Nevruz

En son güncellendiği tarih: 17 Ara 2020


An, o andır; Buz çözüldü çözülecek, Cemreye iki adım var.

Düşer göğün mavisine bir ışık, Açılır kör gözü yalnızlığın...

Öyle bir kimsesizlik başlar ki bedeninde,

Yanarsın ürpererek...

Gözlerin... Kundakta cami avlusuna terk edilmiş sokak çocuğu, bir yavru kedi; bir keskin ustura... ve aç... Yol çeker gibi bakar.

Uzar sessizlik... Ev, dört duvar, Üstüne gelir, sığmaz olursun. Bildik öyküler anlatmaz seni, Gün batmadan kurşuna dizilmek ister gibisin.

Yerde Sümerbank halı, her ilmikte bir roman, Sende hayaller dünya kadar... Gavurun yazığı gelir... İçim gider:

Hanımelleri akar, Akar tahta cumbalarından, Şimdi Mayıs, Çingeneler Zamanı; Havada el değmemiş bir cigan,

Sarı güle keser ellerin.

Yüreğini yüklenmiş bir ses, kan revan; Kendine iyi bak, demelerdedir. Zaman, güllerin katmerlendiği gün... Yani bahar.

İçin gider.

Bu hal, hal değildir bilirim, Çarpacak duvarlar arar gibisin. En dağın doruğunda, tanrıya azıcık var, Rüzgar essin göğüslerinden Ve toprak yalasın sırtını... Dilersin.

Bize, sonsuz baharlar gerek,

Sen bir dağ ateşisin, bense deniz

Eşkiya kesmiş yolu, dağlarım hala kar.

Yanarız titreyerek...

Uzaklarda o türkü, Bir eski gramofonda, “Hiç kimsenin, yağmurun bile, Böyle küçük elleri yoktur.” çalar.

Şenol Yazıcı

1s0l.gif

ŞAKASIZ;

artık

KIŞ!..

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

861536d39876bb9d5a5ca0fa97dddfb8.gif

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA