SEÇİM DERKEN...

İnsan hafızası ne nankör. Birkaç kötü yıl yetti.


Oysa 2002-2007 arası AKP'nin ekonomi yönetimi büyük bir başarıydı. Seçimlerde de parti lehine güçlü bir etken...


2000'Lİ YILLAR başlangıçtaki krize karşın Türkiye ekonomisinde yükselişin başlangıcı oldu.


Doğru karar ve uygulamaların yanında yararlandığımız uluslararası likidite bolluğu en büyük etkendi. Değerli TL politikası ve kısmen bu likidite bolluğunu çekmeye yönelik politikaların sonucu olan inşaat, bankacılık ve perakendecilik gibi istihdam yaratmayan sektörler dengeyi zorlayarak da olsa güçlendi. Bu sürede birçok sanayici yatırımlarını inşaat sektörüne kaydırdı.


Ancak son zamanlarda FED politikasında görülen değişime paralel olarak, artık uluslararası likidite de eskisi kadar bol ve ucuz değil. Ekonomi yönetimi de başlangıçtaki eşgüdüm ve başarıyı sergileyemedi. Dışarıdan elde edilen dövize dayanarak oluşturulan kredi hacmini genişletici politikaların da böylece sonuna gelindi.


Gündelik yaşamda hızla artan fiyatlar bir ölçüt olsa da, asıl ülkemizin iki büyük sanayi ve ticaret kurumu Ülker ve Doğuş gruplarının borçlarını yapılandırma talebinde bulunmaları yangının sokağa yansıyandan çok daha büyük olduğunun sinyalleri sanki.

Durduk yere ülkenin en güçlü ticari kuruluşlarından biri gibi görünen Doğan Medya’nın ucuz denilecek bir fiyatla satışı niye? Daha da ucuza gider kaygısı olabilir mi? Yoruldum, sıkıldım… gerekçeleri sizi ikna ediyor mu?


Dedik ya AKP’nin ekonomi yönetiminde yarattığı olumlu algı güçlüydü.

Hala da tabanda o algı sürüyordur. AKP'nin bir şey yapıp yansıyan enflasyonist hatta devalüasyon isteyen baskıyı yok edeceğini sananlar çoktur.


Ne var ki görünen iktidar da artık o denli emin değil.


Yerel ya da lokal yakınmalar olsa da EKONOMİ, on beş yıldır hiçbir seçimin belirleyici etkeni olmadı.

İstikrar bozulmasın diyerek varolan iktidara yeniden onay vermek gibi ciddi bir etki yaratmıştır, hepsi bu...


Öncelik her seferinde teror ve diğer sorunlardaydı.


Ama şimdi... Fehmi Koru diyesi FAÇA BOZULDU…


AKP bunu iyi düşünmeli... Hele EKONOMİnin yangın sinyalleri verdiği bu günde erken seçimi on defa...


Devlet Bahçeli, 2001 krizi sonrası da aynı çıkışı yapmıştı. Patlayan siyasi ve ekonomik kriz sonrası yapılan seçimde iktidar ortağı DSP ile birlikte baraj altında kaldıklarını anımsar mı bilinmez ama bir ders çıkarmadığı gerçek...


Algısı çok hızlı çalışan halk, bir seçim ortamına girilirse kontrolsüz bir tehlikeye dönecek ekonomiyi tüm boyutlarıyla hissettiğinde sorumlu arayacaktır. O zaman AKPnin onca yıllık imajı ciddi bir yaralanmayla karşı karşıya kalacaktır. Halk ne dünya ekonomisini bilir, ne FED’in kararlarını… Önceki sihri nasıl ki iktidarın hanesine başarı olarak yazmıştır, bu kez de EKONOMİNİN sorumlusu olarak da AKP yi ve MHP'yi görecektir. Erken seçim isteğini de kaçış olarak algılayacaktır. O zaman yapılacak doğru eylem ekonomiyi yoluna koyarak zamanında seçime gitmektir.


Bu kesindir, önümüzdeki seçimde BAŞAT ETMEN EKONOMİ olacak...

Dünyanın her yerinde ve her dönemde seçimi kaybettirip kazandıran ekonomidir.


Ekmeğin söz konusu olduğu yerde geride kalan her şey birer teferruat olur.

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA