Hüzne Az Ara Ver

En son güncellendiği tarih: 7 Ara 2020

-Hiçbir karanlık sonsuza değin sürmez. Sürse de yakmayı bilsen senin içinde kıyamet gibi ışık var, aydınlığın bir sana değil çok insana haydi haydi yetecektir, dene bak... As'lolan hayatsa hakkını ver bugün, gülümse hüzne...-


Yüksekte Uludağ dönüyor, dışarıda Bursa…


Şimdi SEVGİLİ, çok uzaklardan bir esintiyle gelir, gelir de yüreğinde en sivri dikenleriyle büyüyen bir dağ gülü olur açar. Bu erkek damında en çok sevgililer büyür, bir de analar...


Onca karanlıktan sonra gün ışığı, gözlerine saplanan kan oluklu bir bıçak…


Korktuğu buydu; uzun açlıklardan sonra, ışık ve sevgiyle ilk karşılaşma…

Dev gövdesiyle kapının eşiğinde gökyüzüne uzamaya kararlı dikiliyor. Kim bilir, ne zamandır kullanılmayan ayaklar beceremiyor.


“...Bana yapmaya çalıştıklarını biliyorum..,” diyecekti mektubunda... ”...Ruhumu yıkmak istiyorlar.”


Bir duvar dibine çöküyor. Yükseklerde dağ, zembereğinden boşalmış baharın üstüne boz tüylü bir alıcı kuş olmuş, dönüyor.


Zor olan, uzun açlıklardan sonra sevgi ve ışıkla ilk karşılaşmaydı.

Sevgiye çok var henüz, ‘Bir tane’ si çok uzaklarda, ama ışık; ışık bentleri yıkan su olmuş ruhuna saldırıyor. İlk aydınlığı yudumlarken acı duyuyor. Çorak toprakların emdiği suyla yumuşayıp kabarması gibi usul usul uyanıyor ruh. İlk dize, patlayan ilk kardelen; buzu ve karı yarıp çıkan, zulmü ve zemheriyi yenen kardelen:

“Bir tanem!

Başım sızlıyor,

yüreğim sersem!

diyorsun...”

diye yazıyor.

Çok derinlerden, toprağın ve ruhun en derinlerinden bükülmez, durdurulamaz bir güç, bir tanrısal kanat yüzeye çıkmak için çırpınıyor. Yaklaştıkça tüm dünya, bir Mevlevi dervişi kesiliyor güneşin etrafında.


Dağlardan, Kirazlıyayla’dan kar kokusu geliyor. Reçine yüklü rüzgâr, sevdaya çağıran çiçeklerin kokusuyla yüklü, ‘tut ellerimi, başım dönüyor,’ diyor. Aydınlıktan mavi gözleri yanıyor. Yaşam güneşin ellerinde bir altın sıvı, uyuşmuş kireçlenmeye dönmüş bedenine bozkırın aç toprağına akan su gibi akıyor. Işık, bin yılın acılarıyla donanmış solgun yüzünden gerçek bir antik devir tanrısı yaratmaya kararlı; tanrının verdiğini, insanın aldığını geri getirmeye çalışıyor.


Endişeye hiç gerek yok. Çok gitmez en güzel şiirlerini yazacaktır. Çok gitmez dünya güzeli olacaktır, çünkü bahar geliyor.

Çünkü yürek yenilmez ve en çabuk aslını tanıyan odur.


Ne kadar güzellik varsa eskimişe, çürümüşe, yozlaşmışa karşı geri dönüyor. İlk çiğdemin patladığı kar yüklü tepelerden, suyun çekildiği derelerden, kır kuşunun yuvalandığı sazlıktan güzellik ve erdem ağıyor. Kuşkusuz eskimişliğimiz var. Kuşkusuz uzun süren kışın, ruhumuzu kireçlendirmesi kaçınılmazdı.

Kuşkusuz çok yenildik. Dün hep yenildik...


Şimdi BAHAR!


Güneşe çıkalım mı, haydi bahara? Bir gülün dibine oturup güzeli ve kusursuzu solusak diyorum. Bırakalım mı ülkeler kurtarmayı bir an için? Kendi bahçemde dal olmayı öğrenmek istiyorum önce... geçe mi kaldım?


Kim bilir ne zamandır, deli gibi sevdiğimiz, yirmi tırnak asıldığımız yaşamın pürüzlü yanlarını, acı veren kanatan yanlarını unutmak ve gülümsemek istiyoruz.

Düşünsene, başından beri hep bir şeyler eksik, hep bir şeyler küçük, yetmez olmadı mı? Bir şeyler haksızlığa uğramıştı,, doğanın kendisinde bile? Kimi zaman yenilmek, bilcümle yaratığın yazgısı değil midir? Kimi ağaçlar uzun, kimileri kısa, kimi balıklar büyük, kimileri küçük... ve büyük, küçüğü hep yemiş, biliyorum da;‘Sen balık mısın ki?”


İnsan yasalar yapmış, doğanın eşitsizliğine karşı. Düşünmüş, ütopyalar üretmiş; büyük balık, küçüğü yemesin diye uğraşmış. Kısa çöpün uzun çöpten hakkını aldığı bir dünya kurmak için çırpınmış. Ne kadar gerçekleşmiş bu ülkü? O ayrı. Ne var ki, bundan dört yüz yıl önce Avrupa’nın tüm köylüsü köleydi. Bir gecede on binler yok edilmişti, şimdinin uygar Avrupasında, din adına. Her şey bir senin başına geldi sanıyorsun. Gelen öylece kalabildi mi? Bırak ağlamayı, dünyanın en kötü durumda olanı sen değilsin.


Dünün baharı hiç yoktu. Şimdi alınan yola bak. Evrim saati senin ömrüne göre çok yavaş çalışıyor, ama çalışıyor. Arada güneş kararacak, arada şimşeklerle bölünecek en güzel saatlerin, ama... Yarın daha güzel olacak kesin.


Belki de şimdi bir fırsat var. Bahar geri geliyor, güzellik de. Hadi evlerimizi havalandıralım. Yüreğimizi de. İçimizdeki hüznü ve kahrı süpürelim. Yanlışsa yanlış, bizimdi. Öyleydi diye sonsuza değin savunacak mıyız? Bunca taşıdık, yetmez mi? Silip atalım. Yerine koyacak hiç mi doğrumuz yok?


Kahrın boş çivisine asacak tek bir güzelliğimiz kalmadı mı? Savaşmak ve başarmak istiyorsan, bazen ara ver hüzne, ara ver öksüz bayram çocukları söylencelerine… Şimdi şarkını söyle, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşa...


Yaşa ki karanlık da biraz düşünsün...

26 görüntüleme0 yorum
1s0l.gif

ŞAKASIZ;

artık

KIŞ!..

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

861536d39876bb9d5a5ca0fa97dddfb8.gif

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA