauf Orbay’ın üye olması sağlanır. Bu kez sivil elbise derdiyle karşılaşırlar. Validen bir takım elbise satın alarak sorunu çözerler. Erzurum kongresini temsil edecek komisyonun başkanı olarak Sivas’a gitti. Sivas’ta da kongre başkanlığına seçildi.



Mustafa Kemal’in Pragmatikliği:

M. Kemal fırsatçı değil, fırsatları değerlendirendi.

· Dokuzuncu ordu müfettişliği teklif edildiğinde askeri ve mülkü makamları emrine aldı.

· İstanbul da Meclis-i Mebusa’nın kapatılmasını fırsat bilerek. Ankara’da TBMM’ni açtı.

· BM. tarafından İstanbul hükümetiyle TBMM’ni birlikte konferansa davet edilmesini fırsat bilerek bir devletin iki hükümeti olmaz diyerek Saltanatı kaldırdı.

· Yeni Hükümet kurulmasında ki bunalıma çare olarak cumhuriyeti ilan etti.

· Son halife Abdülmecit’in, padişahlığa özenmesini değerlendirerek, halifeliği kaldırdı.

· Ülkelerin İkinci Dünya savaşı telaşından yararlanarak Hatay’ı ilhak etti




Mustafa Kemal Kimdir?

-Derne’de gözünden yararlandığında tedavi için cepheden ayrılmayandır.

-Ordudan istifa etmesine rağmen Amasya-Erzurum - Sivas kongrelerini düzenleyendir.

-Çanakkale’de birliğin önünde düşmanı gözetle-yen, kamçımı indirince taarruza geçin diyendir.

-Çonkbayırı’nda “Size taarruzu değil ölümü emrediyorum, “ diye savaşın kaderini değiştirendir.

-Mangaldağı’nda ”Merminiz yoksa süngünüz var,” diye, yokluğa çare bulandır.

-Eskişehir-Kütahya bozgunu üzerine sorumluluğu alarak, orduyu Sakarya doğusuna çekendir.

-Çaldağı’nda ümitlerin yok olduğu bir zamanda. Bütün riski alarak düşmanı durdurandır.

-Büyük taarruzda, savaşın en kritik anında cephenin en önünde Kocatepe’de olandır.

Kimler Ne Dedi?

.-İng. Başbakanı Loyd George :”Ne yapalım yüz yıllar nadir olarak dahi yetiştirir. O büyük dâhiyi yüz yılımızda Türk milleti yetiştirdi. Şu talihsizliğe bakın büyük Türk’ü tarih bizim karşımıza çıkardı”

-ABD. Başkanı 2000 Yılı Milenyum: ”Milenyumun hiç şüphe yok ki tek devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk’tür. Çünkü o yılın değil asrın lideri olmayı başarmıştır.

-Pakistanlı M. Ali Cinnah:ATATÜRK bütün dünya için; özellikle Müslüman ülkeler için iyi bir örnektir.”

-Yunan Başbakanı Venizelos: “M. Kemal çok büyük bir adam. Bu kadar engin düşünceli, devlet yönetiminde bu derece bilgi sahibi bir generale hayatım boyunca hiç rastlamadım.”

-Alman W. Beobachter: “ATATÜRK Türkiye’yi tek düşmanı olmadan bırakmıştır. Bu zamanımız da hiçbir devlet şefinin başaramadığıdır.”

-İranlı Şair Tahran Gazetesinde: “Allah bir ülkeye yardım etmek isterse, onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir.”

-UNESCO Tarihinde ilk ve tek olarak 152 ülkenin oybirliği ile Atatürk’ün doğumunun yüzüncü yılını bütün ülkelerde kutlanmasına karar verilen asrın devlet adamıdır.

-İsmet İnönü: ATATÜRK; Bulunduğu toplumda ümitsizlik ve kötümserliği yok eder. Kudret, ümit ve neşeyi çevresine aşılayan bir liderdir.

-Celal Bayar; ATATÜRK, seni sevmek milli ibadetti.

-M. Fevzi Çakmak; Atatürk’ün hayran olduğum meziyetlerinden biri, daima ilerisini düşünmek, nerede duracağı bilmek, memleket yolundaki işlere hakim olmaktır.

Cemal Gürsel; ATATÜRK, dinamik bir ruhtur. Ona tutunan olduğu yerde kalmaz.

-Emin Yalman; Türk milletinin birleştirici, inkılapçı, gelişme çabalarının sarsılmaz desteği Atatürk’ün ilkelerine sarılmakla mümkündür.

-Piyami Safa; Bizler onun gövdesine tapan bir putperest değiliz. Onun ölmez eserine ve ilkelerine bağlı bir şuuruz.

-Hüseyi Cahit Yalçın; Türk milletine öyle bir nefse güven, öyle bir azim ve irade yarattı ki hiç bir tehlike karşısında göz kırpmıyoruz. Bu cesur atılgan ruhu ülkeye aşılayan Atatürk’tür.

İlknur Güntürkün; Soruyorum sizlere: Bir insan hayatında ya askerdir, devlet adamıdır, ekonomisttir, sanatçıdır, tarihçidir, edebiyatçıdır, tiyatrocudur siyasetçidir, budur şudur bir şeydir. Bunların hepsi olan dünyada tek lider Atatürk’tür. Bir konferansta Norveçli bir hanım bana “Çözümü zor bir konuyla karşılaştığımızda Norveç’te sık sık kullandığımız bir deyim vardır. ”Bir de ATATÜRK gibi düşün…” deriz.

Erzurum Kongre Öncesi: İngiliz Lord Curzon M. Kemal’i ziyarete geldi.

-İşittiğime göre yarın kongre yapacakmışsınız. Hükümetim böyle bir kongrenin açılmasına müsaade etmez.

M. Kemal; gayet sakin;

-Kongre toplamak için sizden ve hükümetinizden müsaade istemedik. Böyle bir müsaade mevzu bahis değil.

Kapıyı göstererekMülakatımız bitmiştirdedi.

Medrese Talebeleri: Bütün Türk halkı maddi ve manevi varlığı ile Büyük Taarruz’a hazırlanıyor. Din eğitimi bahanesiyle medreselere kapağı atan 30-40 yaşındaki insanların en büyük korkusu askere alınmaktı. M. Kemal haber vermeden bir medreseye gitti.

Kıdemli sarıklılardan biri saygı ve övgüden sonra M. Kemal’e, medrese hoca ve öğrencilerinin askere alınmamasını istedi. M. Kemal kendini zor tutuyordu. ”Memleket ateş içinde harp ediyor, istiklal ve mevcudiyetini kurtarmaya çalışıyor siz burada aslan gibi gençleri Arap lisanı ile vakit geçiriyorsunuz” (Memlekette beş bin civarında medrese vardı.)

Diyanet İşleri Başkanlığı: Din işlerini bir çatı altında toplamak üzere 3 Mart 1924 de diyanet işleri başkanlığı kuruldu. Dini meseleler cami, mescit yönetimi, müftü, imam, müezzin kayyumlar, tayın ve aziller bu teşkilata bağlandı.

Bakara Süresi 288’nci Ayet: M. Kemal devletin şeklini belirlemek için toplum her kesimi ile toplantılar yapıyor. Sıra mollalara, şeyhlere, hocalara gelmişti. M. Kemal toplantıya davet ettiği din adamlarına bir haber göndererek.” Toplantımıza bir temel oluşturmak üzere katılacakların Bakara süresinin 288’nci ayetine kadar okumalarını rica ederim.”

Toplantı da okuyanların el kaldırmasını istedi, katılanların büyük çoğunluğu el kaldırdı.” Hâlbuki Bakara süresi 286 ayetti, 288’nci ayet yok.


Osmanlıdan Alınan Miras:

Nüfus 13 milyon civarında, 11 milyon köyde yaşıyor, 40 bin köy var, 38 bininde okul yok. Frengi, verem, tifüs, tifo salgını var. Memlekette 337 doktor, 60 eczacı, 4 hemşire,136 ebe var. Tiyatro, sinema, müzik, resim, heykel, spor yok. Kullanılacak bina 115 bin, hasarlı 12 bin, sadece 4 fabrika var. Elektrik sadece İstanbul, İzmir, Tarsus’ta var. Kişi başına gelir 45 dolar. Demir yollarının bir metresi bize ait değil. Tüm liselerde sadece 230 kız öğrenci var.

İlk Cumhurbaşkanından- İlk Başbakana;

Cumhuriyetin ilanından bir gün sonra, M. Kemal’den İnönü’ye “Bize geri bırakılmış, hastalıklı, borçlu bir vatan kaldı, yoksul ve esir milletlere örnek olacağız”

Not Defteri:

(Okuyacağınız satırlar Atatürk’ün elyazısı ile tuttuğu not defterinden alınmıştır)

-Türk Milleti: Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.

Türk Olarak Yaşamak:-Benim hayatta en büyük onurum, servetim Türk olarak yaşamaktır.

-Ordu: Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam asker yoktur.

-Askeri Harekât: Askeri harekât, siyasi faaliyetlerin umutsuzluğa düştüğü anda başlar.

-Kadınlar: Şuna kani olmak gerekir ki, dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir.

-Anadolu Kadını: Dünyanın hiçbir yerinde, milletinde Anadolu köylü kadın fevkinde kadın yoktur.

-İktisat: Kazanılan zaferler ne kadar büyük olursa olsun, iktisatla taçlandırılmazsa devamlı olamaz.

Malını Mülkünü Millete Bağışladığı

Vasiyetinin Eleştirilmesi Üzerine;

- Mal ve Mülk: Bana ağırlık veriyor onları asıl sahibine bağışlamaktan ferahlık duyuyorum

- Eğitim: Eğitim, bir milleti ya hür bağımsız yapar ya da milleti kölelik ve yoksulluğa terk eder.

-Din: ALLAH birdir şanı büyüktür. Hz. Muhammet Allah’ın birinci ve en büyük kuludur.

-Kur’an: Ana konu hepimizin malumudur ki şanı büyük olan Kur’an’daki esaslardır.

-Allah’ın Vahyi: Allah’ın vahyine uygun oldukça her din doğrudur.

-Akıl Mantık: Hangi şey ki akla mantığa halkın menfaatlerine uygundur, o bizim dinimize uygundur.

Nutuk: Mustafa Kemal TBMM’de ”Millete hesap vermenin vazifem olduğu kanısındayım,” diyerek;


15 – 20 Ekim 1927 tarihleri arasında, TBMM’de, 19 Mayıs 1919’dan başlayarak, 20 Ekim 1927’e kadar gecen sürede yaptıklarını bizzat kaleme aldığı belgelerle yaklaşık 1000 sayfa, 6 günde, günde 6 saat konuşarak, toplam 36 saat 33 dakikada tamamladığı sunumdur. Sonradan Söylev ya da Nutuk adıyla kitaplaştırılmıştır.

Sözlerini, gençliğe hitabesi ve “Ne Mutlu Türküm Diyene ”cümlesi ile bitirir.





[1]Bu metin yazarın hazırladığı, Atatürk’ün hayatının çok bilinmeyen yönlerinin özetlendiği “Az bilinen yönleri ile Mustafa Kemal Atatürk” kitabının özeti olarak, bir konferans veya sunumda kullanılmak üzere kaleme alınmıştır." [2]Mustafa Kemal’in hayat merdivenlerini nasıl çıktığını merak edenler, Hamza Bektaş’ın ”Az Bilinen Yönleriyle Mustafa Kemal ATATÜRK” kitabının 100 -106’ncı sayfalarına bakabilir.

26 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Комментарии