SPARTAKÜS

En son güncellendiği tarih: 23 Ara 2020


"Zincirlerimizden başka kaybedecek neyimiz var / Spartaküs" (MÖ 109 – MÖ 71)


Tarihi bir şahsiyet gibi duruyor değil mi?Oysa hakkında bilinenler bir tür efsane: Spartaküs diye biri yaşamış, Roma'ya kök söktürmüş, ama onunla ilgili en somut bilgileri bir romandan edindiğimizi düşünürsek, tarihi bir kişilikten daha çok, düşsel bir kahramana daha yakın.

Hoş M.Ö sözünü ettiğimiz, Spartaküs de bir köle sonuçta. Kölenin o günlerde tarihi mi olurmuş?


Doğru; antik Roma'da arena’da dövüşen bir köle gladyatördü. MÖ 73 - MÖ 71 yılları arasındaki köle ayaklanmasında önderliği ile tarih sahnesine çıktı. Örgütlediği kölelerle çağının en büyük ve organize devleti Roma’nın lejyonlarını defalarca yenilgiye uğrattığı, yaşadığı ve yaptıkları Çiçero dahil bir çok tarihi şahsiyetin kayıtlarından bilinse de hakkında bilinen ayrıntılar çok net değil.


Özgürlükleri için savaşan Spartaküs'ün ve kölelerin Roma'yı defalarca yendikten sonra amaçlarına ulaşmaları, İtalya’yı terk edip Alpleri geçerek dağlarda kaybolmaları beklenenken, vardıkları Kuzey İtalya’dan zafer sarhoşluğuyla hatalı bir seçimle geriye dönüp ve bu kez yenilmeleri tarihin şaşırtıcı, kazansalardı ondan sonraki 2000 yıl daha sürecek kölelik tarihi ne olurdu sorusunun yanıtını buldurmayan garip bir ironisidir. Sıkıştıkları bölgeden çıkıp Sicilya’ya geçmeye niyetlenirler ama anlaştıkları korsanların ihanetine uğrayınca Messina’ya çekilirler. M.Ö 71de yapılan son savaşta Roma, köle ordusunu yok eder ve geride kalanları çarmıha gerer. Spartaküs ise bulunamaz. O devirde yaygın inanışlara göre , tıpkı otuz yıl sonra doğacak İsa'nın çarmıha gerilmesinden sonrasına benzer, tanrıların onu yanına aldığı gibi söylentiler varsa da Spartaküs’e ne olduğu hiçbir zaman bilinemedi.


Buradan da anlaşılacağı gibi bir tür ortak kahramana döndürülüp efsaneleşen Spartaküs’ün hakkında türlü öyküler anlatıldı yüzyıllar içinde.


Önderlik yeteneğiyle dikkat çeken Trakyalı bir köle olan Spartaküs, bir söylenceye göre Roma ordusundan kaçmış, haydutluk yaparken yakalanmış ve köle olarak satılmıştı. Sonra da efsane başlar, o artık insanüstü bir dövüşçü, seçkin bir gladyatördür.


Spartaküs MÖ 73'te kendisiyle birlikte Capua'daki gladyatör okulundan kaçan 77 arkadaşıyla Vezüv Yanardağı'na sığındı. Küçük bir Roma ordusunca kuşatılan kaçaklar, asma dallarından yaptıkları halatlarla uçurumdan aşağı inerek Romalı askerleri şaşırtıp kurtuldular. Kısa sürede kendilerine katılan ve sayıları 100 bine ulaşan kaçak köle ve gladyatörlerle amansız bir çatışma sonucunda Publius Varinius'u yendi ve kentleri yağmaladı. Böylece Güney İtalya'ya egemen oldular. Roma Senatosu tehlikenin ciddiyetini anlayınca MÖ 72'de iki konsülün yönetimindeki güçler Spartaküs'ün üzerine gönderildi. Spartaküs onları da yendi, sonra kuzeye, Alpler'e doğru yürüyüşe geçti. Gallia Cisalpina valisi onu durdurmaya çalıştıysa da yenilgiye uğradı. Köle ordusu artık Alpler'i geçebilir ve güvenlik içinde dağılabilirdi.


Ne var ki, kimse İtalya'dan ayrılmak istemedi, güneye döndüler Lucinia'ya geri dönen ordu, orada ilk yenilgisini aldı. Spartaküs, Sicilya'ya geçmeyi tasarlayarak Messina'ya çekildi. Onları kaçırmaya söz veren anlaştıkları korsanlar sözlerinde durmadı. Romalı Crassus, köleleri kuşattıysa da, kuşatmayı yararak çekildiler.


Daha sonra, MÖ 71'deki son savaşta yenilip tutsak edildiler. Ne var ki Spartaküs bulunmadı; ya savaştan sağ kurtulup Roma'yı terk etti ya da Romalılar tarafından öldürüldü, ama tanınamadı.


Spartaküs'ün ordusundan sağ kalan 6000 kişiyi tutsak alan Romalılar, Appia Yolu boyunca tümünü çarmıha gerdirdi. O dönemdeki inanışa göre tanrıların Spartaküsü yanına aldığı, koruduğu gibi dedikodular yayıldı. Savaş alanında öldürülmüş ve tanınmayacak hale gelmiş olabileceği güçlü bir olasılık olsa da Spartaküs'e ne olduğu tam olarak hiçbir zaman öğrenilemedi.


O dönemde Roma, bugünün Amerika'sından daha güçlü ve donanımlı, rakipsiz bir devlettir. Köle ve yoksullardan oluşan bir ordu yıllarca M.Ö.73-71 arasında İtalya yarımadasında bağımsız bir şekilde var olmuş ve ROMA'yı oldukça zorlamıştır. Kendilerine karşı gönderilen sayısız orduyu yenmiş ve Roma Cumhuriyeti'nin yönetim sistemini sarsmıştır.


İsyanının eşitlikçi ve özgürlükçü karakteri nedeniyle sol literatürde sahip çıkılan idealist, romantik bir kişiliğe zaman içinde dönüşür.


Bu da 20.YYın sanayi devrimiyle çiğ gibi çoğalan ezilmiş, çok çalışan, ama antik çağ kölelerinden farksız bir yaşama mahkum, uyanan, başkaldırmaya hazır, ne var ki güçsüz, deneyimsiz, örneksiz geniş kitlelerin kahramanlar, idoller arayan yarasını sağaltmaya çalışan ortak ruhunun bir sonucudur.


Almanya'da I. Dünya Savaşı'ndan , 1918 yılında yaşanan devrimden sonra 1919 yılında Karl Liebknecht ve Rosa Luxemburg önderliğinde silahlı ayaklanma düzenleyen ve adı daha sonra Almanya Komünist Partisi olan grubun ilk adı Spartaküs Birliği'dir.


Başlangıcından beri bilinen ve yazılı tarihte de yer alan Spartaküs’le ilgili günümüzde yaygın bilgilerin kaynağında Howard Fast’ın 1951’de yazdığı, dilimize de çevrilen Spartaküs adlı kitabı vardır. Spartaküs’un sol söylemin vazgeçilmez direniş sembolü olması da bundan sonradır. Bunun o dönem Amerika'sı, dünya siyaset gerçeği ve hovard Fast’ın kendi siyasi anlayışıyla çok ilişkisi olduğu düşünülebilir.


Komünist partiyle olan ilişkileri dolayısıyla bir dizi Hollywood ünlüsüyle birlikte hapiste yatan Fast, bu sırada Spartacus adlı romanı kaleme alır. O günlerde Amerika'nın en çok satan ve en iyi bilinen yazarlarından biri olmasına karşın, Joseph McCarthy Amerika'sındaki korkulu atmosferden dolayı, hiçbir yayıncı bu kitabı yayınlamayı kabul etmez. Sonunda kendi imkânlarıyla bir yayınevi kuran Fast, kitabını kendisi bastırmıştır ve tarihte kendisinin bastırdığı kitapla bestseller olma ünvanını kazanan tek olmasa da ilk yazar olmuştur.


1952'de Stalin Barış Ödülünü alan Howard Fast, bundan birkaç yıl sonra Sovyetler Birliğinde yaşanan gelişmeler ve Doğu Avrupa meseleleri yüzünden Amerikan Komünist Partisiyle yollarını ayırır. Pablo Picasso ve Pablo Neruda dahil birçok kişiyle yakın arkadaşlığı bulunan Howard Fast, aynı zamanda Nazım Hikmet için bir şiir yazmıştır.


Spartacus, aynı zamanda daha sonra Kirk Douglas'ın başrolü oynadığı, Stanley Kubrick'in yönettiği Spartacus (1960) filmine de kaynaklık eden kitaptır. Filmin senaristi olan Dalton Trumbo Amerika'da o yıllarda hakim olan McCarthyci rüzgar sırasında 1947 yılında komünist olmakla suçlanmış, kara listeye alınmış ve hapis cezasına çarptırılmıştır. Kendisi gibi kara listedeki yazarlar takma isimler altında çalışmışlardır. Bu filmde Trumbo'nun gerçek ismi ilk kez yayınlanarak McCarthy'ci yasak delinmiştir. Bu yasağın delinmesinde Trumbo'nun isminin jenerikte yayınlanmasında ısrar eden Kirk Douglas'ın da büyük payı vardır.


Yine aynı kitap 2010-2013 yılları arasında Starz adlı bir Amerikan TVsi tarafından birkaç yıl boyunca ilgiyle izlenen bir dizi haline dönüştürülmüştür.


Görünen köleliğin çok doğal olduğu antik çağın bu ünlü savaşçı kölesi, başkaldırının onurlu simgesi günümüzün insanın köleliğini gerçek anlamıyla hiç bilmeyen, tanımayan çağında bile sempatiyle karşılanıp alkışlanmaktadır.

3 görüntüleme0 yorum
1s0l.gif

ŞAKASIZ;

artık

KIŞ!..

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

861536d39876bb9d5a5ca0fa97dddfb8.gif

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA