Ruh Atölyesi Kadınlarımız

En son güncellendiği tarih: 27 Ara 2020



KADINLAR HER TOPLUMUN İNSAN YARATMA, YETİŞTİRME, RUH OLDURMA ATÖLYELERİ... . BİZ NEYSEK, NE KADARSAK; NE KADAR İNSAN, NE KADAR KAHRAMAN, NE KADAR ALÇAK ve KADAR SOYLUYSAK ONLARIN ESERİ ASLINDA...

“Bir başka deyişle, cinsiyetimiz farklı da olsa gerçekte ruhumuz analarımızın ilmik ilmik ördüğü kadardır” diye yazmıştım, Özgecan kardeşin öldürülmesi üzerine sosyal sitelerde yazılan bayan yorumlarından sonra...


BİZ NEYSEK ONLARIN ESERİYİZ ASLINDA.

Bir başka deyişle , cinsiyetimiz farklı da olsa gerçekte ruhumuz kadınlarımız kadardır.

O zaman son olaylarda canilere öngördükleri cezalardaki dudak uçurtan yaratıcılığa ne dersiniz? * Zavallı Özgecan Aslan, insanı kanını donduracak hunharca bir cinayetle öldürüldü...

Ailesi duydukları büyük acıya karşın bağrına taş basıp sağduyulu açıklamalar yapmaya çalıştı. Türkiye ayağa kalktı. Geç bile kalınmıştı. Sözde yükseltilmeye çalışılan kadın yönünden pozitif bir ayrımcılık varmış gibi duruyordu ama uygulamada ya da sonuçta öyle miydi? Devlet korumasındayken öldürülen kadınları, katillerine kravat taktı diye öngörülen cezai yatırımlarının gülünçlüğünü düşünüyorum da , bir tiyatro gibi...


Vahşeti duyan sosyal ağları kullanan hemen herkes, her kesimden insan bir yorum bir öneri getiriyor. İdam geri gelsin, diyenlerden tutun da bu tiplerin hadım edilmesine değin farklı çözüm ve düşüncelerin seslendirildiği bir ulusal mahkeme jürisi oluşmuştu sanki...


Kuşkusuz bu duyarlılık çoktandır olması gerekendi. Katile ve ona yadım edenlere en ağır ceza verilmeliydi ama öngörülecek cezalardaki vahşet şaşırtıcı.Adaletin yerini bulması caydırıcı olması önemli ama kontrolsüz bir kesip doğrama hali ne? Tepkilerin, hazırlığı yapılan güvenlik yasalarına malzeme olacağı kaygısı ortamı haramilere bırakıp ülkeyi terk etmeye neden olamaz. Önceki örnekleri yaşandığında sessiz kalan toplumun şimdiki isyanına, niye şimdi, sorusu komplo teorisi gibi kalır; bardağı taşıran hep son bir damladır. Ayrıca her sosyal patlama birilerinin işine yarar, birilerini zayıflatır.


Tepkilerin arasında en ilginci, en dikkat çekici olan da kadınların seslendirdiği katillerin cezalandırmalarına dair önerilerdi. Sosyal ağlarda düşüncelerini paylaşanlar çoğu kez, eğitimli, çağdaş, okumuş yazmış kadınlar...Dikkat çekici olan kadınların önerdiği çözümlerin çoğunun yasayla, adaletle ilgisi olmayan korku filminin senaryocusunu yaya bırakacak cinsten olması.


İdamın ya da bir tür ölüm cezasının onlara az geleceğini, bir anda kurtulacaklarını, onun yerine işkence tarihine geçecek yöntemlerle çoğu "organ" odaklı ezmekten, doğramaya, içine kızgın şiş, sokmaya, kazık çakmaya, defalarca tecavüze... değin öneriler yığınla... Sanki bunlar kan görmekten korkan, şiddetten nefret eden zarif, kibar hanımlar değil de, her biri kan içinde yüzen kasap, cellat... Acının en derin hissedildiği, paylaşıldıkça çoğaldığı böyle bir anda doğal gibi gözüken bu ruh hali, azıcık düşününce dehşete kapılmaya yetiyor...


Ne korkunç bir deha, ne büyük bir yaratıcı güç ve nasıl da gemlenmiş işkence etme yeteneği?..

Kabul etmeli, kadınların baskılanmış birer potansiyel cellada dönmelerinde biz erkek yüzlü toplumun büyük katkısı vardır, vardır ama bu kadar da olur mu, insan dediğin hiç dış etkilere direnip doğasını yaşatmaz mı? Yaşatıp biz erkekleri utandırmaz mı?

KADINLAR insan yetiştirme ve ruh oldurma atölyelerimizse ve en niteliklileri böyle düşünüp uygulamaya hazırsa o adamların çokluğuna niye şaşırıyoruz.? Kim yetiştirdi onları, kim ninnilerinin yanına ülkülerini yerleştirdi fısıltıyla.


Nereden öğrendiklerini hala merak ediyor muyuz?



AK Parti Balıkesir Milletvekili Tülay Babuşçu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamalarla yine olay oldu. Tülay Babuşçu, "Cumhuriyetin Osmanlı imparatorluğunun reklam arası” olduğu şeklindeki tweetinden sonra tartışmalı bir paylaşımda daha bulundu. AK Parti’den yeniden aday adayı olan Tülay Babuşçu, “BAŞKAN RTE” adlı Twitter kullanıcısının “Bizans dostu kahpe İsmet İnönü” başlıklı tweetini paylaştı.


Tweetin devamında yer alan akıl almaz tarihi çarpıtmalara, iddialara hiç değinmiyorum, benim şaşkınlığım bir hanımın bu sözleri içeren bir teweti onaylamak, alkışlamak anlamına gelen paylaşması...



Ulusal Kurtuluş Savaşı'nda büyük rolü olan Kazım Karabekir'i doğmatik, gensel ya da bilinçli bir nedenle sevmeyebilirsiniz; hatta onun değerini, önemini, Cumhuriyetin kuruluşundaki büyük katkılarını inkar da edebilirsiniz, vicdanınız yetiyorsa... Ama ona yukarıdaki gibi küfürlerle seslenebilir misiniz?

Kurtuluş Savaşının "Galip Hoca"sı Bayar'ı ellili yıllara bakarak aykırı görebilir, TEK PARTİLİ bastonuna bakarak nefret de edebilirsiniz, sizin bileceğiniz, ama "kahpe" der misiniz?


Siz erkekler küfrü, hakareti seversiniz; kutsal saydığınız anaları, bacıları maçlarda ya da küçük bir tartışmada ne ilgisi var diye düşünmeden işe karıştırıp bütün bayramlarını (!) kutlarsınız, inkar etmeyin; ama bir kavga ve şuursuzluk modunda bile olsanız sizin siyasi anlayışınıza ters de olsa bir başbakanın, bir cumhurbaşkanının, bir kurtuluş gazisinin, bir yaşlı adamın ya da ölmüş birinin ardından böyle der misiniz?


Eleştirmek elbette hakkınız; şunu yapsaydı, şunu yapmasaydı demek de... Ama bir Kurtuluş Savaşı albayına, bir cumhuriyet generaline, cumhuriyet kurucusuna, bir eski başbakan, cumhurbaşkanı, bir siyaset adamımıza, en önemlisi ölmüş bir büyüğümüze eğitimli, çağdaş görünümlü bir vekil hanım böyle diyebiliyorsa ya da diyene katılıyorsa...


Saldırıya uğramamış, dara düşmemiş, yani şuurunu kaybetmemiş, sadece bilgisayar başında internette gezinen bir bayan bunu nasıl onaylayıp paylaşıyor, diye düşünmek sizi çıldırtabilir, iyisi mi yormayın kendinizi...


Benim aklım almıyor, bir bayan bunu nasıl doğru bulur? Kişi İsmet İnönü değil de sıradan biri bile olsa ağza nasıl alınır?


Ne oluyor kadınlarımız?


"KAHPE" sözcüğünün anlamını mı bilmiyor? Kurtuluş Savaşını, Cumhuriyetin kuruluşunu hadi kitaplarda okumadı, filmlerde filan da mı görmedi , İnönü nereye düşer haritada bulamaz mı? Bizans nerde kaldı, İnönü ne zaman yaşadı, bilmiyor olabilir mi? Milli Parklara İngilizler istemedi diye değil, yasalar izin vermediğinden inşaat yapılamayacağını bilmiyor mu yani?


Yok hanımlar, söylenecek söz yok! Bu hanımın yıktığını milyonunuz bir araya gelse onaramaz sanki...


Siz gerçekten bu muydunuz? Yok, günahını tümden size yıkmayalım...


Bu kadar olumsuzluk örneği erkek davranışlarının sorumlusu elbette tek başına analar olamazdı. ANALAR sorumludurlar , çünkü sözünün geçtiği, gücünün yettiği aile bireylerinde en azından çocuğunda olumsuz davranışlar biçimlenirken onlara müdahale etmeyip erkek egemen toplumun alkışçısı oldukları için... Etkendiler; çünkü daha güzel bir dünya için, kızlarının daha iyi bir gelecekte yaşamaları için erkek çocuklarına sevgiyi, iyiliği, sorumluluğu, daha güzel insan olmayı öğretmedikleri için...


Ama tek sorumlu değildiler.

Onlara şekil veren, çerçeveler çizip dayatan, biz erkekler payımıza düşenin ne kadarını yapıyor ya da yapabiliyorduk ki onlardan bunu bekliyorduk. Onları kendi vicdan ve akıllarına bırakmayıp bizim anlayışımıza payanda olmalarını, destek ve onay vermelerini isteyen de biz değil miydik?


Onları galiba annelerle elele verip biz ürettik...


Biz gerçekten BU MUYDUK?


Susalım ve utanalım!!!


Hepimiz sorumluyuz!

5 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
1/2
1s0l.gif

ŞAKASIZ;

artık

KIŞ!..

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

861536d39876bb9d5a5ca0fa97dddfb8.gif

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA