ANNELERE


göğü olmayan o günden sonra

yaprakları dökülmüş

dalları sızlarken ağaçların

çığ altında gibi dondu her şey

dondu sokaklar ve fabrikalar

siren sesleri bastırdı haykırışları

betonlar çığlıkları gizledi

parmaklıklar tanığı oldu

sıkılan yumrukların

kaçtı martılar mavililerden

hava ağır kurşun kokusu oldu

sustu çağlayan nehirler

durdu gizde kalanlar

param parça gövde

hesaba yazıldı, ancak

karanlık gün

karanlık gece

hesaba yazıldı

-ne hassas aydır oysa nazlı eylül

sarı saçları yarına ışık olsun diye

saçılır her yana demet demet

biriktirir öteki mevsimlere

çoğaltarak yalnız kalmış aşkları-

anneler teselli oldu

sesleri tel örgüleri yırttı

duvarları deldi

sokakları salladı adımları

evlatlarının düşü onlarda uyandı

yüreklerindeki kanları

kanı çekilen canlarına ulaşsın diye

oluk oluk saçarak sokağa

çiğnedi geçti barikatları anneler

o çok nazik Didar öğretmen en önde

düştü kalktı- kan içinde oldu apak yüzü-

kanını karanfil yaptı sol elinde

ve haykırdı

evlatları boğazlanan anne nasıl haykırırsa

“bizi öldürmeden evlatlarımızı öldüremezsiniz”

evlatları bu toprakların ışığıydı

nasıl yok olurdu çocuğun düşü

ve annelerin yalın ayak gülüşü

ışık sönmeyecekti, susmayacaktı yürek

Erdal’ın, Necdet’in bakışları

onların bakışlarına doldu

bitti denirken yarına özlem

kalktı ansızın havaya

menekşe kokulu yumrukları

sessiz bir bayram oldu

isyana gebe çarşı pazarda

kanlı parmaklıklar ardında

ve

elleri bağlı evlatların kokusu gelir diye

penceresi, kapısı açık evlerin önünde

tuz basıldı yaralara güpegündüz

ay, güneş ve yıldızlar

şahididir, korkarsa dilleriniz

annelerin ahı lanetledi ama

yarınsız ve ışıksız neşterli elleri

kırlardaki tüm çiçekler annelerin

tüm şiirler ve türküler annelere

düşmeyen tek barikat annelerindir

mutlak gül renginde olacak sabah

sabah annelere mutlak müjde olacak

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA