Niçin GÜNEŞ ÜLKESİ

Hani derler ya; kararan gün, kararıp kalmaz...


Karanlıktan yorulduk da ondan demek yetmez mi.


Avuntu mu? Olsun, canın bittiği yerde, ruhun dirilmek için umuda ihtiyacı yok mu?.. Dua da o değil mi?

Allah kimselerin başına vermesin, o ruh haline girmeyin bir kez, baharları zemheri sanır, çakır güneşin altında ışık delisi olursunuz. O zaman en çok umuda ihtiyacınız vardır. Gerçeğiniz ne olursa olsun, umuda...


Hem artık gerçek mi yaşadığınız, emin misiniz?

Biz çok zamandır Platon'un dediği gibi algılıyoruz: Nesneler ya da yaşadığınız değildir gerçek olan, onlar sanrıdır; asıl gerçek ideallerdir; ütopyadır. Onlar kolayına değişmez...


Edebiyatın, sanatın asıl işlevi bu değil mi? İnsana umut yelkeni takmak, ÜTOPYALAR yaratmak.

Sahi biz ne sanıyorduk: Edebiyat güncel ideolojide taraf ve bir yanın borazanıdır, değil mi? Ya solcu ya sağcı ya dinci ya hemşerici ya partici ya mezhepçi... Bizden olanlar ne yapsa iyi, ötekiler tu kaka. Ehveni şer olan da rüzgara, modaya göre yelken açandı ancak...Popüler olanın dümen suyunda vira vira...

Boşuna inkar, hepimiz bir şey adına en azından bir devir öyleydik.

Vardığımız yer de sonuç da burda... Krallar çıplak, lafla peynir gemileri yürüyor.

Artık BİZ, SİZDEN değiliz, demeye karar verdik, bir tarafımız varsa o da İNSAN... Cürmümüz ne mi? Biz de başarırız demedik ki deneriz dedik. Herkes kullanmasa da akıl, vicdan, adalet duygusu vardır; ya uyanırsa... Ya göl maya tutarsa?..

Büyük işler sizin olsun; bizim işimiz zemheride güneşi getirmek, yapamasak da hayal ettirmek... Var ya hani, gökyüzünü maviye boyayanlar; onlardanız işte...

Olamaz mı?

Denemeden anlaşılmaz.


O şiiri bilir misiniz?

...

İntiharına bir başkaldırıdır bahar,

Çığlık çığlığa dalar kış denizlerine

çiçek gemileri

…Ve kırık kanatlı kuşlar…

Zalimin saltanatı var de,

Hadi yeniden dene,


Kardelene fısıldayan mı var:

Altı üstü bir metre kar…

Bir çiçek ol buzun altında,

Senin de Allah'ın var.


Sapla kalbine hayatı ve aşkı,


Çık!


Üstü güneş, üstü bahar…

...

Akıl ya...


Yazanın bahçesi bu kadarcık; onun kardeleni, bahar savaşçısı kitapları, düşünceleri, değil mi?.. nereden bilsin,fukara.


Ne oluyorsa? Güzel güzel yenilmeye alışmış, hatta teslim olmuş, tek derdi ayhali sancılarından muzdaripken, birden ateşli bir savaşçıya dönme hali ne oluyorsa? Bu şizofren med-cezir ne?.. Oysa çok basit: Karanlık çok uzadı, zemheri çok uzadı.


Kedi anlamadı, biz de anlamadık, ama çok köşeye sıkıştırdık, oysa annen demişti, köşeye sıkışan kedi arslana döner...

Galiba buna EDEBİYAT diyorlar. Haksızlığa muhalif, mazluma kardeş olma haleti ruhiyesi...


Şiir ve has edebiyat sihirli bir jargondur… diye söze başlasam diyorum, diyorum da mart kedisi gibi bir ayakkabı eskisi yiyeceğim de geliyor aklıma. Öyle ya, edebiyatın, sanatın zamanı mı? Tek bir güzellik gören mi var? Ya gözlerimiz bozuldu ya da ruhumuz… Dünyanın çivisi çıktı, derdi eskiler, daha da beteri var sanki. Kapıda bekliyor.

Varsa cesaretin aç bak...


Böyle giderse yazın mayonu zor giyersin diyor içim. Niye mi?

Her şeyi de diyeceksin... Dışarıdaki karı görmüyor musun? Ya mevsim ne? Hani avutan pastırma yazları...


Edebiyat, sanat böyle zamanda yapılır mı? Siz, birkaç Don Kişot kalkın, cebinizdeki son birikimleri tüketerek iş, ekmek, gelecek kaygısı içinde boğulan, ama her biri on ekmek ederi yabancı sigaraları, dilini döndürüp de adını diyemediği içkileri içmekten, son model arabaları kullanmaktan vazgeçemeyen bu ülkede sanat yapın.

Gülerler buna… Ama başka yerden…


Gene de umudu öldürme. Tarih hep örnektir.


Bilmiyorsan baksana kardelene...



12.-13. Yüzyıl, Anadolu’nun, Moğol istilaları, iç kargaşalar, yerel isyanlarla delirdiği bir zamandır. Selçuklu yönetimi uyruğu Türkmenleri adam etmek için Moğollardan askeri yardım ister; hatırlarsınız vezir Sadettin Köpek’i... Yaşam kaygısı içindeki insanlar çaresiz, korku içindedir. Gariptir, en büyük mutasavvıflar, günümüze kadar hükmünü sürdüren kimi düşünür ve şairler de aynı dönemde ortaya çıkar, örneğin Yunus Emre bu çağdandır.

15. Yüzyılda Şeyh Bedrettin’i de yaratan Fetret devrinin karanlığı değil midir?


Zor, aklı çalıştırır derler.


Ondandır her karanlık GÜNEŞİ doğurur…

Olmuyorsa resmini yaparız, o da umuttur.

Seviyorsanız siz de gelin...


Ama... Lütfen, hizmet beklemeden, aksine kendinize ve arkadaşlarınıza EMEK vermeye varsanız...


Biliyorsunuz; SEVGİ EMEKTİR...

Güneş Ülkesi & maviADA

Grup Adına

Şenol Yazıcı

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA