SAYDAM KUTU


Saydam bir kutuya yerleştirdim hayatı Hissediyorum ayaklarımdan yükselen karıncalanmayı

Damarlarım talan, duyumsuyorum

Sağa sola çarpa çarpa koşuşturan al ve akyuvarlarımı

İtirazım olamaz Hiç olmadı Kabullenmek ve sonra ayak diremek gerekiyordu

Tam güneşe dayamışım Ilıman göğsümü kundaklayıp donduran münafıkları

Birden yer yarıldı Lağım kokan ağızlar sonuna kadar açıldı Göletin suyu çalkalandı, bulandı

Hiç unutulur mu Ördekler ve kazlar en iyi bilir

Aksi yöne sapmayı

Vazgeçmeli mi şimdi Aranmayı bırakmalı mı Tohumlar gömüldü nasılsa Yağmurlar ıslatsın

Henüz vakti saati değil Biraz erken

Uzakları keşfetmeli uçuşlar

Palazlanırlar da Nasılsa bahar saklıyordur

Eylemsilerin evrilme çağını

Saydam bir kutuya yerleştirdim yaşamı

Siz de bakın, görün

Denizde hırçın dalga

Köpükler asi, dik başlı Eskiden de ateş ateşti, köz köz

Sabah vapurundan maviye düşen genç aşıkların bakışı

Şimdi, yani zamansız yeşerdimse

Boşuna değildir Vakitsizliğimde Ben palmiye ağacı Dalımdayımdır hem taze

Kokuşum buram buram

Henüz düşmedim

Ben birazdan, yani tam zamanında

Fıstıklı çam kozalağı

Yaklaşık yirmi üçlerden bu yana gövdem gürbüzleşmeliydi

Feleksizler ah, bozmasaydı delikanlı akışı

Bak taze dallarım hala kaynaşık yeşil

Hala güneşe en yakın

Yaprak döküyorsam yine yeşereceğimdendir o

Uzun ettik keselim artık konuşmayı

Bak tanıştırayım

Umurunuzum ben, uğurunuz

Gövdem neredeyse yüz yıllık

Eninde sonunda ben ve biz, Ulu Çınar ağacı

Değişeni yok, halihazırda sıfır kilometre

Hız kesmeyen bu dalgalanış

EKİMİN SON GÜNLERİ KADAR KIRMIZI

0

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA