Ne Dersen De: GÜZ Teslimiyettir

Bazen YOL çeker ya gözlerin, Uzak dağlar, kış denizinde çırpınan martılar ya da nazlı bir sevgili ya da bir "Mehlika Sultan"…çeker ya… Kırasın gelir zincirlerini, zorlarsın.


Arada nasıl oluyorsa anımsıyorsun, kendinden başka zincirin yok ki senin.


O bilge sözü çak bir yerine, canın yansın, bakarsın:

HAYAT, her zaman gün doğarken değil, KORKULARININ BİTTİĞİ YERDE BAŞLAR.


O zaman konu yaşamaksa önce korkmaktan vazgeç.


Tanrı elbette yaptıklarımızın hesabını soracak, sormalı da, onca cehennemlik varken... Sen de ona söyleyecek, elindeydi, neden durdurmadın… hazır cevaplığı yanıtına çalışmak yerine yeni bir şey düşün; TANRI, sen gidinceye değin, yöntem değiştirip bu kez yaptıklarından daha çok, şans kapıyı kırarken yapmadıklarının hesabını sorarsa ya...

Korku insanı akıllı da yapar; hadi biraz da ona çalış.


Sen sen ol, kul hakkı yeme, emanete hiyanet etme, asla öldürme... ama risk olanı yaşama fırsatını, ama yüzde doksan olasılıkla ömrünce anımsayarak perileri görmüş gibi gülümseyeceğin bir mavilik olacaksa, hele bir de ayağına gelirse kaçırma…


Hayalin YAZaydı. Oysa anlamadan bitti bile…


İçin paramparça YAZ bitti diye. Şimdi kış uykusuna kürksüz ve anasız yakalanmış ayı yavrusu gibisin. Bu kadar korkarsan korktuğun gibi olur.


Gümbür gümbür GÜZ gelir.


Kuşkusuz bu yanı var; GÜZ hüzündür.

AŞKın evliliğe dönmeden bir bozguna uğradığı VEDA halidir de ondan. Yoksa o güzel renkleri, uyumlu havası, dünya varsılı bolluğuyla GÜZ insanın en güzel mevsimidir. Bahardan bu yana kurduğunuz, oldurduğunuz her şey, kendinizden yarattığınız yeni BEN, o büyük hayal, yaşama , yapabilme istenci ve gücü en büyük bozgununa uğrayacak, gerçekleşmesine ramak kalmış düşleriniz de dahil her şeyinizle şimdi 180 km hızla bir duvara çarpacaktır.


Ne Dersen De: GÜZ bir bozgun ve koşulsuz teslimiyettir.


Erken değil mi,diyorsun. Hep öyle denir ve her zaman ölmek için erkendir.


Hadi avun, pastırma yazları var daha; dört ayda yapamadığını ancak ilahi bir mucize olur kılabilir artık ama as'lolan bu yolda can vermektir.


GÜZ, aynı zamanda bir aslına dönüştür. Risk almadan yaşadığın ve elbette çok daha büyük emek ve hayalle kurduğun , belki biraz daha alçakgönüllü, belki biraz kanatsız , renksiz, ama inadına güvenli, çok emek istemeyen, hiç risk almayacağın, her şeyin yerli yerinde olduğu gerçeğine, EVine dönmektir de...

Ömrünün en büyük bölümünü işgal eden o muhteşem nikahlına, KIŞına koşulsuz yeniden teslimiyettir...

Bırak yüzünü gözünü ekşitmeyi. Evin gibi var mı? Nar gibi sobanın arkasında uzat ayaklarını, fasulyen ayağına gelsin. Ne gül dikersin, bundan böyle, ne gülibrişim... Saç boyamaya gerek yok, form tutmaya da, hatta ağdaya da... Ta CEMRE'ye kadar. Ne kadar şekilsizseniz o kadar iyi... KIŞ seni koşulsuz bağrına basan, serçe heykeli haline karşın yine de şahin gören, sana da öyle sandıran ananız gibidir.


Yaz AŞKken, KIŞ evlilik gibidir.

Ondan YAZ kırmızı, GÜZ hüzün, KIŞ gridir. Dedik ya, rengi ışığı, adrenalini ve hormonu olmasa da aslolan KIŞtır. Ondan HUZURdur zaten…

Sen huz’ru nasıl da seversin.


Hadi git, korkundan utanmayacağın uzun paçalı pazen don gibi huz'runu giy, BAHARa değin sıcak yaşa…

Yaşamak dersen tabi.

*


27 görüntüleme

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA