Erdek; Argonotlar ve Kyzikos

Bir EFSANE Bir GERÇEK: Argonotlar ve Kyzikos

-Hayatını kendin kontrol et, doyumsuz ol, sınırlarına kadar yaşa ve imkansızı iste... nin 2300 yıl önce yazılmış destansı öyküsüydü

ARGONOTLAR.


Evet, İsa'dan önce yazılmış gerçek bir destandı aslında.


İlkçağın büyük destansal öykülerinden biri olan Argonaut’lar serüvenini bize bir tüm olarak Rodoslu Apollonios anlatmıştır. İ.Ö. III. yüzyılda yaşayan Apollonios ünlü bir mythos yazarıdır.-

Film afişi 1963 yılı yapımı olup ülkemizde de oynayan ARGONOTLAR'a ait; Daha doğrusu sinemada oynayan adıyla ALTIN POST'tun...


Yaşamımda sinemada ilk izlediğim ve anlamadan yıllarca etkisi altında kaldığım filmdi aynı zamanda. Henüz okula başlamamıştım, o kadar küçüktüm. Babamla dayım bir nedenle beni gezmeye çıkarmışlar, sonra da sinemaya gitmeye karar vermişler ama beni eve götürmekten erinmişler, yanlarında götürmüşler. Nasılsa orada uyurum diye düşünmüşler herhalde. Ne var ki ilk kez karşılaştığım sinemadan ve başlayan filmden öylesine etkilendim ki gecenin geç saatlerine değin filmi pür dikkat izlemiştim. Kimi sahnelerini, örneğin BOSFOR'un (bügünkü İstanbul boğazları) kayaların birbirinden ayrılarak açılışını, topraktan çıkan iskelet savaşçıları net olarak anımsarım.


Tabi o ve ondan sonraki çok gece uyuyamadım, filmi düşünürken...


Film aklımdan hiç çıkmadı. Bende de o marazlı huy, tat aldığım ama doyamadığım bir anı yeniden yaşama isteği olunca o filmi bulmak için çok uğraştım, sonunda buldum da...

Sevdim mi? Aynı tat değildi, fakat şimdi başka şeyler bularak sevdim. Örneğin bir mesajı olduğunu farkettim: Film altın bir postun peşine düşen güçlü kahramanların hikayesiydi. Bolca savaş, deniz, canlanan iskeletler, tanrılar, tanrıçalar gibi mitolojik, fantastik özellikler içeren aksiyon dolu bir filmdi. İzler, eğlenir geçerdiniz gibiydi ama bir tez üzerine kurulu olduğunu kısa sürede farkediyordunuz:


Hayatını kendin kontrol et, doyumsuz ol, sınırlarına kadar yaşa ve imkansızı iste... nin 2300 yıl önce yazılmış destansı öyküsüydü.


Evet, İsa'dan önce yazılmış gerçek bir destandı aslında.

İlkçağın büyük destansal öykülerinden biri olan Argonaut’lar serüvenini bize bir tüm olarak Rodoslu Apollonios anlatmıştır. İ.Ö. III. yüzyılda yaşayan Apollonios ünlü bir mythos yazarıdır. * Altın Post Yunan mitolojisinde zenginliği, gücü ve iktidarı sembolize eden postun adıdır. Başlarında Jason'un bulunduğu bir ekip Argo adı verilen gemilerine binerek bu postu ele geçirmek için Kolkhis (Günümüzde Gürcistan) ülkesine giderler ve türlü maceralar yaşarlar, uzun bir mücadele sonucunda postu almayı başarırlar. Yunanistan'dan yola çıkıp Çanakkale'den Marmara'ya giren argonotlar, o zamanlar gelişkin bir şehir devleti olan günümüzdeki Kapıdağı yarımadasında yer alan Kyzikos'a da uğrarlar. Kapıdağı, o devir karayla bağlantısı olmayan bir adadır. Bugünkü Tatlısu ile düzler arasındaki dar kıstak sonradan toprakla dolacaktır. Kentlilerce iyi karşılanıp yolcu edilen gemi fırtınaya yakalanıp yeniden şehrin önlerine düşünce halk, düşman zannedip saldırır. Çıkan savaşta Argonatların lideri Jason kentin kralını öldürür. Böylece kentin adı ölen kralın adı Kyzikos olur. “Adı "hızlı" anlamına gelen argo gemisi Karadeniz'in Kolkhis ülkesinde "altın post'u aramaya giden kahramanlar için yapılmış elli beş kürekli bir gemidir. Yapan ustanın adı da Argos’dur.” Gemide yer alan argonotlar sadece gözüpek savaşçılar değil, aynı zamanda özel yetenekli kişilerdir. Jason, Argos (gemi ustası), Tiphys (dümenci), Orpheus (ozan), İdmon (bilici), Amphiaraos (bilici), Mopsos (bilici), Herakles... Öyküye göre Jason henüz küçük bir çocukken kral babası, amcası tarafından öldürülür. Jason büyüyüp genç bir adam olduğunda krallığı amcasından geri almak ister. Bunun için ise uzak bir diyarda bulunan altın postu ele geçirmesi gerekmektedir. Zeus’a kurban edilen koçun altından olan postu bugünkü adıyla Gürcistan'da Ares’e adanmış bir korulukta saklanmaktadır. Yunan mitolojisinde, Güneş tanrısı Helious’un oğlu olan Kolkhis kralı Aiet’nin (Aietes) “Altın Post”a sahip olduğu anlatılır. Yunanistan’da Jason (İason)’un başkanlığında kahramanlar bir araya gelirler ve “Altın Post”u ele geçirmek için Kolkhis'e gitmeye karar verirler. Argonotlar, “Argo” adlı bir gemi yaparlar ve yola çıkarlar. Uzun ve zor bir yolculuktan sonra Aiet’in güçlü ve zengin krallığına varırlar.

“Kral, Yunanlı kahramanları saygıyla karşılar ve gelmelerinin nedenini öğrenir. Aiet, Jason’un şartlarını yerine getirmesi halinde “Altın Post”u Yunanlılara vermeye karar verir. İason önce ateş püskürten öküzlere boyun eğdirecek, başlarına boyunduruk geçirecek ve büyük bir tarlayı sürecektir. Sonra İason’un ejderhayı öldürmesi ve onun dişlerini toprağa ekmesi gerekir. Bu dişlerden savaşçılar çıkmaktadır. İason’un bu savaşçılarla savaşması ve onları yenmesi gerekir. Yunanlılar ancak bundan sonra “Altın Post”u alabileceklerdir.”

Kralın kızı, ilk görüşte Jason’a âşık olmuş ve ona yardım etmeye karar vermiştir. Medea bir büyücüdür. Onun yardımıyla Jason kralın şartlarını kolayca yerine getirir ve Aiet’den “Altın Post”u ister. Kral, Yunanlılara kimin yardım ettiğini hemen anlar ve “Altın Post”u vermeyeceğini açıklar. Bunun üzerine Jason, postu ele geçirmeye karar verir. Ne var ki Medea’nın yardımı olmadan bunu gerçekleştirmesi olanaksızdır. Kralın kızı, postu bekleyen korkunç ejderhayı uyutur ve Yunanlılar “Altın Post”u ele geçirmeyi başarırlar. Hızla gemilerine binerler ve ülkeleri Yunanistan’a doğru yola çıkarlar. Medea da İason’la birlikte gider. Aiet, postun götürüldüğünü ve kızının kaçtığını öğrenir öğrenmez, hemen ordusunu toplar ve Yunanlıların peşine salar, ama askerler “Altın Post”u geri almayı başaramazlar.” Mitolojide “altın post” Phriksos ile Helle’yi sırtında Yunanistan’dan Karadeniz’e taşımış olan kanatlı koçun postudur. Babaları kral olan çocukları üvey anneleri kurban etmeye karar verir. Tam bu sırada gökten inen altın postlu koç çocukları Kafkaslara kaçırır. Argonath ayrıca “Yüzüklerin Efendisi” isimli eserde de Anduin nehri üzerindeki devasa İsildur ve Anarion heykelleridir. Gondor'un kuzey sınırını oluşturur. Argonath, "iki asil taş" demektir. Argonot adı nadir görülen garip canlılara da verilir. “Altın post” onur ve saygınlık ifade eden bir simgedir. Kendini arayış, kahramanın yolculuğu farklı mitolojik hikayelerde işlenir. Hikayenin şekli, yüzeysel anlatımı bir masala benzese de , her dinleyici de farklı çıkarımlar oluşturur. Hiç bitmeyen bir yolculuk ana temadır. Onurlu, erdemli, adil, cesur, dürüst, sadece kendini düşünmeyen örnek kahramanlar sınırları zorlayan yolculuklarını yapar ve maceralarını yaratıp kendi ejderlerini kendileri kontrol ederler. Önce kendi kendilerine egemen olmayı öğrenip, kitleleri peşlerine takarlar. *

Film mitolojik bir destandı, gerçekte olması mümkün olmayan olay ve insanları tarihi gerçeklerle harmanlayıp insanı motive eden bir tezle taçlandırıp inandırıcı yapıyordu. Bu masalın da bir gerçek yanı vardı. Hem de çok yakındaydı.

Jason'un öldürdüğü kralın adını taşıyan şehir; Kyzikos Erdek'teydi ve yakındı.

Kimbilir belki izlerini de bulurdum.

*

Bir zamanların görkemli yerleşim yeri KYZİKOS, bugünkü Erdek'in güney kesiminde Düzler mevkiinde, girişte yer alıyor.


KYZİKOS'ta Argonotlara dair bir işaret yoktu, çünkü ortada Kyzikos yoktu. Parçalanmış mermerlerle bir taş tarlasına dönen arazide bir kazı yapıldığı belliydi ama ortada sağlam tek bir eser görünmüyordu.

Kazı nazik bir iştir, ama görünen burada kazıyı dozerlerle kepçelerle Türk işi yapmışlardı.


Erdekliler tarihi de kültürü de seviyorlar. O kadar ki tarihi kentin mermer kalıntılarını bahçe ve ev duvarlarında, herhalde daha yakın olsun, samimiyetimiz hissedilsin diye kullanıyorlar.

Antik kent günümüze, insan ve doğa tahribatına uğramış olarak gelebilmiş, bir de bu kazı katliamını yaşamış. Yine de görkemli yapılarının ve uygarlıklarının geri kalanları toprak derinliğinde hala varlığını koruyordur diye umut ediyorsun.

Görünen hep orda kalsalar daha da iyi olacak gibi.


Çünkü toprağın üstüne de ancak böyle çıkabiliyorlar, niyeyse...


İşte citler dolusu kitap, binlerce yıllık anı, onca söylence ... ve işte KYZİKOS.


İnsanın içi bozuluyor.

Manzara korkunçtu.


Binlerce yıl önce, o kıt koşullarda ARTEKA'nın karşısındaki Marmara adasının Saraylar köyünde çıkarılmış, bin bir emekle tanrısal bir göz ve yetenekle kanaviçe işler gibi kusursuz işlenmiş, deniz yoluyla buraya taşınmış görkemli mermerlerin o nakış nakış desenlerine bakıp şimdi düştükleri,düşürüldükleri durumu görünce ...

Dinamitle kazı yapmış olmalıydılar.















Sözün bittiği yer galiba Bu taşlar taş ocağından çıkarılmış değil, antik şehrin ehliyetli ellerce yapılan kazısındaki eğitim zayiatları... Gerçi "kazanımları" çevrede göremiyorsunuz ama herhalde Balıkesir'e ya da bir müzeye kaldırmışlardır diye umut ediyorsunuz.







Yok gerçeği korkuttu, filmleri, kitapları yeğlerim.




Kitaplara göre; Kyzikos’un Thessalia’dan göç ederek buraya gelen Dolionlar tarafından kurulmuş Kent, ismini Argonautlar efsanesinden esinlenmeyle belki kurucu Kral Kyzikos’tan almaktadır.

Bilinen tarihi ise İ.Ö.8. yüzyılda İonia’nın önemli kentlerinden biri olan Milet’in burada bir koloni kurmasıyla başlar ve izleyen dönemlerde kent gittikçe önem kazanır, güçlenip büyür. M.Ö.6. yüzyıl da bölgenin Priapos, Arteka ve Prokonnesos gibi kentleriyle birlikte Lidyalılar tarafından vergiye bağlanan kent, Pers Kralı Kyros’un Lidya’yı yenmesi üzerine Daskyleiondaki satraplığa bağlanır. Yüzyılın sonlarına kadar bu konumu devam ettiren kentin, İ.Ö.5.yüzyıl başlarında başlayan İon isyanıyla birlikte dokuz kez el değiştiren uzun bir dönemi başlar. Ancak akılcı politikasıyla her defasında yakılıp yıkılmaktan kurtulan Kyzikos, İ.Ö 364’de II. Attika-Delos Deniz Birliği’ne katılır, kısa bir süre sonra da Atina’ya karşı bağımsızlığını ilan ederek en parlak çağlarından birini yaşar (İ.Ö.362). Siyasal ve ticari alanda da etkinliğini arttıran Kyzikos, bu dönemde bölge deniz ticaretini eline geçirir, parası, diğer para birimleri için bir değer ölçüsü durumuna gelir. İ.Ö.334’de Büyük İskender’in Anadolu’ya girişinde kendisine dostça davranan Kyzikos’lular, bunun karşılığında yönetimsel serbesti ve yapılanma etkinliklerine katılmayla ödüllendirilirler, kenti karaya bağlayan iki de köprü yaptırır onlara İskender. Hellenistik dönem’de her açıdan parlak bir dönem yaşayan Kyzikos, bir kültür, sanat ve ticaret merkezi olur, birçok prense eğitim olanağı sağlar duruma gelir.

Kyzikos’un bu dönemi, İ.Ö. 85’de Roma egemenliğini tanımak zorunda kalmasıyla birlikte sarsılmış görünmektedir. Roma yönetimince zaman zaman ödüllendirilip cezalandırılan Kyzikos, İ.Ö.73’de Pontus Kralı VI .Mithridates kuşatmasına karşı kahramanca direnmesi üzerine Romalıların övgülerini kazanır, çevresindeki yakın kentler kendilerine bağlanır ve ‘’Hürken’’ unvanı verilerek bağımsızlık hakkı elde eder. Arada bir Roma ile ilişkileri çıkmaza girmekle beraber, Romalılar zamanında kentin asıl önemini Hadrian döneminde kazandığı gözlemlenir.

İ.S.123’de yaşayan depremden bir yıl sonra kenti ziyaret eden İmparator Hadrian, yeniden yapılanma için büyük yardımlarda bulunur, kendi adına yapılan ünlü Hadrian tapınağına parasal olanaklar sağlar. Dönemin birçok büyük kentinin almak için yarıştığı imparator kült merkezi anlamına gelen Neokoria unvanı ve ayrıcalıkları ile ödüllendirilir. Sadık bir bağlaşık olma özelliğini sürdüren Kyzikos’a İ.S 2. yüzyılda meydana gelen karışıklıklar sırasında yine Roma tarafını tutması üzerine bu kez imparator Septimius Severus tarafından ikinci kez Neokoria unvanı verilir. İ.S.297’de Kyzikos otuz üç kenti içine alan Hellespontos eyalet merkezi olur, İ.S.324’e dek devam eden bu dönemi, Byzantion’un başkent oluşuyla birlikte sona erer. İmparator Justinianus döneminde İ.S.543’deki depremde kent büyük zarar görür ve bu olay sonucunda Kyzikos halkının kısmen ARTEKA'ya bugünkü Erdek’e göç ettiği bilinmektedir. İ.S.741 ve 1064 yıllarındaki büyük depremlerle ciddi hasarlar görür ve Kyzikos kendi kaderine terk edilir. Kyzikos’ta 1988-1997 yılları arasında kazılar yapıldı. Sonra ara verildi. 2006 yılında yeniden başlandı. Bu dev şehrin ancak küçük bir bölümü kazı çalışmalarıyla gün yüzüne çıkarılabilmiştir.


Düzler Mahallesinin sağ tarafındaki zeytin bahçelerinin olduğu geniş sit alanında Kyzikos antik kenti ve Hadrianus tapınagı kalıntıları açıkta belki görülebilir.

Orada bulamadıklarınızı da Erdek' ve Bandırma müzelerinde belki...

Daha da ararsanız yöredeki kimi binalarda duvar olarak kullanılmış halde bulabilirsiniz.


Argonatlar da kimmiş?

*




mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA