TAKINTI


Aynada kendimize baktığımızda, gördüğümüz yüzü bizim diyerek sahiplenmek istemeyiz. Kusur ararız ve bunu o kadar iyi yaparız ki güzel olanlar gözüme çarpmak yerine aynadan teğet geçip boşluğa doğru yol alır.


Hayatımızın çeşitli dönemlerinde kafamıza takılan ne varsa, ilerleyen zamanda gözümüze önemsiz gelecektir. Hastalık halini almadan buna bir dur demek gerekir. Gençlerimizin mutsuz, umutsuz ortalarda gezinmesinin başlıca sebebi budur. Aynı fabrikadan çıkarcasına birbirine benzeyenler, düşünce yapılarını da kolayca benimsemektedir. Aşırı zayıf olmak, kendisiyle alakası olmayan birine benzeyecek kadar makyaj yapmak, üstüne yakışmasa dahi giyilen yırtık giysilerle güzellik kavramını dejenere ediyoruz. Gençleri bu yönde destekleyen yetişkinlerin sayısı da az değil. ‘’Aman! Yaşıtlarında sakın kusur kalmasın. ‘’diyerek görsel ve ruh güzelliklerini görmesini sağlamayan yetişkinlere ne demeli bilemiyorum.


İnsan kendisiyle barışık olduğu zaman etrafına da faydalı oluyor. Olumsuz saplantılı düşünceleri olduğunda ise negatif enerjisiyle önce kendini sonra çevresindekileri zehirliyor. Eğlenmek başlığı altında yaptıkları eylemler birbirlerini ifşa etmek üzerine kurulu. Doktora giden gençlerin vücut ölçümleri yapıldığında fiziksel yaş olarak oldukları yaştan fazla çıkmaları acı verici...


Yıllar önce ‘’Saçımı tararken saçımı düşünürüm’ diyen bir başbakan başarının sırrını bu cümleyle kısaca özetlemiş. Elinde telefona bakarken söylenen sözleri anlamayan, yediği yemeğin damak zevkine varmayan, saatlerce oyun oynayıp, sahte başarı elde ettiğinde sevinen bir nesilden söz ediyorum. Resimlerini fotoshopla düzelterek kusursuzluğu ekranda yakalayan genç, aynadaki görüntüsünden hiçbir zaman memnun olmayacaktır. Araştırmalara bakıldığında istatiksel veriler estetik ameliyat yaşının çok erken yaşlara indiğini göz önüne seriyor. Bu sonuç maalesef acı veriyor.


Peki, ne yapmalıyız? Sorun belli çözüm nedir? dediğinizi duyar gibiyim. Leyla Navaro’nun’’ Beni duyuyor musun ‘’adlı kitabını okuduğumda anneliğimi sorguladığım yıllarımdı. Empati yaptığımı sanıyordum kendimce; ama beceremiyormuşum. Aşırı korumacılığımla iyi anne olunur zannettiğim için, yolda düşen çocuğumun daha fazla ağlamasına sebep oluyordum.Karşılaştığı tüm sorunları benim çözeceğimi düşünmesine sebep oluyordum. Hâlbuki düşe kalka büyümesi gerektiğini, yaralarını kendisi saracak güçte olduğunu biz büyüklerin kabullenmesi ve onların bunu başarma zevkine varması gerektiğini biraz geçte olsa anladım. Ayakkabısını kendi bağlayacak yaştayken bile bağlamayan, yumurtası soyulup önüne konan, sabah saati kurarak uyanmak yerine, büyükler tarafından uyandırılan, arkadaşlarıyla bir sorunu olduğunda hakkını kendi araması gereken yerde, kavga eden akrabaları olduğu sürece bu biraz zor gözüküyor.


Çözüm önce kendimizi düzeltmekten geçiyor. Hata yapmalarına göz yumarken , sonuçlarını görüp tedbir almaları gerektiğine önce kendileri karar vermeli gerek. Gölge olup onları takip ederken, hayatlarını yaşamalarına da izin vermeliyiz. En değerli varlıklarımızı korurken, yalnız olmadıklarını hissettirmeli , parayla satın alınacak güçle değil, sevgimizle ayakta durmalarını sağlayacak davranışlarda bulunmalıyız. Güzel olan yanlarını överken, fazla abartıya kaçmadan vücutlarını sevmelerini sağlamalıyız. Şükretmesini öğretmek birinci sırada olmalı. Günümüz gençliğiyle birlikte İhtiyaç sahibi kişileri ziyaret için zaman ayırmalı, yardıma ihtiyacı olanlara yardım için olanak yaratmalıyız. Farkındalık olması için orta yaşa gelmelerini beklemeden bunu yapmalıyız. Paralarını doğru kullanmaları gerektiğini, onlar istemeden bile ellerine fazlaca harçlık vererek değil, çalışıp üreterek para kazanmalarını sağlayarak yapabiliriz. ’Kıyamam yorulmasına, emir almasına’’ diyorsanız ilerleyen zamanlarda çalışmaya hiç hazır olmadıkları için gururları daha fazla kırılacaktır; bu yüzden pişman olabilirsiniz. Yıllarca tekrarlanan bu senaryoya seyirci olunca yaşanacakları öngörmeye başlıyoruz. ''Geç kalmadan tedbir alın'' sözü televizyondan izlediğimiz hava durumu haberi olsa keşke diye düşünüyorum bazen..Gençler bizim geleceğimiz; toplumda ki her bireye düşen görev birbirimize yardım ederek geleceğe güvenle bakabilmektir.O yüzden bizi iyiye güzele götürecek her söze her bilgiye önem vermeliyiz.


Takıntı kelimesi yedi harf üç hece ama verdiği zarar hem kendine hem çevresindekilere. Dert edinmeyeceğiniz günler göresiniz inşaalah. Kalın sevgi ve neşeyle…

20 görüntüleme

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA