GEÇMİŞTEN GELECEĞE MEKTUP


Gelecek kaygısı yüzünden, bir adım atmayı ertelemek, çözüme giden yolları kapatarak, negatif düşünmeye sebep olmaktadır. Hâlbuki mutluluk yaşadığımız anda saklıdır. Geçmişin pişmanlıkları, geleceğin kaygısı, anı yaşamaya engel olur. Sorunun ne olduğunu anlayınca, düşünce biçimimizi değiştirerek işe başlamak gerekir. Yeniliklere kucak açtıkça, başarı ve mutluluk kaçınılmazdır. İçindeki boşlukları doldurmak için uğraşırken, gelecek kaygısı yaşayan gençler mutsuzluk denizinde boğuluyorlar. Gözlerdeki perdeyi aralayarak, ışıktan faydalanmalarını kolaylaştırmak gerekiyor. Aydınlatarak yol göstermek, aileden önce öğretmene görev düşüyor. Bilgiyi aktarmanın yanı sıra gençlerin dertlerini dinleyerek, kendi iç dünyalarıyla barışmalarını sağlamak için tecrübelerimizi kullanırken, yeni yöntemler de bulmak gereklidir.


Rehberlik dersinde '’Çok mutsuzum, canım sıkılıyor, hiçbir şey yapmak istemiyorum’'diye yüreğindekilerini döken öğrencime nasıl yardımcı olabilirim? Sorusunu sorguladım kendimce. Ders başarısı yüksek olan, fiziki görüntüsü ve toplumsal birey olarak kabul görüldüğü, arkadaşları tarafından onaylandığı ve ailesinin üzerine titreyerek, her isteğinin yerine getirildiğini bildiğim bir öğrencimdi bunu söyleyen. Onu mutsuz yapan neydi? Hayatta en çok keyif alacağı zaman dilimini yaşamasına engel olan neydi? diye düşünürken geçmişe kısa bir yolculuk yaptım. İç dünyamı yansıtan günlükleri yazarken, saman kâğıdı sayfalarına döktüğüm gözyaşlarımı, kendime verdiğim sözleri ve geleceğe yazdığım mektubu hatırladım:Anahtar kelimenin’’ hayallerini yaşamalısın ‘’ olduğunu söyledim. Gözlerinde parlayan umut ışığını yüreğimden gelen sözlerle yakabildiğimi görmenin sevincini yaşamak beni mutlu etti. Öğrencime yardım etmek deniz kıyısında suyla buluşmayı bekleyen deniz yıldızını denize atmak gibiydi. Sınıftaki tüm öğrencilerime de ödev olarak mektup yazma görevi verdim. Rengarenk zarflara içerisine on sekiz yaşına yazdıkları mektupları koydular. Duygu yüklü mektupları günlüklerimin yanında açılacağı güne kadar özenle sakladım. Artık sihirli kutudan çıkma zamanı geldi. Mektuplardan söz açıldığında ne yazdıklarını hatırlamayan da var, zarfın içine açtığında sevinsin diye para koyan da. Küçücük zarfın içine kocaman umutlarını yazan da var , büyük zarfta iki satır kendine kızan da. Okulu değiştirip giden, umutlarının yazılı olduğu mektubu ben de bırakan da.Benim açımdan büyüdüklerine, olgunlaştıklarına şahit olmak gurur verici. Hayallerini gerçekleştirdiklerini görmek, bunu yaparken sizin de payınızın olduğu bilmek en büyük zenginlik.


Gençlerimize yol yakınken kendilerini bulmalarını sağlamak elimizde. Yetişkinler ise ‘’Neden mutsuzum’ ’sorusunu sormaktan vazgeçip ‘’Mutlu olmak için her şeye sahip miyim? Yoksa sadece toplum tarafından bir insanın mutlu sayılması için belirlenen kriterlere sahibim'' diye mi rahatsız hissediyorum sorusunu sormaları gerekir. Paylaşmak; güzeli, iyiyi, derdi ve kederi. Konuşarak olmasa da eskisi gibi mektuplaşarak. Size ayna olacak bir mektup arkadaşınız yoldaşınız olsun. Bulamadınız mı? Onunda kolayı var. En iyi arkadaş; sevginize en çok ihtiyacı olan kişiye yani kendinize yazın. Dünya dönmesini durdurmuyorsa madem sizin için dönmeye devam edecektir.


‘’Hayallerini yaşa; kendine ve sevdiklerine özen göster. İç huzurunu koruyarak, kalbini sevgiyle doldur.’’ Sözleriyle kendine seslenmeye ne dersin? Kâğıdın, kalemin rengi önemli değil yeter ki yazdıkların gökkuşağı renginde olsun. Sevgiyle ve güzellikle kalın…


Foto;Nurdan B.ALADAĞ

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA