farkındalık

En son güncellendiği tarih: 5 Ara 2020



Çocukken zaman geçmek bilmezdi; ne zaman ki onun geri döndürülemez bir şey olduğunu kavradık; işte o zaman su gibi akmaya başladı.

Peki değerini bilmeye başladık mı?

Bilip de o anın, zamanın hakkını vermeye, şükür ömrümden bir gün daha geçti, ama ruhum da doydu, bedenim de... demeye başladık mı?

Oysa çocukluğumuzdan biliriz: Sevdiğimiz bir yiyeceği tüm duyularımızla hissederek sindire sindire yerdik, şimdi güçlü erginlerken mi yapamayacağız, yaşadığımız her günü şölene çevirmek de bizim elimizde değil mi?


Yapmayın lütfen; bunca karmaşa, bu kadar sorumluluk, iş güç içerisinde bu nasıl olur, nasıl başarılır, demeyin... O sorular bile zaman kaybı... Nasıl olur da sevmeye sevilmeye, yaşamaya zamanımız olmaz... Oysa en birinci ödevin o:Yaşamak... Bir gün olacaktır, hani sokaklardaki mobeseler var ya, onlar gibi kameralar tüm günümüzü kaydedecek. Orwell'in 1984* romanındaki gibi, uff, onu da istemeyiz herhalde, düşünsenize "büyük biraderin" gözü hep üstünüzde... Üstünüz başınız düzgün salonda çayınızı içerken, berberden çıkarken...bunlar güzel de diğer kaydedeceği anları düşündükçe hevesim azaldı... Neyse biz amacımıza uygun hayal kuralım; öyle bir kamera olsa, sadece gün içerisinde kaçırdığımız güzel anları kaydetse, yaşanılanı tekrar izleme fırsatımız olsa, hayatı bu kadar ıskalamazdık sanki.


Mademki geldik dünyaya; güzel olanı fark etmek, mutlu edecek olanı yaşamak hem hakkımız hem de görevimiz değil mi? Oysa biz bunların yerine, eksikleri bulup kafaya takmayı marifet biliyoruz. Kulakları çınlasın sağlığında değerini anlamadığım bir büyüğüm derdi; Allah hep yaptıklarımızın değil, yapmadıklarımızın da hesabını soracaktır; kulum sana bu eli verdim, ne yaptın, bu gözü, bu ayağı...? Derse...

Yorucu... tüm organların ayağa kalkıp hesap sorduğu geldi, gözümün önüne...Üşüdüm.

İçten sıcacık bir ‘’Günaydınla’’ güne başlarken başkalarından çok kendimizi mutlu ediyoruz aslında. Enerjimizi; üretmeye harcamak için kullanmak yerine etrafımızdakilerin olumsuz tavırlarıyla zamanı tüketiyoruz, sonra da kapıldığımız kırk türlü vesveseyle olumsuzluğu körükler buluyoruz kendimizi... Birbirini etkleyip mutlu olduğumuzu bile yansıtmaktan korkar hale getiren bir toplum olup yaşarken, geometrik şekil olarak adını bile koyamadığımız ‘’kaç genin ‘’içinde sıkışıp kalıyoruz.

‘’Hayat kırkından sonra değil farkından sonra başlarmış’’ sözünü doğrularcasına kararlar alıyoruz. Neye ne kadar üzüleceğimize zamanla öğrendiğimizde, mutluluğa açılan kapının aralandığını görenlerden biriyim ben de. İnsanız hata yaparız, hatalarımızdan ders çıkararak yeniden yanlış yapmadığımızda, başkalarına bu yönde örnek olduğumuz zaman doğru yoldayız demektir. İster öğretmen olalım ister doktor, mühendis, avukat ister üreten emekçi... işimizi tam yaptığımızda kazanan salt biz değil toplum yani çoğunluk oluyor. ‘’Cebimde yoktu, gönlümden veriyorum’’ sözünü düstur edinince, insan birden çok zengin olduğunun farkına varıyor. Öğretmenlik mesleğimin her yılını mesleğe yeni başlıyormuş heyecanıyla yaşarken, yılların geçip gitmesine aldırmıyorum. Öğrencilere bilgi aktardığımı sanıyorken onlar bana hayat dersi veriyormuş bunu anlıyorum. Bir çocuğun başını okşadığımızda dertlerimizden biran uzaklaşıyorsak, gençlerle zaman geçirdikçe onların enerjisi de size mutlaka yansıyor. Yaptığınız davranışlar, giyiminiz yaşınıza uyacak diye karalar bağlamanın ne gereği var. İçinizden şarkı söylemek geliyorsa dudaklarınızdan dökülsün nağmeler, çingene pembesi pantolon, civciv sarısı kazak almak istiyorsanız sakın durmayın; hemen giyinip çıkın sokaklara. İsteyen deli desin, isteyen manalı baksın yüzünüze. Yağmurdan sonra gökkuşağı aydınlatır gibi ışıl ışıl olduysa yüreğin biran bile tereddüt etme başkaları ne der diye düşünme.

Hayatı yaşamadığını düşünüyorsan ilk günün şimdi olmasına ne dersin?


Çok düşünme, hayatın pardonu yok...

*C.Orwell'in 1984 adlı romanı: Kara Ütopyaya yani distopyaya en iyi örneklerden biri olan bu roman ileri bir çağda halkınının aklından geçenleri bile denetleyen despot bir yönetimi anlatır.

34 görüntüleme0 yorum
1s0l.gif

ŞAKASIZ;

artık

KIŞ!..

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

861536d39876bb9d5a5ca0fa97dddfb8.gif

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA